cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla

cheblo

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2025 9. kitabı
Hasan Gören
8.1/10 · 33 okunma
Reklam
Ah kızım, senin o adamı eş diye seçerken yaptığın hatayı, heykel gibi yontmaya çalışırken her keski darbesinde canını yaktığın çocuk mu kapatacak?
Sayfa 174·Kitabı okudu
Hem bayır hem de etekleri, birbirinden düzgünce ayrılan tarlalarla süslenmişti. Jürgen'in dikkatini önce, biraz ilerisindeki yoğun bir ağaçlık alan çekti. Onun dışındaysa, ekinlerin arasına sanki tek tük ağaçlar serpilmişti. Göz alabildiğine uzanan ve belirsiz bir yerde ufuk çizgisine karışan bu verimli toprak, sıcak bir günden kalan kokusunu geceye sindirmekteydi. Şuradaki şeftali, ilerideki ceviz ve hemen dibine geldiği incir ağaçları bu rayihaya kendi renklerini katıyordu. İnciri severdi Jürgen, hele bu topraklarda tadını daha da beğenmişti. Yaklaştı ağaca, uzanıp meyvelerinden birine dokundu. Parmaklarının ucundaki yumuşaklık ona az sonra damağında duyacağı lezzetin eşsiz olduğunu söylüyordu. Bir eliyle ağacın pütürlü yapraklarını aralayarak o lezzet topunu ortaya çıkardı, sapını iki parmağının arasında sıkıştırarak kopardı. Uykusundan uyandırdığı dallar birbirine sürtünüp durulurken, dilimler halinde soyduğu yapışkan kabuktan ortaya süt beyaz bir mücevher çıktı.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Trakya'da ormanlar şaşırtıyor Markus'u. "Buralardaki bitki ve hayvan çeşitliliği" diyor Eduard, "bütün Avrupa'daki kadar vardır desem inanır mısın?" Yalnız arkadaşına değil gözlerine de inanıyor Markus. Sabahtan akşama kadar ağaçların arasında dolaşırken Eduard'a bir tür sekreterlik yapıyor. İkisi birlikte, bulduklarının listesini çıkarıyor, gördüklerinin çizimini yapıyor, keşfettiklerine isim veriyorlar. İlginç bir şeye rastladıklarında hiç sıkılmadan yol arkadaşına biyolojik açıklamalar yapıyor botanikçi. Akşam yemekleri sırasında ise ormandaki yaşamı anlatıyor, farklı türler arasındaki dengeden söz ediyor. Öyle şeyler öğreniyor ki Markus, dünyaya bakışı bile değişiyor. Örneğin bir gün bir ceviz ağacı görüyorlar. Çevresinde başka hiçbir şey yok. "Bu ceviz" diyor Eduard, "öyle geniş bir alan yaratır ki kendisine, yakın çevresinde başka hiçbir ağacın yetişmesine izin vermez. İnsanı bile çok sevmez bu. Gel yat birinin dibine, yarım saat sonra sersemleyip kaçarsın. Bana sorarsan yalnız havadan değil, toprağın altından da bir şeyler yapıyor hınzır, öyle ki yakınlarında başka bir şey kök salamasın. Ama öte yandan, bütün canlılara da düşman olma şansı yok, yoksa çoğalamaz, kendi kendini yok eder. Örneğin, sincaplar alır ceviz tohumlarını, başka yerlere gömerler de bunlar ancak öyle çoğalabilirler." İlgiyle dinliyor Markus. "Huysuz ama gerçekçi, öyle mi?" "Evet. Ağaçların da insan gibi çeşit çeşit karakteri vardır. Bazı ağaçlar kendi türlerinden başkasını sevmez, bazılarıysa dost canlısıdır. Bazıları cimri olur, hep kendine ister, bazıları paylaşımcı ve yardımseverdir. Bazıları düşman kardeştir, limonla portakal gibi, yan yana dikemezsin. Ama akasya gibi, iğde gibi bazıları da çevresini gübreler ki, yakınlarında başka ağaçlar da kolayca yetişebilsin." Eduard ormanı kendine
Sayfa 100·Kitabı okudu
Ocakta kaynayan bitki çayının kokusu sofradaki tereyağıyla sıcak ekmeğe karıştığında saat dokuza yaklaşıyordu.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Reklam