“Bazı insanların sahip olduğu yetenek bende yok,” dedi Darcy, “daha önce görmediğim insanlarla rahat konuşma yeteneği. Başkaları gibi konuşmalarının tonunu yakalayamıyorum, söz ettikleri şeylere ilgi duyuyormuş gibi görünemiyorum.”
İskender'in giderek bir Asyalıya dönüştüğünü, Makedon kültürünü ve kendi yurttaşlarını hor gördüğünü söylüyorlardı. Yıllardır Pers kıyafet-leri giyiyor, kendisini savaş arabasında taşıtıyordu; dahası davranışları da tam doğulu bir otokrat gibiydi. (...) Şimdi de, zaferlerini borçlu olduğu adamlarının yarısını terhis edip memleketlerine gönderirken, diğer yarısını da çoğunluğunu Pers askerlerinin oluşturduğu bir orduda hizmet etmeye çağırıyordu. Doğrusu bu kabul edilemezdi: O zaman İskender'in birden hepsini kovması gerektiğini haykırdılar; hatta sefere (Tanrı olan babasıyla) yalnız çıkabileceğini söylediler (alaycı bir tavırla Amon'u kastediyorlardı). İskender bunu duyduğunda, yanındaki komutanlarla birlikte konuşma yaptığı kürsüden aşağı atladı [...] kışkırtıcıların ele geçirilmesini emretti. Yakalananlar idam edilmek üzere götürüldü.
Sayfa 379 - Tanrı İskender - cezalandırmalar ve çıkar çatışmaları·Kitabı okudu
He had never imagined Jin Ling would actually attack.
The only thought on Wei Wuxian's mind was: Of all the people he could take after, why does it have to be his uncle? He even chooses the same spot to stab me in.
He paused briefly, then wrote: Once he wakes, tell him—I am sorry. And—it was not your fault.
The words he was unable to say to Xiao Xingchen while he was alive.
Poverty
Poverty frees them from ordinary standards of behavior, just as Money frees people from work (Chapter 1, 7).
Yoksulluk basit değil çok karmaşıktır. (Chapter 3, 4).
Daha az paran varsa endişelenecek çok az şeyin var. Çünkü yarın ne yiyeceğinden başka bir şey düşünmüyorsun (Chapter 3, 13).
Kadirizm
Henry diye eleman var. Sevgilisini bıçaklıyor. Altı ay hapse giriyor. Kız bıçaklanınca daha da aşık oluyor (chapter 1, 10).
Slavery Kölelik
She was some peasant girl, doubtless, whom her parents had sold into slavery (chapter 2, 11).
Boris adında Rus bir arkadaşı var. Boris eski asker ve en sevdiği hatta tek sevdiği şey askerlikten konuşmak. Parasız kaldığı günlerden birinde onu bulup iş istiyor. Boris de işsiz ve parasız kalmış. Birlikte aç kalıyorlar. İki gün boyunca aç kaldıkları oluyor.
Sonunda ceketlerini satıyorlar. Bir önceki sefer dünya kadar elbisesine sadece 75 frank verilmişken iki tane paltoya çok bir para vereceklerini beklemiyor ama nasıl oluyorsa 50 frank veriyorlar.
Boris Bolşevik gizli servisi İngilizce bilgilendirme yapacak adam arıyor. Gazeteye yazı yazacaksın iyi para verecekler diyor. Orwell ben anlamam diyor. Anlayacak bir şey yok başka İngilizce gazetesinden bak oraya yaz diyor. Görüşmeye gidiyorlar. Gittikleri yer çamaşırhane gibi bir yer. Yıkanacak çamaşırlarla gelmedikleri için adam onlara kızıyor. Örgüte giriş ücreti 20 frank diyor. Bunlarda 5 var onu veriyorlar. Böylece dolandırılıyorlar.
Boris 50 frankı görünce çok seviniyor. Karnı doyunca morali yerine geliyor. Boris’in karnı doyunca hemen hayaller kurmaya başlıyor. Hemen cesaretleniyor ve atıp tutmalar başlıyor. Eldeki paranın kaç gün yetebileceğine bu sürede ne yapmaları gerektiğine dair hiçbir şey konuşmuyorlar. Gerçi eldeki para da plan yapmaya yetecek bir para değil. Yapacakları şey