"Hayatıma anlam kapısı aralayabilecek, veya anlam olarak oturtmaya çalıştığım hiçbir şey yerinde kalmadı. Zamanla hepsini yitirdim, şuan anlam olması gereken gayet gerçek şeyler mevcutken bile. Her şeyi fazlasıyla hissetmek bir noktadan sonra hissetmemeye çıkıyor. Bunu fark etmem de epey zaman aldı. Boğazımda asla gitmeyen bir yumru var. Neyi sindiremediğimi dahi çözecek akla sahip değilim artık. "
'Gözlerin gözlerimden ayrıldığı vakit
Bu son bahardı diye geçirdim içimden
Ruhumun derinliğinden
Belki en yüce can evinden senin
Ne göğün mavisi kaldı bir ilmek
Ne de bulutlarda yaşadığımız hayallerden
Bugüne bir parça umut
Hasretinle günlerim gecelerim
Aralarında kurdu bir bütünlük
Karıştı gölgeleri
Seni benden alan değildi belki
Ancak bir kapı misali yüzüme vurdu
Yokluğunu ve dönmeyişini
Ardından savrulan meltem
Dünyanın ana kucağıdır
Şimdi benim tan yerim
Ağartılmaz acındırmaz
Kanatırsın da kan akmaz
Sebeptir ki vazgeçişinden ileri
Yanacak bir parça canım kalmadı geri'
'Bu koca şehir, darmadağın
Daracık sokakları ve tüm maviliğiyle
Kalbimde bir parça yer edinmese de
Senin adın gelir hatrıma
Sana ait bir sima taşımaz belki
Rüzgarlarında, bir damla yaşında
Hatta aynı şehirde, belki yanyana
Olsak dahi, biliyorum
Karşı karşıya getirmeyecek bizi
Ne bu kader, ne de zaman
Ve sensiz İstanbul, adımlarım
Bu şehrin tozu dumanına karşınca
Dudaklarında bir yansıma
İsmim çalınacaktır kulağına
Gönlüne bir hançer misali saplanacak
Bir daha yerinden sökemeyeceksin
Ve bileceksin bunu, çünkü
Onun bırakacağı yerde bir boşluk var
Acıyla üzeri kapandı bu zamana dek
Yerini sevgiye bıraktığı vakit ise
Geç kalmış olacağız her şey için
Bir sevgi, biraz umut, yansıyan ışık
Yetmeyecek duvarlarını yıkmaya
Ben ki sana nefret beslemek bir yana
Düşünmeme eyleminden dahi
Tamamıyla yoksun bırakılmış ben
İstanbul'un her karesinde arayacağım