Bugünün insanı, her türlü çılgınlığı denemeye çalışıyor, denedikçe de susuzluğu daha çok artıyor. Tıpkı deniz suyu gibi... Türkiye'deki insanlar evi, mo-derniteyle tanıştıktan sonra unuttular. Şimdi evlere dönmek istiyorlar, fakat dönemiyorlar. Evi tekrar ihya etmeliyiz. Ben matbuattan, günümüz deyişiyle medyadan birtakım haberleri takip ediyorum. Çocuklar neden böyle, ebeveynler neden böyle diye bazı haberler okuyorum. Tüm bu çatışmamız, evi unutma-mızdan kaynaklanıyor. Hâlâ birtakım torunlar, torunların ço-cukları postmodernist akımın maskarası olmuş durumdalar; ama buna rağmen kendi köklerine ve evlerine bağlılıklarını gösteren birtakım simgeleri de üzerlerinde taşıyorlar. Evin ne olduğunu tekrar hatırlayıp evlere dönmemiz lazım; çünkü dışarıda kurguladığımız hayat bize ait değil. Biz dışarıda Ame-rikan hayatı kurguluyoruz ve dahası da bunu fark etmiyoruz.Halbuki biz, evde bir hayat kurgularsak o hayat kesinlikle dışa-rı yansıyacaktır. Böylece biz de kendimize ait bir hayat biçimini toplumsal manada yaşamaya başlarız. Bunun nüvesi, temeli, kökü, tohumu evde atılır.Modern dünyada aile biraz kuşatılmış durumda ve modern kapitalist toplumun dinamiklerinden çok etkileniyor. Ben bu duruma bir tür "taşeron ebeveynlik" diyorum. Anne babanın bizatihi kendisinin yapması gereken işler bile ya bakıcılara ya da öğretmenlere devrediliyor. Her iş için birisi tutuluyor. Hat-ta çocuklara bisiklet binmeyi öğreten kurslar ve hocalar var. Geçtiğimiz yıllarda bununla ilgili bir sunum yapmıştım. Bir ço-cuk bisiklete binmeyi babasından ya da annesinden öğrenerek zenginleşir aslında. Mesele sadece o beceriyi kazanmak değil-dir; o beceriyi ona aktarırken çocukla birlikte zaman geçirmek, aynı anı paylaşmak, o anda derinleşmek, bir yakınlık kurabil-mek ve o birlikte geçirilen demleri çocuğun
Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak
kısa boylu bir kadınım ben
bundandır boyumdan büyük ne yazsam
ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç
başıma bakarsınız oysa, gülünçtür
belki durup narin nazenin
bir elif miktarı evet evet
ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia
olmasaydı sonumuz böyle
**
çocuklar kalır bölünmelerden geriye
yetim çocuklar; ana dilleri öfke
**
besmeleni çek ve başla!
tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için
**
biyoloji soğukkanlı:
insan doğar, büyür, yaşar ve ölür
sosyoloji: arada bir yerde de okula gider
ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan
varlığını armağan etmeyi bir de
**
eğitim şart, okullar mühim tam böyle
dört bin isteyen bir dershaneyle
dershane isteyen bir düzen arasında
anneyim diyecektim
kapısı takılmamış sınıflar
sınıflar boyası yapılmamış
yakacak için ödenek var da
Qeyd etmək lazımdır ki, mərhum Ayətullah Xomeyni Böyük Britaniya kəşfiyyat xidməti hərbi kəşfiyyatının Mİ-6 adı ilə tanınmış altıncı bölməsinin kreaturası idi və bu haqda 1985 - ci ildə "Əslində İranda nə baş verib" adlı işimdə yazmışdım.
"Görüyorum,hayatın daha seninle işi bitmedi. Yaptığın her şeyin sana dönmeyeceğini mi sanıyorsun? Hayat hepimizden daha akıllı. Sana öyle bir cevap verecek ki adaletine şaşacaksın! Sadece bekle.”