uzun bir aradan sonra haşhaş savaşı serisinin ikinci kitabını da bitirmiş bulunmaktayım:) son 100 sayfasını soluksuz okudum desem yeridir. şimdi biraz kitaptan bahsetmek istiyorum konusundan ziyade artı eksi yönlerini ele alarak.
uzun bir kitap. yani belki çok çok sıkı bir okursanız ve ben başladığım kitabı asla yarıda bırakmam diyorsaniz kolaylıkla okunabilir ama benim için aynisi geçerli değil. kitap okumayı her zaman seven biri olarak okumaya da uzun bir ara verdikten sonra uzun bir seri okumaya çalışmak, çok akıl kârı bir seçim miydi bilemiyorum. kitabın yarısından fazlası savaşta geçiyor, ilk kitap gibi yarısı akademi yarısı savaş şeklinde değil, bu da bazılarına boğucu gelebilir haklı olarak. karakterler çok fazla, kendimi üstat jiang ile irjah i karıştırırken bile buldum bir ara. hele de ilk kitapla arasına fazla zaman koyarsanız isimleri hatırlama ihtimaliniz çok düşük. neyse ki bunu düşünmüşler de en arkaya iki sayfalık karakterleri özetleyen bilgiler sıkıştırmışlar. gelgelelim kitabı yavaş okumam sevmediğim anlamına gelmiyor bu kitapta karakter dinamikleri daha ön planda hatta bana kalırsa. rin, kitay, venka, nezha harry potter misali 4 lü kardeş kardeş takılsınlar istedim ama olmadı tabii ki :) bu kitapta daha çok nezha nin hikayesine odaklanilmasini sevdim, kitay gerçekten mükemmel bir karakter hala en sevdiğim kesinlikle, venkanin motivasyonunun askerden alınan intikam olması mantikli çünkü ne kadar nefret dolu olduğunu ilk kitapta da gördük, rine gelirsek... seviyorum ama sevmiyorum da gibi, çoğu zaman saç baş yoldurtacak derecede kararlar alıyor. altan in artık adını dahi görmek istemiyorum, zaten sevmedigim bir karakter olmustu ölüp giden adamin bu kitapta neredeyse baş karakterler kadar sahnesi var, şaka gibi. rin ile olan ilişkilerinin böyle bombok