Cheeco

Sabrın tehlikeli erdemi. ''Paciência: Hayatının son yıllarında bu kelimeye gerçek bir alerji duymaya başladı, yanına sabırlı biri yaklaştığında suratı kararıyordu. Hedefine ulaşamamanın kahrolası bir yolu, diyordu öfkeyle. İçimizde fışkırabilecek pınarlardan korkmak.
Sayfa 294 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
SOLIDÃO, YALNIZLIK
Son yılında, hepimizin çok korktuğu yalnızlığın aslında nerede var olduğunu anlayamadığından sık sık yakınırdı. Yalnızlık dediğimiz şey nedir aslında, sadece başkalarının eksikliği olmamalı, insan bir başına olabilir ama yalnız olmaz; ve insanların yanındayken de yalnız olabilir, o zaman nedir yalnızlık? Karmaşa içinde yalnız olabilmemiz onun kafasını hep meşgul ediyordu. Tamam, diyordu başkalarının da yanımızda olması, yanı başımızdaki boşluğu doldurmaları önemli değil. Bizi överlerken bile, ya da dostça bir konuşma sırasında akıllıca, kendilerini bizim yerimize koyarak öğüt verirlerken bile yalnız olabiliriz. Demek ki yalnızlık salt başkalarının mevcudiyetiyle ilgili bir şey değil; ve yaptıkları şeyle de. Öyleyse neyle ilgili? Neyle Tanrı aşkına? Fatima hakkında da, ona karşı olan duyguları hakkında da benimle konuşmazdı, Mahremiyet son kutsal şeyimiz, derdi hep. Sadece bir tek kez şunu söylemekten geri duramadı: Onun yanında yatıyor, soluklarının sesini duyuyorum, sıcaklığını hissediyorum; ve dehşetli yalnızım, dedi. Nedir bu? NEDİR? Solidão por proscrição, Dışlanarak yalnız kalma, diye not etmişti Prado. Başkaları bizden ilgilerini, saygılarını ve takdirlerini esirgerlerse neden onlara şunu söyleyemiyoruz: ''Bütün bunlara ihtiyacım yok, ben kendime yetiyorum?'' Bunun elimizden gelmemesi korkunç bir özgür olamama biçimi değil mi? Bu bizi başkalarının kölesi yapmıyor mu? Buna karşı hangi duyguları bent olarak, koruma duvarı olarak koyabiliriz? İçimizdeki sağlamlık ne türde olmalı?
Sayfa 293 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Açıkyürekli bir vedalaşmayı korkakça bir vedalaşmadan ayıran nedir? Senden açıkyüreklilikle ayrılmak demek, bizim, seninle benim, aramızda ne olduğuna dair seninle bir fikir birliğine varmak için çaba göstermemiz olurdu. Çünkü kelimenin tam ve eksiksiz anlamıyla bir veda bu anlama gelir: İki insan birbirinden kopmadan önce, birbirlerini nasıl görmüş, nasıl tanımış oldukları hususunda anlaşırlar. Aralarında neyin hedefine ulaşıldığı, neyin yarım kaldığı hususunda. Bunun için korkusuz olmak gerekir. Uyumsuzlukların verdiği acıya katlanabilmelidir insan. Olanaksız olanı da kabul edebilmelidir.
Sayfa 286 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Ama birinin ruhunu anlayabilmek için kendimizi açarsak? Günün birinde sona eren yolculuk mudur bu? Ruh, gerçeklerin bulunduğu bir yer midir? Yoksa sözüm ona gerçekler sadece hikayelerimizin aldatıcı gölgeleri midirler?
Sayfa 271 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Söylemesi zor. Çok zor. Gündüz düşü nedir bilirsiniz. Biraz ona benziyor. Ama öte yandan çok da farklı. Daha ciddi. Ve daha çılgın. İnsanın ömrü azalınca artık kural mural tanınmaz. O zaman da zıvanadan çıkmışa dönersin, tam tımarhanelik olursun. Oysa aslında tam tersidir: Ömürlerinin azaldığını kabul etmek istemeyenlerin yeridir tımarhane. Hiçbir şey olmamış gibi davrananların. Anlıyor musunuz?
Sayfa 256 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu