“Doğru, farkındalık, yaşa bağlı olmaksızın her zaman çok geç gelir. İnsan kaderi bu geç kalma durumuna bağlıdır. Hep sonra, her şey bittikten sonra. Zira kaderimiz olan şey farkındalıktır, yaşam değil. Yaşamımız yaşamaya değer olabilir veya olmayabilir-buna kader karar verir. Burada bulunduğumuzdan, burada olmak zorunda olduğumuzdan, yaşam bağlantısız, amaçsız, günden güne ve çoğunlukla rastlantının kaprisiyle devam eden şeydir. Oysa insan, kaderi, yaşamın bir tür onayı olarak görür.”
“Geçmişe gelince, sürekli onu yeniden yaptığımızdan hiç gitmez. Onu, hafızamızı belirleyen, özelliklerini veren, seçimlerini dikte eden hayal gücümüz yaratır, tersi değil.”
“Bazen çocuklar bizim vicdanımız olmasın sakın diye düşünürüm. Sonra giderek daha az şey görülür. Dünya artık insanların gözlerinde yansıtılmaya istekli değildir. Gerçi bir çocuğun bakması bile gerekmez. Dünya onun gözkapaklarının altına kendi arzusuyla girmiştir. O yaşta dünya hâlâ şeffaftır. Ama ne yazık ki insan sonra büyür.”