“Aslında kendi çağlarına karşı o kadar zayıflar ki, çoktan geçmiş, çoktan bitmiş, çoktan ölmüş bir zamanın mobilyası ile çevreliyorlar kendilerini, suyun üzerinde kalabilmek için, deyim yerindeyse, diye düşündüm, yani insanların sertliğine ve kabalığına dayanamadıkları kendi çağlarının değil de, geçmiş zamanların mobilyaları ile evlerini döşemeleri berbat bir zayıflık halinin göstergesi, diye düşündüm.”
“Uzun süre bir insanın yalnız bir yanını görüyoruz, çünkü başka bir yanını görmek istemiyoruz kendimizi koruma içgüdüsüyle, diye düşündüm, sonunda bir insanın tüm yanlarını görüp bundan irkilinceye kadar, diye düşündüm.”
“Yeryüzü, her şey, haksızlığın ta kendisi, diye düşündüm. İnsanlar haksızlık ve haksızlık her şey, gerçek bu, diye düşündüm. Elimizde yalnızca haksızlık var, diye düşündüm.”