bookstagram türkiye’nin ali hazelwood’u en çok seven üyelerinden biri olarak bu kitabına da çıkar çıkmaz atladım desek yeridir. aslında kendisi tüyap ganimetlerimden biriydi ama kurul sınavı haftası falan araya girince anca şimdi okuyabilmek için vakit bulabildim ki zaten incecik olduğundan bir gecede baktım bitivermiş.
ve işe bakın ki şu an kitap hakkında eleştireceğim tek şey inceliği. novella’ları, öyküleri, kısa romanları falan severim aslında ama bir insanın konusu varken kestirip atarmış gibi yazmasına anlam veremedim pek. kafamda cevaplanmamış yerler, okumamız gereken sahneler dönüp durdu kitabı bitirdiğimde. nereden baksanız bir bu kadar daha yazılabilirdi diye düşünüyorum. novella’lardan oluşan bir üçlemenin ilk kitabıymış bu, umarım diğer iki kitap daha detaylı ve eksiksiz yazılabilir.
onun dışında her şey gerçekten çok tatlıydı. ana karakterimiz mara, diğer kitaplarda da olduğu gibi bir bilim kadını ve yine iş yerindeki erkeklerle ilgili sıkıntıları var ama bu tekrarlanmış klişe, kadınların iş hayatındaki yeri hakkında o kadar doğru şeyler gösteriyor ki her seferinde şikayet edemiyorum. liam ise bilim insanı değil, avukat. ( ki bendeniz avukatlara bayılır. liam, levi, adam sıralamamık fena ikilemde kaldı. )
tahmin edersiniz ki ilişkileri de çok sevimliydi. enemies to friends to lovers olduğundan her türlü dinamiği rahatça bulabileceğiniz, okurken eğleneceğiniz ama benim eleştirirken üzerine çok da konuşamayacağım bir kitap. son olarak birkaç gözüme takılan editörel hata ( tüyap’a yetiştirmek için acele edilmiş olabilir tabii ) ve havada kalan, üstünkörü geçilen kısımlar dışında hoşuma gittiğini söyleyip yorumumu bitiriyorum. umarım siz de beğenirsiniz.