bayıldımmmm en sevdiğim 2. jack london kitabı oldu. Özellikle son 2 chapterı çok sevdim ikonik bir kitap olmuş. Boks çok ilgimi çekmese de ele aldığı haksızlık, kirlenmişlik, şike konularını jack london çok iyi ele aldığı için kitap aktı gitti
Cehennem CanavarıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,706 okunma
Ruha dokunan ders alınması gereken bir kitap.  Basımda son iki chapter’ın bölümü hatalı yazılmıştı normalde 23’de tamamlanıyor. 22 atlanmış 24 chaptermış gibi yazılmış.
Bu ciltte hiçbir şeyin tam olarak siyah ve beyaz olmadığını farklı karakter örnekleri ekleyerek güzel yansıtmışlardı. Bu çeşitlilik hoşuma gitti. Ghoullar arasındaki sınıfsal ayrım, yamyam serseriler, yamyam elitler, bir ghoulla bilinçli şekilde sevgili olan genç kız, insan arkadaşının duygularını fazla önemsediği için arkadaşı görmeyecek olsa dahi yine de o 'korkunç' yemekleri yemeye çalışan Touka...
Son chapterı Testere'den The Final Zepp müziğiyle dinleyerek okuduğum için etkisi 2 katına çıktı. The Purge serisinin 2. filmindeki zenginlerin zevkine insan avladığı oyun arenası sahnesine çok benziyordu. Kıssadan hisse zenginin ghoulu da aynı, insanı da. Hepsini yemek lazım.
Jinjo bey ne yaptınız yahu? 24 yıl ne demek, ilk chapterlarda herkesin güzel bulduğu Tomie'yi güzel bulamadığım için sorunlu hissetmiştim ama bu chapterım 24 yıla yayıldığını görmek devamla değişen ve gelişen bir Tomie çizimi gördük aslında. Nereden çıktı bu Tomie bilinmiyor fakat acıması yok. Kendinden başka kimseyi düşünmüyor, akıcı ve güzeldi. 2 saat bile sürmeden 2 cildi de okudum..Güzel bir korku mangasıydı.
SPOİLER ve kendi düşüncelerim.
1.alıntı
'Kazandıklarımın bir bölümünü kendime saklamaya karar verdiğim zaman zenginliğe giden yolu buldum. Sen de bulacaksın.'
"'Ama kazandıklarımın hepsi zaten benim değil mi?' diye sordum.
"'Hiç de değil,' diye yanıtladı. 'Terziye para ödemiyor mu sun? Ayakkabıcıya ödemiyor musun? Yediklerin için ödemi yor musun? Para harcamadan Babil'de yaşayabilir misin? Ge çen ay kazandığım bu diye gösterebileceğin ne var? Ya da geçen yıl? Budala! Kendinden başka herkese para ödüyor sun. Başkaları için emek veriyorsun. Köle olup sahibinin sa na verdiği yiyecekler, giyecekler karşılığında çalışmaktan, ne farkı var. Kazandığının onda birini kendine ayırmış olsaydın on yılda ne kadar paran birikmiş olurdu?'
"Rakamlarla ilgili bilgilerim beni terk etmemişti; 'bir yıl da kazandığım kadar,' diye yanıtladım.'"
"'Gerçeğin yarısını söylüyorsun,' dedi sertçe, 'biriktirdi ğin her altın para senin için çalışacak bir köledir. Onun ka zandığı her bakır para onun çocuğudur, o da senin için ka zanabilir. Zengin olmak istiyorsan biriktirdiklerin para ka zanmalı, onun çocukları da kazanmalı; hepsi birlikte sana özlediğin refahı sağlayabilir."
Kazançlarının bir kısmını kendine saklamalısın. Ne ka dar az kazanırsan kazan onda birinden az olmamalı kendi ne ayırdığın miktar. Daha fazlası da olur eğer karşılayabilir'" sen. Önce kendine öde. Geri kalanının yetmeyeceği terzi� lerden, ayakkabıcılardan mal almazsan sana yiyecek için ve tanrılara bağış yapacak kadar para kalır elinde.
"Zenginlik ağaç gibidir, küçük bir tohumdan büyür. Biriktirdiğin ilk bakır para senin zenginlik ağacının büyüyece ği tohumdur. O tohumu ne kadar çabuk ekersen ağaç o ka dar çabuk büyür. O ağaca
Başka feminist yazarları etkileyen bir esermiş kitap, Kadıköy Kütüphaneden bilmem kaç kitabın arasından seçip almıştım, iyi ki almışım. 15 yaşına kadar varlıklı ve privileged bir ailenin kızı olarak bir tür cam kürenin içinde büyüyen, edebiyattan öğrendiği romantik bir şekilde dişiliğini ataerkil sisteme göre tanımlayan, ancak o sistemin çarklarının nasıl döndüğünü bilmeyen bir genç kızın dış dünyanın gerçekliğiyle tanışması ve kadına dönüşmesinin öyküsü. Içinde çok fazla halk hikâyesi ve mitolojik öykülere gönderme var, Kırmızı Başlıklı Kız, Mavi Sakal, Bay Tilki, Mısır yaratılış miti Isis-Osiris-Horus bunlardan bazıları. Sonu biraz ters köşe yapan bir kitap, ve muhtemelen son chapterın arkasındaki mitolojik öyküye referansı bilmeyen [başka bir okurun (Vox Nihili) incelemesi olmasa ben de bilmiyordum] insanlara biraz ters gelebilecek bir eser. Okurken kendi kadınlığa geçiş sürecimi, dişiliğimi ve karşı cinsle ilişkilerimizi sorgulamama sebep olan enfes bir kitaptı benim için. Verdiği referansların ışığında olayları anlamlandırmak için biraz araştırma yapmak gerekebiliyor, bu benim kitapta hoşuma giden durumlardan biriydi. Büyülü gerçekçilik akımından etkilendiği söylenmiş diye hatırlıyorum, ve bir Márquez kitabı kadar olmasa da Philip dayının evi ve oyuncak dükkanının, orada geçen olayların efsunlu bir tarafı vardı. Bazı kısımlar kan dondurucuydu benim için, dükkandaki saat, (spoiler alert) çekmecedeki el, ve maymun kuklaları gibi. Uzun süredir edebiyat donanımı böyle sıkı bir yazardan bir eser okumamıştım, su gibi gitti.