İnsanlık tarihi boyunca düşünce, üç devrim gördü. Bu dönüm noktaları insan zihnini şekillendirdi. Bu devrim zamanların da ortaya çıkan araç-gereç ve malzemelerle bugün fikirlerimi zi hayata geçiriyoruz. Şimdilerde dördüncü bir devrim daha dünyayı sarsıyor. Bu köklü değişikliklerin hepsi ortak bir ne dene dayanır: İnsanlar bilgiyle yeni bir yaklaşım ve ilişki tarzı geliştirmiştir.
İlk devrim 3,3 milyon yıldan daha uzun bir süre önce, atalarımız taşları yontmayı öğrendiklerinde gerçekleşti. Bu aletler vücutlarına insanüstü bir güç verdi, böylece ilk insanlar kendilerini bir parça da olsa doğadan koparmayı başardılar.
ikinci devrim sırasında insan simgesel düşünmeyi keşfetti. Bu büyük ve köklü değişimin tam olarak ne zaman ve nasıl başladığını bilmiyoruz. Kesin olan bir şey varsa o da atalarımızın en az 100.000 yıl önce yeni bir dünya anlayışı edindikle ridir. Çevrelerindeki şeylere anlam yükleme özgürlüklerinin farkına vardılar. Bir midye kabuğu birdenbire artık bir deniz canlısının kalıntısı olmaktan çıkıp, sahibine prestij sağlayan bir mücevher parçasına dönüşebilirdi. Bir kaya yüzüne kö mürleşmiş ağaç dalıyla çizilen kavisli bir çizgi, bir hayvanın sırtını temsil ediyordu. Bir elin renkli baskısı onu oraya yapan kişiyi hatırlatıyordu. İnsanlar ilk defa bilgiyi beyinlerinin dı şında kaydedip saklıyorlardı.
Üçüncü devrim bilgiyi serbest bıraktı, insanlığı dünyanın dört bir yanındaki beyinlerin birbiriyle bağlantı kurduğu bir çağa götürdü. Kitle iletişiminin başlangıcını tam olarak birkaç aylık bir süreye dayandırabiliriz. MS 1450 yılma gelindiğinde, Mainz şehrinde kuyumculuk yapan Johannes Gutenberg yeni bir aleti kullanıma sundu. Kalaydan yapılmış, hareketli harf leriyle Gutenberg'in baskı makinesi, bilginin hızlı ve yığınla yayılmasına olanak sağlıyordu.