Derken bizi yaşamın karşısında kendimizden emin ve hazırlıklı hissettirmeye çalışan, bütün kitaplarda okuduğumuz "iyimserlik" ve "ümit" gibi kelimelerin alt tarafı birer sözcük olduğunu idrak ediyorum. Bu sözcükleri ilk telaffuz eden alimler belki de onları anlamlandırma arayışı içindeydiler ve böyle bir uyarıcıya nasıl tepki vereceğimizi görmek için bizleri kobay olarak kullandılar.
Bu denli çözümsüz, dış olgulara bağımlı bir yaşamın içinde olmamak ne büyük bir mutluluk. O esir. Her gün yaşlanmaya, her gün kafasından ve gövdesinden bir şeyler yitirmeye esir. Her gün gelişen, her gün büyüyen, tüm çağlara varan bir bağımsızlığın, nesnelere dayanmayan bir özgürlüğün mutluluğuna hiç varmayacak. Anadili bile gelişmemiş. Düşünceleri, insan varoluşunun gerçeğini kavramaya yeterli değil.