Çizgilikelimeler

Çizgilikelimeler
@chihiro77
Rüzgar
İstanbul
7 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Barış Bıçakçı ‘nın hikaye ne kadar karmaşık olursa olsun onu ustaca sadeleştiren kalemini, kitap aralarına dağılmış şiirsel cümlelerini ve bunun bende yarattığı ilhamı da çok seviyorum. Onu her okuduğumda bir şeyler karalamak geliyor içimden . Herkes Herkesle Dostmuş Gibi ,kitabına kısaca değinecek olursam , Tuhaf bir döngüde ilerleyen, bir Ankara yolculuğu gibi, Kızılay,Cebeci,Kurtuluş , Ankara sokakları ...bir yerden alınıp bir yere bırakılma hissi... Birbirine teğet geçen yaşamlar, öznesi sürekli değişen hikayeler, kimselere ilişmeyen roman kahramanları, Bağımsızlığın bağlılıkla ustaca kurulmuş dengesi , Sade,derin ,gizemli bir o kadar olağan insanlık halleri ... Kısaca hayatımız gibi. Bunca hikayeyi dolayısıyla kahramanı kısacık bir kitaba sığdıran sağlam bir metin . Kitabın bir güzelliği de diğer romanlarının kahramanları olan Ender,Çetin,Nazlı ve Cemil ‘i ilk romanında da görmekti. Kitabın ilk sayfalarında hikayeyi hissedemeyip ,anlamlandıramasam da bir kaç sayfa sonra taşlar yerine oturdu ve sonrasında aktı gitti.İyi ki inatçılık edip vazgeçmemişim :) Kesinlikle tavsiye ederim .
Edebiyat
Herkes Herkesle Dostmuş GibiBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20212,305 okunma
Reklam
Puan vermedi
Tahsin Yücel , Eleştirmen,çevirmen,öykü ve roman yazarı olmasının dışında Fransız Dili ve edebiyatı profesörü. Oldukça üretken ,birikimli ve başarılı bir yazar. Peygamberin Son Beş Günü, 1992 de basılmış 1993 Orhan Kemal Roman Ödülüne layık görülmüştür. Birinci bölümde Peygamber lakaplı Rahmi Sönmez’in kısa yaşam öyküsüne değinirken , İkinci bölümde peygamberin son beş gününü okuyucuya aktarılıyor. Ozan Rahmi Sönmez ile Fehmi Gülmez ‘in dostlukları yaşamlarına Feride karakterinin girmesiyle değişmeye başlar. Sonrasında da Rahmi Sönmez’in hayatına giren kahramanlar toplantılarda yaptıkları konuşmalar yüzünden sıkı yönetim nedeniyle bir çoğu tutuklansa da Rahmi Sönmez ‘e bir şey olmaz. Bu durum onu bir iç hesaplaşmaya zorlar.Kitap boyunca devrimci olabilmek için hapse girmesi gerektiğini düşünür.Bu sorgulamalar ışığında kendisine yabancılaşma süreci başlar. Yazdığı,okuduğu şiirlerle devrimi gerçekleştirebileceğine tutkuyla inanır.Çevresine de bunu aşılar.Bu Coşkusuna rağmen, Eylemsizlik içinde hayatını sürdürür. Delilik ile algısal bozukluk arasında sıkışıp kalmış , olduğu yerde kalan Ozan Rahmi Sönmez’in kişiliği ve hayat hikayesi , Tahsin Yücel ‘in usta kalemiyle incelikle anlatılmış. Geri planda 1940 lardan 80’lere devrimcilik ve sosyalizm ve Ozan Rahmi Sönmez üzerinden inceden bir Türk solculuğu eleştirisini de barındırıyor. Kitap bittiğinde elinizde kalan Marksist Ozan Rahmi Sönmez’in yenilgisi ve Fehmi Gülmez,Feride ,Zarife ,Meryem bütün bu çokta görünür olmayan kahramanların anlaşılma çabası diyebiliriz.
Edebiyat
Peygamberin Son Beş GünüTahsin Yücel · Can Yayınları · 2010915 okunma
Puan vermedi
Yedi Kapılı Kırk Oda , Murathan Mungan'ın "Kırk Oda" serisinin üçüncü kitabıdır. Üç kemer ve bir kapı olmak uzere dört bölümden oluşan kitabın içeriğine kısaca değinirsek, Postmodern bir yaklaşımla, anlam arayışı, varoluşculuk, metinler arası göndermeler, gizem ve derinlik, Efsaneler, masallar ve tanıdık kahramanlara gerçekçi bir bakış.. Mungan edebiyatı, uluorta ,görünür , kolay anlaşılır bir renge sahip değil, Cok katmanlı bir kere, içiçe geçmiş , birden fazla anahtarı elinde tutan, özenli bir yaklaşıma yakın duran,
Edebiyat
Yedi Kapılı Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 2007643 okunma
Puan vermedi
Erich Scheurmann 'ın gerçek bir hikayeden yola çıkarak kaleme aldığı "Göğü Delen Adam " Samoa yerlilerinin Avrupalı beyazlara olan bakış açısını başarıyla anlattığı bir kitap. Scheurmann Samoa'ya yaptığı gezide , kabile şefi olan Tuavii ile tanışır. Onun yerel halkına yazmış olduğu mektup niteliğinde notlarından yararlanarak bu kitabı yazar. Kitabın ana konusu kabile şefi Tuavii 'nin Avrupalı beyazlar hakkinda kişisel gözlem ve görüşlerinden oluşuyor. Papalagi denilince beyazlar ya da yabancılar anlaşılıyor . Halkina yazmis oldugu bu mektupta Tievalı Tuavii 'e göre kaos içinde varlığını sürdüren batı uygarlığının makinelesme,kentleşme, barınma, zaman yonetimi, para hırsı, meslek sahibi olma, mülkiyet gibi konularına karşı yoneltmis olduğu sert eleştiriler ve insani insan yapan değerlerin yitirilmesine dair
Toplum Sosyolojisi
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,1bin okunma
Puan vermedi
Bugün size ruhuma dokunan ,beni çok etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum. “Puslu Kıtalar Atlası” İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanmış ilk eseridir. Tarihi roman olarak adlandırılsa da Fantastik kurgu türüne daha yakındır. Tarihi bir zeminde postmodern edebiyatın farklı tekniklerinin ustaca kullanıldığı güçlü bir metin. Roman Rene Descartes’in metafizik felsefesinin ilk ilkesi “Düşünüyorum öyleyse varım”önermesi üzerinden ilerlese de tarih ,kara mizah,bilim,din gibi birçok farklı konuyu içinde barındırıyor. Romanın geçtiği 17.yüzyılın Osmanlı dönemini , farklı bir bakış açısıyla yaklaşıp sadece fetih ve savaşlardan değil, O coğrafyada yaşayan halkı , farklı din ve kültürlere sahip insanların bir arada yaşama hallerine de naif bir üslupla değiniyor. İstanbul’u İstanbul yapan tarihsel büyü romanda sizi adeta içine çekiyor. Kitapta bilginin ve bilgiye ulaşma çabasının önemi yoğun bir şekilde hissediliyor. Konusuna kısaca değinirsek Baş kahramanımız Uzun İhsan Efendi ,Hayal gücü çok zengin bir haritacı, tüm dünyayı dolaşıp bir Atlas hazırlamak istiyor.Fakat evinden pek çıkmayan,gününün çoğunu uyuyarak geçiren biri. Bu nedenle rüyalarına sığınıp iç dünyasında yolculuklara çıkarak başından geçenleri Puslu Kıtalar Atlas’ı kitabına aktarır ve oğlu Bünyamin’e emanet eder. Kahramanlarının çokluğu , derin metni,
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma