radarımda kendimden başka hiçbir avın izine rastlamıyordum. bu yüzden de, ne hayatın gündelik akışında ayaküstü kurulan mahkemelerde suçsuzluğumu kanıtlayabiliyor ne de haksız ceza infazlarından kaçabiliyordum.
hatta zaman içinde sömürmeyi alışkanlık haline getirdikleri coğrafyaların benzer bir aşamaya geçememesi için de ellerinden geleni yapmışlardı. o coğrafyaları, daima, herkesin herkesle savaştığı bir halde tutarak zayıf bırakmışlardı.
düşman, düşman olarak bilinirdi. çünkü bir adı olduğu fark edilince bir insan olduğu da hatırlanabilir ve savaş artık o kadar da soğukkanlı geçmeyebilirdi.
öyle bir üründüm ki niteliklerimin potansiyeli laboratuvar ortamında doruğa çıkarken herhangi bir yabancının saldığı karbondioksitle karşılaşınca kimyasal bir tepkime gösterip işlemez hale geliyordu.