Puan vermedi·70 syf.··
2026 1. kitabı
"Qorxu" 1925-ci ildə Avstriyalı Stefan Şvayq tərəfindən qələmə alınmış bir novelladır. Bu əsərdə İrene adlı evli bir qadının xəyanətindən və bu xəyanətin üzə çıxacağı qorxusunun onda yaratdığı mənəvi böhrandan danışılır.İrene bunun üzə çıxmasından onsuz da qorxurdu,amma birdən-birə ortaya çıxan şantajçı qadın onun bu qorxularını pik həddə çatdırdı.Bu xəyanəti üzə çıxmasın deyə hər şeyi eləməyə hazır idi.Şvayq kitabın ortalarında İrene-in ruh halını elə ifadə elədi ki,bəzən hətta ona yazığım gəlirdi.Biz əsərdə bu hadisənin yaratdığı qorxudan əlavə İrene-in bəzi şeylərin fərqinə varmasını da görürük. Əsəri oxuduqda,əslində,məndə ən maraq doğuran hadisə İrene-in həyat yoldaşının ifadə etdiyi fikir olmuşdu: İnsanın illər əvvəl elədiyi səhvin cəzasını hazırdakı özü ödəməlidir mi?Axı,ikisi də fərqli insanlardır. Keçmişdəki biz və indiki biz,əlbəttə,müəyyən məqamlarda fərqlənirik.Ancaq həmin səhvi indiki bizin də etməyəcəyini necə qaranti verə bilərik?Ya da indiki bizin dəyişdiyini,səhvindən peşman olduğunu ətrafa necə sübut etmək olar? İrene-in həyat yoldaşı(adı tam yadımda deyil) öz müvəkkilini haqqında belə bir hadisə nəql elədi ki,həmin müvəkkil 3 il əvvəl oğurluq eləmişdi.Ancaq oğurluqdan sonra tutulmanın qorxusundan belə bir hadisədən artıq yayınmağa çalışmışdı.Bu hadisədən 3 il keçəndən sonra isə buna görə cəzalandırılır.Bu düzgündürmü?Bir tərəfdən düşünürəm ki,hamı öz səhvinin cəzasını çəkməlidir,ancaq digər bir tərəfdən də həmin obraz kimi düşünürəm.İnsan sırf illər əvvəl belə bir səhv elədi deyə,bu səhvindən peşman olduğu halda,onun cəzasını niyə indi çəkməlidir?Bilmirəm,bəlkə də,səhv düşünürəm.Əsas məsələyə qayıdaq indi,əsərin özünə.Əsər novella adlanır,novella da bildiyimiz kimi gözlənilməz sonluqla bitən hekayəyə,əsərə deyilir.Amma bunun sonu çox təxmin edilə
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022125bin okunma
9/10
·336 syf.··
2026 19. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 23:58
Talia 7 yıldır yalnızdır çünkü çok sevdiği boksör sevgilisi en yakin arkadaşı ile evlenmeye karar verir ama birgun aniden karşısına çıkar boşandığıni ve onu deli gibi sevdiğini söyler ayrıca sebeplerini anlatmak ister. Siz olsanız dinlermiydiniz? Çünkü biz affettik bile:))) Yazarın kalemini sevdim ufak tefek sacmaliklar olsada:)Bana göre hersey yerli yerinde oldu smut kisimlar hariç!!!!Hikaye boyunca Fosterin dili bir içeri girmedi!!!!Hay senin diline yani gene mi gene mi gene mi diye diye okudum bitirdim:))))Karakterleri sevdim Fosterin başına gelenleri ve ozguvenin olmamasını haklı buldum çünkü bir tarafta sürekli ailesini ve ailesinin mulklerini daha doğrusu yaşadığı yeri anlatan ama anlatırken sevgilisinin durumunu farkedemeyen bir kızımızın olması üzücü idi ve bundan sonra yaşanılan ayrılık mantıklı geldi ama ya antrenörü ölmese idi ne olacaktı!!!! Talianin başından geçenleri sadece babası ve annesinin bilmesi ama kardeşlerinin haberi olmaması çok büyük haksizlikti bu kadar belli etmeden nasıl yaşadın dedim kendi kendime!!!Herseyin sebebi olan yelloz Vivien aynı babası kılıklı çıktı başta sevdim seni ama sonunda gerçek yüzünü gösterdin yani!!! Kitapta gene eden ailesi sanki bir polyanna etkisi gibiydi herkes herseyi hemen kabullendi yapmayin böyle ya bir yumruk alsaydınız bari:))Sonu harika idi ama o kadar güldüm ki sonunda mutlaka sizde okuyun ama benim favorim HALA 1.CI KITAP:)))
1000Kitap
Garnet OvasıDevney Perry · Ren Kitap · 2024784 okunma
Reklam
Yetersiz ve zorlama bir final..
2/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
Selam, 1000Kitap’ı pek kullanmıyorum ama birileriyle fikirlerimi paylaşmak istedim. Belki de Ben mi yanlış düşünüyorum? falan gibisinden. Eğer haksız olduğumu düşünüyorsanız lütfen belirtin. Kitabı yeni bitirdim ve açıkça söyleyebilirim ki çoğu yerde çok kolaya kaçılmıştı. Tamam da ne alaka ya dedim sürekli. Kitap 530 sayfa ve 400 sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor ben bir savaş kitabı okuyacağız sanıyordum ama 400 sayfa boyunca ağırlıklı olarak aşk ve ilişki dinamikleri var. Dinamik de hep aynı zaten= (koruyucu + sahiplenici + itaatkâr erkek) ve (cesur + inatçı + güçlü kadın) pfff Yani o kadar şehirler, krallıklar düşüyo abi 15 ay önce Saige dangalağı küçücük kızın ölümüne yol açıp kendi de esir düşüyor ki bunun öncesi de var, yani en az iki seneye yakın diyarda savaş var VE bunlar oturmuş hâlâ düğün dernek yapıyorlar! DAHA YENİ tüm krallıkları çağırıp bir plan yapmaya çalışıyorlar, o da hiçbir fayda sağlamıyor. Sağlıyorsa da kitap bunu bize anlatma gereği duymuyor bir daha adı geçmiyor hiçbirinin onun yerine yok Drystan, yok Irithel, küvet veya aşk sahneleri biz çok iyi yönetiyoz dimi aşkım? Evet aşkım... Nah iyi yönetiyonuz btw Üst üste düğün kutlama yapanlar mı ararsın, milletin krallığı yanarken sözde imparatorluğun aşk meşk derdinde olması mı. Valla Reika haklıydı; bunların alıklıkları kadının canına ne kadar tak ettiyse artık. Zaten bence 4 kitap boyunca yazılmış en iyi metin Reika’nın itirafıydı: 24 tane sorumsuz ebeveynin planladığı 2. sınıf bir Hunger Games; evlilik dışı doğmuş ve masum bir kızın bile boynunu kırabilecek (öyle varsayıyordu) kadar ileri giden eğitimsiz bir tavernaciyi imparatoriçe yapamaz, YAPMAMALI! Karakter gelişimleri zaten çok komik. Zaiden lavuğu kitapta bir yerde diyor ki: "General / komutan ordusu ile birlikte olmalı, onurlu
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202687 okunma
Kendime Notlar
10/10
·396 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 20:33
Madame Bovary'nin dramatik gücü, yalnızca olay örgüsünden değil; her biri kendi iç tutarlılığıyla kurulmuş, birbirini karşılıklı aydınlatan karmaşık karakterlerden kaynaklanır. Flaubert, romanın başkişisi Emma Bovary'yi merkeze alırken çevresindeki figürleri de birer karikatür ya da araç olarak değil, gerçek birer insan olarak işlemiştir. Her karakter, hem kendi başına anlam taşır hem de Emma'nın trajik yolculuğuna ayna tutar. Bu inceleme, romanın sekiz ana karakterini ayrı ayrı ele almaktadır: Emma Bovary, Charles Bovary, Rodolphe Boulanger, Léon Dupuis, Homais, Lheureux, Bournisien ile Berthe. Her karakter; psikolojik yapısı, toplumsal işlevi, diğer karakterlerle ilişkisi ve romandaki sembolik rolü açısından çözümlenmektedir. 1. EMMA BOVARY Emma Bovary (doğumdan önce: Emma Rouault) Rol: Başkişi / Protagonist | Arketip: Hayalperest — Tatminsiz Arzu 1.1. Genel Profil ve Köken Emma, mütevazı bir çiftçinin kızı olarak dünyaya gelmiş; taşra burjuva hayatıyla romantik romanların aşıladığı hayaller arasında sıkışıp kalmıştır. Manastır eğitimi ona güzel sanatlar zevki ve dini duyarlılık kazandırmış; ancak asıl etkisini romanlar, şiirler ve minyatürler üzerinden bırakmıştır. Bu ikilem — kırsal gerçeklik ile kültürel idealizm — Emma'nın karakterinin temel gerilimini oluşturur. 1.2. Psikolojik Yapı Emma'nın psikolojik portresi son derece katmanlıdır. Narsistik çizgiler, yüksek empati kapasitesizliği, anlık doyum arayışı ve kimlik istikrarsızlığı bir arada gözlemlenir. Lacan'cı terminolojiyle Emma, 'eksiklik' ile tanımlanan bir öznedir: arzu nesnesi hiçbir zaman gerçek nesneyle örtüşmez, tatmin daima ertelenir. Bağlanma biçimi açısından Emma'nın ilişkileri, kaygılı-kaçıngan bir örüntü sergiler. Bir yandan yakınlığı şiddetle arzular, öte yandan gerçekleşen yakınlık onu
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,9bin okunma
10/10
·496 syf.··
2026 37. kitabı
SOKAĞIN DANSI 𝗔ş𝗸 𝗥𝗶𝘁𝗺𝗶 Gonca ÇAKIR Bugün, bana çok çok iyi gelen ve okurken de büyük keyif aldığım 𝗦𝗼𝗸𝗮ğı𝗻 𝗗𝗮𝗻𝘀ı serimizin ilk kitabı 𝗔ş𝗸 𝗥𝗶𝘁𝗺𝗶 ile sizlerleyim sayfa dostlarım. Kitabımızın adında dans olunca ilk sayfadan son sayfaya kadar içinizin kıpır kıpır olacağını düşünübilirsiniz belki ama daha başlangıçta karşılaştığımız bir ci.nayet tüylerimizin ürpermesine sebep oluyor. Üstelik bizler gibi ana karakterimiz Metis’de ci.nayetin görgü tanığı olunca işin rengi değişiyor maalesef ki. Nasıl mı? Sizi merakta bırakmaya yetecek kadar anlatacağım, dinleyin. Metis Manas, bir sokak dansçısıdır ve üniversite eğitimine devam ederken aynı zamanda kurdukları dans ekibiyle sahne alıp işi ticarete dökecek kadar iyi dans ediyorlardır. Ama bir gün Metis’in tüm hayatı değişir… Annesini kaybeden Metis, okulu bırakıp tam zamanlı bir işe başlamak zorunda kalır ama tutkusu olan dansdan vazgeçmez. Küçük ekibiyle birlikte katılmak istedikleri bir dans yarışması vardır ve kazanırlarsa Amerika’da dans eğitimi alma hakkı kazanacaklardır. Son üç aydır o yarışmayı kazanmayı daha çok istiyordur Metis çünkü işten çıkıp eve gittiği o karanlık sokakta şahit olduğu c.inayet yaralanmasına neden olduğu gibi mafyalardan aldığı tehditlerle huzursuz yaşıyordur. Tek isteği onlardan en kısa zamanda kurtulabilmektir. Neyse ki hem ev hem de en yakın arkadaşı Rüya yanındadır da Metis’e destek oluyordur. Ekibin üyelerinden aynı zamanda da dans partneri olan Ekin ile Metis sevgilidir ama ne aşkta ne de dansta ritmi yakalayamamışlardır. Rüya’nın deyimiyle Metis’in aşkı dolu dolu yaşayabilmesi için Zeus’u bulması şarttır çünkü Metis’in anlamı, “Yunan mitolojisine göre, tanrıların babası olan Zeus’un ilk karısıdır.” Ve bir akşam Rüya Metis’e, sevgilisi Enis’in çalıştığı bar olan Greendoor’a kılık
Sokağın Dansı - Aşk RitmiGonca Çakır · Vera Kitap · 202631 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
KİMSESİZLER COĞRAFYASI Zekeriya ÇETİN 𝘝𝘦 𝘩𝘦𝘳 𝘺𝘦𝘳𝘥𝘦 𝘢𝘺𝘯ı𝘺𝘥ı ç𝘢𝘳𝘦𝘴𝘪𝘻𝘭𝘪𝘬. İ𝘯𝘴𝘢𝘯, 𝘣𝘪𝘳 𝘢𝘤ı𝘺ı ç𝘦𝘬𝘮𝘦𝘺𝘦 𝘮𝘢𝘩𝘬𝘶𝘮 𝘦𝘥𝘪𝘭𝘮𝘪ş𝘴𝘦 𝘬𝘢ç𝘢𝘮ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶 𝘬𝘢𝘥𝘦𝘳𝘪𝘯𝘥𝘦𝘯. 𝘈𝘥ı𝘮𝘭𝘢𝘳ı 𝘣𝘪𝘳𝘣𝘪𝘳𝘪𝘯𝘦 𝘥𝘰𝘭𝘢𝘯ı𝘺𝘰𝘳, 𝘬𝘰ş𝘢𝘮ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶. Ö𝘺𝘭𝘦𝘤𝘦 𝘦𝘭𝘪 𝘬𝘰𝘭𝘶 𝘣𝘢ğ𝘭ı 𝘷𝘢𝘻𝘪𝘺𝘦𝘵𝘵𝘦, 𝘮𝘢𝘩𝘬𝘶𝘮 𝘦𝘥𝘪𝘭𝘥𝘪ğ𝘪 ş𝘦𝘺𝘪 𝘺𝘢şı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶. 6 Şubat 2023 yılında herkesin uykuda olduğu ve geniş bir coğrafyanın acı sonuçlarla etkilendiği Asrın Felaketi’ni bilmeyenimiz olamaz. Enkazdan çıkan her bir can ile sevinirken, kayıplarımız için yas tuttuk. Kimimiz yakınlarımızı kaybettik kimimiz evsiz barksız kaldık, kimimizde duyduğumuz her bir hikâyeyle elimiz yüreğimizde gözümüzden yaşları sessizce akıttık. Bazılarımız için asla unutulmayacak zamanlar olarak hafızalarda yerini aldı ama asıl o anı yaşayanlar için silinmeyecek izler bıraktı büyük deprem. Yazarımız Zekeriya Bey’de o acı günlere dair öyle etkileyici bir hikâye kaleme almış ki her ne kadar kitabımızın başlangıcında kurgusal olduğu yazılmış olsa da öyle gerçek ki hikâyemiz, gözyaşlarımı tutamadan okudum her bir satırı. Keşke o günler yaşanmasaydı ve böyle bir hikâye çıkmasaydı ortaya dedim ama insanlığın başlangıcından bu zamana yaşamın bir gerçeği değil mi sonuçları acı olan felaketler? Deprem haberi ile İskenderun’da yaşayan kuzeni Ferit’e sağ ulaşabilmek; teyze ve eniştesine güzel bir haber verebilmek için yola çıkıyor anlatıcımız. Ferit’in evinin olduğu binanın önüne geldiğindeyse içinde küçükte olsa bir ümit ile beklemeye başlıyor çünkü gördükleri yıkım karşısında yapabileceği tek şey diğer herkes gibi beklemek. Bir adam görüyor anlatıcımız, tüm acısı yüzüne sinmiş bedeni ise çökmüş bir adam. Kızı ve eşinin binanın yıkıntıları altında olduğunu bilen, kendisi sağ ve dışarıda nefes aldığı için perişan olan bir adam. Aslen Iraklı, adının da Ali olduğunu öğrendiği o adamın hikâyesini dinliyor anlatıcımız.
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026109 okunma
Reklam
Reklam