Çizgilikelimeler

Çizgilikelimeler
@chihiro77
Rüzgar
Puan vermedi
Yedi Kapılı Kırk Oda , Murathan Mungan'ın "Kırk Oda" serisinin üçüncü kitabıdır. Üç kemer ve bir kapı olmak uzere dört bölümden oluşan kitabın içeriğine kısaca değinirsek, Postmodern bir yaklaşımla, anlam arayışı, varoluşculuk, metinler arası göndermeler, gizem ve derinlik, Efsaneler, masallar ve tanıdık kahramanlara gerçekçi bir bakış.. Mungan edebiyatı, uluorta ,görünür , kolay anlaşılır bir renge sahip değil, Cok katmanlı bir kere, içiçe geçmiş , birden fazla anahtarı elinde tutan, özenli bir yaklaşıma yakın duran, ruhuna karşıdan bakabilenlerin, sadece yüzleşmeyi göze alan cesur okurların çıkabildikleri bir serüven... bir giz...
Edebiyat
Yedi Kapılı Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 2007643 okunma
Reklam
"Herkes kendi zayıflïklarını bildiği için kimse bir diğerine güvenmez. " "Düşünceleri, duyularina düşman olmuş bir insandır o. İki parçaya bölünmüş insan."
Ayrıntı
"İşte bunların hepsi ;yani kalabalık taş kutular ,taş yarıklar, oradan buraya uzanan binlerce ırmağın içindeki insanlar , gürültü, kargaşa; ağaçtan, gökyüzünün mavisinden, temiz havadan , bulutlardan yoksun kapkara kumlar ve dumanlarla kaplı yerler Papalagi'nin "kent"adini verdiği şeydir. Ömründe hiçbir ağaç, tek bir ırmak ve gökyüzü görmemiş ve de Büyük ruh'la yüz yüze gelmemiş insanların yaşadığı, ama yine de gurur duydukları yaratıları. "
Ayrıntı
Puan vermedi
Erich Scheurmann 'ın gerçek bir hikayeden yola çıkarak kaleme aldığı "Göğü Delen Adam " Samoa yerlilerinin Avrupalı beyazlara olan bakış açısını başarıyla anlattığı bir kitap. Scheurmann Samoa'ya yaptığı gezide , kabile şefi olan Tuavii ile tanışır. Onun yerel halkına yazmış olduğu mektup niteliğinde notlarından yararlanarak bu kitabı yazar. Kitabın ana konusu kabile şefi Tuavii 'nin Avrupalı beyazlar hakkinda kişisel gözlem ve görüşlerinden oluşuyor. Papalagi denilince beyazlar ya da yabancılar anlaşılıyor . Halkina yazmis oldugu bu mektupta Tievalı Tuavii 'e göre kaos içinde varlığını sürdüren batı uygarlığının makinelesme,kentleşme, barınma, zaman yonetimi, para hırsı, meslek sahibi olma, mülkiyet gibi konularına karşı yoneltmis olduğu sert eleştiriler ve insani insan yapan değerlerin yitirilmesine dair güçlü tespitleri yer aliyor. Okudukça bu kabile sefininin ne kadar haklı olduğunu üzülerek farkediyorsunuz.
Toplum Sosyolojisi
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Puan vermedi
Bugün size ruhuma dokunan ,beni çok etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum. “Puslu Kıtalar Atlası” İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanmış ilk eseridir. Tarihi roman olarak adlandırılsa da Fantastik kurgu türüne daha yakındır. Tarihi bir zeminde postmodern edebiyatın farklı tekniklerinin ustaca kullanıldığı güçlü bir metin. Roman Rene Descartes’in metafizik felsefesinin ilk ilkesi “Düşünüyorum öyleyse varım”önermesi üzerinden ilerlese de tarih ,kara mizah,bilim,din gibi birçok farklı konuyu içinde barındırıyor. Romanın geçtiği 17.yüzyılın Osmanlı dönemini , farklı bir bakış açısıyla yaklaşıp sadece fetih ve savaşlardan değil, O coğrafyada yaşayan halkı , farklı din ve kültürlere sahip insanların bir arada yaşama hallerine de naif bir üslupla değiniyor. İstanbul’u İstanbul yapan tarihsel büyü romanda sizi adeta içine çekiyor. Kitapta bilginin ve bilgiye ulaşma çabasının önemi yoğun bir şekilde hissediliyor. Konusuna kısaca değinirsek Baş kahramanımız Uzun İhsan Efendi ,Hayal gücü çok zengin bir haritacı, tüm dünyayı dolaşıp bir Atlas hazırlamak istiyor.Fakat evinden pek çıkmayan,gününün çoğunu uyuyarak geçiren biri. Bu nedenle rüyalarına sığınıp iç dünyasında yolculuklara çıkarak başından geçenleri Puslu Kıtalar Atlas’ı kitabına aktarır ve oğlu Bünyamin’e emanet eder. Kahramanlarının çokluğu , derin metni, bir çok hikayeden oluşması , masalsı ve mizahi anlatımı ve özgün üslubuyla,bir çok farklı bakışı açısıyla yorumlaya bileceğimiz ,üzerine uzun uzun konuşulabileceğimiz özel bir eser. İhsan Oktay Anar,
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Reklam