öyle yıllar oldu ki, sapasağlam olduğum halde, senin hastalıkların dahil bütün yaşamın boyunca dinlenerek geçirdiğinden daha fazla zamanı kanepenin üzerinde tembellik ederek harcadım. çok işim var diye senden kaçmam, çoğunlukla odamda uzanmak içindi.
bir oyalanmaydı bu, kimsenin kötü bir niyeti yoktu, akıllarda senin bizimle bizim seninle sürdürdüğümüz savaş vardı yalnızca ve hıncımızı annemden çıkarıyorduk.
verdiklerinin tadını çıkarabildim, ancak bunu utançla, bezginlikle, güçsüzlükle ve suçluluk bilinciyle yapabildim yalnızca. bu yüzden sana her şey için eylemlerime değil, dilenci gibi teşekkür edebildim yalnızca.
sanırım bunun nedeni, öfkelenmek ve kızmak için harcanan zahmetin asıl konuyla doğru bir ilişkide bulunmuyor gibi görünmesiydi; insan senin öfkenin kaynağının masadan uzak oturmak gibi önemsiz bir olay olmadığı, aksine bu öfkenin bütün heybetiyle başından itibaren var olduğu ve bu olayı patlamak için tesadüfen bahane ettiğin duygusuna kapılırdı.