Cheeco

CENA CARITACA. GÜLÜNÇ SAHNE.
Dünya, hayallerimizin önemli ve üzücü, gülünç ve önemsiz dramasını sahneye koymamızı bekleyen bir sahne. Bu fikir ne kadar dokunaklı ve şirin! Ve ne kadar kaçınılmaz!
Sayfa 221 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Geçmiş şeylerin izleri beni neden üzüyor, bunlar sevinçli bir şeyin izleri olsalar bile?
Sayfa 217 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
JUVENTUDE IMORTAL. ÖLÜMSÜZ GENÇLİK.
Gençken, ölümsüzmüşüz gibi yaşarız. Ölümsüzlük hakkındaki bilgimiz, incecik kağıt bir zar gibi sarar bizi, tenimize neredeyse dokunmaz. Hayatımızın hangi döneminde değişir bu? O zar ne zaman daha sıkı sarmaya başlar bizi; ve sonunda boğar? O zarın, hafif ama yine de inatla kalan baskısını nasıl anlarız ki o baskı asla gevşemeyeceğini bize öğretir? Başkalarında nasıl anlarız bunu? Kendimizde nasıl anlarız?
Sayfa 216 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
O BÁLSAMO DA DESILUSÃO. HAYAL KIRIKLIĞININ MERHEMİ.
Hayal kırıklığının kötü olduğu söylenir. Düşüncesizce varılmış bir önyargı. Hayal kırıklığı yoluyla değilse hangi yolla keşfedebiliriz neler beklemiş, neler ummuş olduğumuzu? Bu keşifte değilse nerede yatar insanın kendini tanıması? Hayal kırıklığı olmasa insan kendisi hakkında aydınlığa kavuşur mu? Hayal kırıklıklarına, onlar olmasaydı hayatımız daha iyi olurdu diyerek, içimizi çekerek katlanmamalıyız. Onları biriktirmeli, bulmalı, toplamalıyız. Gençliğimde taptığım film oyuncularının hepsi şimdi yaşlılığın, çöküşün izlerini taşıyorlar diye neden hayal kırıklığı yaşıyorum? Başarının değerinin ne kadar az olduğuna dair hayal kırıklığı bana ne öğretir? Kimi insan, anne-babasıyla ilgili hayal kırıklığını kendine itiraf etmek için bir ömür geçirir. Onlardan beklentimiz nedir aslında? Hayatlarını acıların boyunduruğu altında geçirmek zorunda kalanlar, çoğunlukla başkalarının, hatta yanlarında kalan ve ilaçlarını içirenlerin davranışları karşısında hayal kırıklığı yaşarlar. Onların söyledikleri ve yaptıkları yetersizdir, hissettikleri de. ''Ne bekliyorsunuz?'' diye sorarım. Söyleyemezler, hakkında derinliğine bir şeyler bilmeseler de hayal kırıklığıyla sonuçlanabilecek bir beklentiyi yıllarca içlerinde taşıdıkları için şaşkındırlar. Kim olduğunu gerçekten öğrenmek isteyen biri, hayal kırıklıklarını durup dinlenmeden, tutkuyla biriktirmelidir ve hayal kırıklığı doğuran deneyimleri biriktirmek bir hastalık gibi olmalıdır, hayatının her şeyi belirleyen; çünkü öyle olursa, hayal kırıklığının yakıcı, zararlı bir zehir olmadığını, bizi oluşturan gerçek çizgiler konusunda gözlerimizi açan serin, yatıştırıcı bir merhem olduğunu apaçık görebilir. Sadece başkalarını ya da durumu ilgilendiren hayal kırıklıklarıyla ilgilenmemelidir kişi. İnsan, hayal kırıklıklarının, kendini
Sayfa 210 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Prado ile O'Kelly, sadakati doğurabilecek bütün nedenleri o başlığın altında sıralamışlardı. Ötekinin suçu; gelişimde ortak adımlar; paylaşılan acı; paylaşılan sevinç; ölümlüler arasındaki dayanışma; görüş birliği; dışarıya karşı ortak mücadele; ortak güçler ve zayıflıklar; yakınlık ihtiyacının paylaşılması; zevk birliği; nefret birliği; paylaşılan sırlar; paylaşılan fanteziler, hayaller; paylaşılan hayranlık; paylaşılan mizah; paylaşılan kahramanlar; ortak alınan kararlar; ortak başarılar, başarısızlıklar, zaferler, yenilgiler, paylaşılan hayal kırıklıkları; ortak hatalar Bu listede sevgiyi göremediğini söyledi Gregorius. '' Sevgiye inanmazdı. Hatta kaçınırdı o kelimeden. Kitsch bulurdu. Şu iç şey dışında bir şey yok derdi: Arzu, hoşnutluk ve güvenlik duygusu. Bunların hepsi geçiciydi. En geçici olanı arzuydu, sonra hoşnutluk geliyordu ve ne yazık ki güvenlik de, yani birinin yanında kendini korunmuş hissetmek de, günün birinde dağılıp giderdi. Hayatın olmayacak talepleri, baş etmemiz gereken her şey, ne yazık ki pek çoktular, çok güçlüydüler, bu yüzden duygularımız yara almadan uğraşamazdık onlarla. Bu yüzden sadakat önemliydi. Onun bir duygu olmadığını söylerdi, bir arzuydu o, bir karardı, ruhun taraf tutmasıydı. Karşılaşmaların tesadüfiliğini ve duyguların rastgeleliğini bir zorunluluğa dönüştürürdü. Bir tutam sonsuzluk, derdi, sadece bir tutam, ama olsun. Yanıldı. İkimiz de yanıldık.'' Daha sonra, Lizbon'a dönüşümüzden sonra, insanın kendine karşı sadakati olup olmadığı sorusu kafasını sık sık kurcaladı. İnsanın kendinden de kaçmaması sorumluluğu. Ne zihninde ne de gerçekte. İnsanın artık kendinden hoşlanmasa bile kendi tarafını tutmaya hazır olması. Kendini değiştirip başka türlü yazmayı ve sonra bu yazdıklarının gerçeğe dönüşmesini sağlayabilmeyi
Sayfa 205 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu