“Zaten hafıza, hatırlama bahanesinden başka nedir ki? Nasıl ki orman, ağaçlara muhtaçtır ya da nehir, yatağına, biz de hafızaya muhtacızdır. Dahasını söyleyeyim, bana göre bizi yaratan hafızadır. Sadece bizi değil, genel olarak bütün dünyayı.”
“İnsan hayatının aşağı yukarı yarısına kadar o kadar çok insan tanır ki, hepsini hatırlamak kimi zaman zor olur ama diğer yarısında bu sayı azalmaya başlar ve sonunda insan, tanıyıp bildiği tek kişinin kendisi olduğunu görür. Yok kök salıp herkesten çok yaşayacağından değil sadece. Daha çok, hayat bize bu biçimde arkamızda ne kadar kaldığını, önümüzde ne kadar olduğunu gösterir.”
“Yüzler her türlü ifadeye bürünebilir, maskeler takabilir, çeşit çeşit buruşabilir ama ses buna izin vermez. Hani ses kişiden bağımsızdır sanki. Şöyle söyleyeyim, telefonda bütün ses tonlarını duyarım, en yüksek seviyeden soluk almaya, suskunluğa kadar. Ya, öyle. Suskunluk da bir sestir. O da sözcüklerdendir. Kendilerine güvenlerini kaybetmiş sözcüklerden, denebilir belki.”