Cheeco

İhtiyaçları değişir insanın, fakat sevgisi ve sevgisinin ihtiyaçlarının karşılandığını görme arzusu değişmez.
Sayfa 46 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Hep daha ıssız yolu arayan biz gezginler, hiçbir güne bir başka günü bitirdiğimiz yerden başlamayız; hiçbir şafak bizi günbatımının bıraktığı yerde bulmaz. Toprak uyurken bile biz yol alırız. Bizler o direngen bitkinin tohumlarıyız ve olgunluk çağımızda, yüreklerimiz duyguyla dalıp taştığında, rüzgara verilir saçılırız.
Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ölüme Dair
Ölümün sırrına ermek istersiniz. Ama bu sırrı hayatın kalbinde aramadıkça nasıl bulursunuz ki? Geceye dönük gözleri güne kör olan baykuş ışığın esrarını ortaya çıkaramaz. Gerçekten ölümün ruhunu görmek istiyorsanız, yüreğinizin kapılarını açın hayatın bedenine ardına kadar. Çünkü hayat ve ölüm birdir, tıpkı ırmak ve denizin bir olduğu gibi. Umutlarınızın ve arzularınızın derinliklerinde yatar hayattan sonrasına dair sessiz bilginiz… Karın altında düş kuran tohumlar gibi düşler yüreğiniz ilkbaharı. Düşlere güvenin, çünkü onlarda saklıdır ebediyetin kapısı. Ölüm korkunuz, kendisini onurlandıracak olan kralın huzuruna çıkan çobanın titremesinden başka bir şey değildir. Çoban titrerken sevinçli değil midir kralın armasını taşıyacağı için? Yine de asıl farkında olduğu titreyişi değil midir?
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dine Dair
Bütün saatleriniz evrende benlikten benliğe çırpılan kanatlardır. Ahlakı sadece en güzel kıyafeti olarak taşıyan, çıplak dolaşsa daha iyidir. Ne rüzgâr ne de güneş delebilir çıplak tenini. Davranışlarını etik ile tanımlayan kişi, şarkı-kuşunu bir kafese hapsetmiş demektir. Şarkıların en özgürü demirler ve teller arasından gelen değildir. Eğer Tanrı'yı bilmek isterseniz, bilmece çözmeye gi­rişmeyin. Onun yerine çevrenize bakın, O'nu çocukla­rınızla oynarken göreceksiniz. Evrenin derinliklerine bakın; O'nun bulutta yürüdü­ğünü, şimşekte kollarını uzattığını ve yağmurla yeryü­züne indiğini göreceksiniz. O'nun çiçeklerde gülümse­diğini, sonra doğrulup ağaçlarda el salladığını görecek­siniz.
Sayfa 42 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Güzelliğe Dair
Nerede arayıp, nasıl bulacaksınız güzelliği; güzellik bizzat yolunuz ve rehberiniz değilse? Ve güzellikten na­sıl söz edeceksiniz, sözlerinizi dokuyan o değilse? İncinmiş ve mağdur olanlar der ki: "Güzellik şefkat­li ve naziktir. Kendi ihtişamından yarı mahcup genç bir anne gibi dolaşır aramızda." Tutkulu olanlar der ki: "Hayır, güzellik kudretli ve dehşetli bir şeydir. Fırtına gibi ayağımızın altındaki top­rağı ve başımızın üstündeki göğü sarsar." Yorgun ve bıkkın olanlar der ki: "Güzellik tatlı fı­sıltılardan oluşur. Ruhumuzda konuşur. Sesi sessizlik­lerimize teslim olur, gölge korkusuyla titreyen zayıf bir ışık gibi." Ama yerinde duramayanlar der ki: "Dağların ara­sında bağırdığını duyduk, bağırtılarıyla birlikte nal ses­leri, kanat sesleri ve aslanların kükremeleri duyuldu." Geceleyin kentin muhafızları der ki: "Güzellik şa­fakla birlikte yükselecek doğudan." Öğle vakti çalışanlar ve yolcular der ki: "Onu gün­ batımının pencerelerinden dünyaya eğilmiş gördük." Kış vakti karda mahsur kalanlar der ki: "Baharla bir­likte gelecek tepelerden aşarak." Yaz sıcağında ekin biçenler der ki: "Onu güz yap­raklarıyla dans ederken gördük, saçında da kar birik­mişti rüzgardan." Güzelliğe dair bütün bunları söylediniz, ama aslında ondan değil, giderilmemiş ihtiyaçlardan söz etmektey­diniz; hem güzellik bir ihtiyaç değil, coşkunluktur. Ne susamış bir ağızdır ne de uzatılmış boş bir avuç. Tutuş­muş bir yürek, büyülenmiş bir ruhtur. Ne görmek istediğiniz imgedir ne de duymak iste­diğiniz şarkı. Gözlerinizi kapatsanız da gördüğünüz imge, kulaklarınızı tıkasanız da duyduğunuz şarkıdır güzellik. Ne oluklu ağaç kabuğu içindeki özsuyudur ne de bir pençeye takılı kanat. Sonsuza dek çiçek açan bir bahçedir, sonsuza kadar uçuşan melekler topluluğudur. Güzellik hayattır, kutsal
Sayfa 40 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam