Hayat bir uygarlığın yegane saptantısı haline geldiğinde, o uygarlık düşüşe geçer. Doruk devirleri, değerleri kendileri için işlerler: Hayat bu değerleri gerçekleştirmek için sadece bir vasıtadır; birey yaşamayı bilmez, yaşar - dünyaya getirdiği, ihtimam gösterdiği ve tapındığı biçimlerin mutlu kölesidir.
"Ama hiçbir ses evimizin sessizliğini kıramıyor, tarlalar kapıya yakın bir yerlerde iç çekiyor. Rüzgar kavakları yalayıp geçiyor; bir pervane lambaya yapışıyor; bir inek böğürüyor; kirişte bir çatırtı sesi başlıyor, ve ben ipliğmi iğneden geçirirken mırıldanıyorum, 'Uyu'."