Hayatları boyunca hiçbir risk almamış ortalama insanların senin ne olabileceğini ya da ne olman gerektiğini sana söylemesine izin verme. Sorumluluğunu al ve ‘ben buyum!’ demeyi bil.
Yaşımı hiçbir şekilde dile getiremiyorum çünkü biliyorum ki o yazgısal rakam dudaklarımdan döküldüğü an üzerime yapışacak bir gölgeden kendimi kurtaramayacağım.
Ne de olsa her yaş için bir rol vardı ve belki de tiyatro tüm nesilleri, cinsiyetleri ve fiziksel özellikleri bir potada eritmeyi başararak hayatın adeta sentezinin çıkarılabildiği bir yerdi.
''Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz. "
Seni sükutu hayale uğrattım. Ben sana rehber değil, ancak yoldaş olabilirdim, fakat yolu ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük olmaktan, birbirimizi şaşırtmaktan başka bir şey elimizden gelmiyordu.