Dalgalarla coşup çalkalanan incili bir okyanus var! Sen ondan habersizsin, ey hep düşeş atıp kazanmak isteyen! O okyanusu ve o incileri bulmayan, lâ'da kalır illallah'a ulaşamaz! (Tevhid ifadesi olan lâilâhe illallah ifadesinin birinci kısmında İlah yoktur, ikinci kısmında ise Ancak Allah vardır denilir. Yani, ilahi hakikati kavrayamayan kimse İlâh/Tanrı yoktur kısmında duraklar, yani kâfir olarak kalır.)
Cenaze evi önünde toplanmış, az konuşan, bekleyen ve gülmeyen insanların bu halidir ölüm. Tepeden tırnağa ve büyükten belli bir küçük çocuğa kadar iner bu değişiklik ve nihayet o küçücük tozlu bebelere gelir ki her günkü hayatlarını sürdürmektedirler. Ve o çok ihtiyarlar, yüzlerine ebedi gelip oturmuş sükunetlerini sürdürmektedirler, demek ki ölüm; bu ikisinin arasındadır.
Ah, bir sarkaç gibi bir ölüme, bir hayata gidip gelen ruh'larla, sadece biyolojik yaşantının içinde vakit dolduran ruhlar arasında ne büyük uçurum vardır!
Mutluluk üzerine bir cümle söylemeyi düşünüyorum. Çelişmesiz ve imla kurallarına da uyabilsin. "Aniden açılıyor kapı ve içeriye kim girse beğenirsiniz.." gibi felan başlayan,