Puan vermedi
Bazı kitaplar yalnızca bir hikâye anlatmaz, okuru da hikâyenin içine davet eder. Babuldo benim için tam olarak böyle bir kitaptı. David ve Jennifer, evlilikleri yolunda gitmeyen bir çift. David bu evliliği kurtarmak için bir tatil programı yapar. David’in sürpriz yapmak için hazırladığı plan, beklenmedik aksilikler nedeniyle değişir ve yolları gizemli bir otele düşer. İlk bakışta sıradan görünen bu otelde, yıllardır kalan ve bir türlü ayrılmayan misafirler vardır. Üstelik yeni misafirlerin gelişiyle birlikte akıl sınırlarını zorlayan olaylar yaşanmaya başlar. Babuldo; gerilim, gizem ve korku psikolojisini başarılı bir şekilde harmanlıyor. Hikâye ilerledikçe gerçek ile hayal arasındaki çizgi bulanıklaşıyor ve okur da karakterlerle birlikte bu bilinmezliğin içine çekiliyor. Sayfalar ilerledikçe merak duygusu artıyor, her yeni olay bir sonrakini öğrenme isteği uyandırıyor. Benim için oldukça sürükleyici bir okuma oldu. Kitabı okurken yalnızca satırları takip etmedim; adeta olayların içinde dolaştım, otelin koridorlarında yürüdüm ve karakterlerin yaşadığı tedirginliği hissettim. Gizemli mekânları, psikolojik gerilimi ve sıra dışı kurguları sevenler için etkileyici bir tercih. Bazen bir otel sadece konaklama yeri değildir; bazı kapılar açıldığında geri dönüş eskisi kadar kolay olmaz.
BabuldoYasin Uysal · Mythos Kitap · 20265 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 4072. kitabı
Bu kitap hakkında en başta söyleyebileceğim şey şu: Ben maalesef o meşhur Bookstagram övgülerine kapılıp beklentiyi fazla yükseltmişim. Kitabı bitirdiğimde ise elimde kalan şey, birbirinin peşine eklenmiş klişeler ve beni bir türlü içine çekemeyen karakterler oldu. Hikâyemiz, büyükbabasının vasiyeti üzerine Dreamland projeleriyle ilgilenmek zorunda kalan Rowan Kane ve şirkette yaratıcı ekipte çalışan Zahra arasında geçiyor. Rowan, dışarıdan bakıldığında sert, mesafeli ve kimseyi umursamayan biri. Zahra ise daha enerjik, hayat dolu ve neşeli bir karakter. Teoride birbirini tamamlayabilecek bir çift gibi görünseler de pratikte ben bu ikili arasındaki çekime bir türlü inanamadım. Daha kitabın ilk bölümlerinden itibaren karakterlerin birbirlerine karşı yoğun duygular hissetmeye başlaması bana çok yapay geldi. Birbirlerini doğru düzgün tanımadan, birkaç tesadüfi temasla başlayan o büyük çekim hissi maalesef beni ikna etmedi. Sürekli aynı döngü tekrarlandı: Birbirlerini görüyorlar, kalpleri hızlanıyor, birbirlerinden etkileniyorlar, yanlarında kendileri olabildiklerini düşünüyorlar... Ama ben bunların arasında gerçek bir duygusal bağ göremedim. Sanki birbirlerinin karakterlerine değil de fiziksel çekimlerine âşık olmuş gibiydiler. Rowan ise benim için kitabın en yorucu kısmıydı. Sert erkek karakter yazmakla kaba ve sürekli somurtan karakter yazmak arasındaki çizgi bazen kaçabiliyor ve burada da biraz öyle olmuş. Sürekli mesafeli davranması, insanları kendinden uzaklaştırması ve ardından da güven problemleri yaşadığını öğrenmemiz beni karaktere yakınlaştırmak yerine daha da uzaklaştırdı. Özellikle çevresindeki insanların güvenini kıran davranışlarını okurken sık sık sinirlendiğimi söyleyebilirim. Zahra'nın gözünde Rowan bazen öyle büyütülüyor ki, sanki dünyadaki en korkutucu
Küçük DetaylarLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20222,578 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Bence tam anlamıyla “sinir oldum ama elimden de bırakamadım” kitabıydı. Twisted Lies Serinin en çok merak edilen erkek karakterlerinden biri kesinlikle Christian’dı ve yazar onun karizmasını gerçekten iyi yazmış. Soğuk, kontrollü, takıntılı, manipülatif ama aynı zamanda aşırı korumacı bir adam… Christian Harper’ın sahneye girdiği her an kitap akıyor resmen. Özellikle diğer erkek karakterlerle olan atışmaları kitabın en eğlenceli kısmıydı. Josh’un Christian yüzünden delirip Alex’i kıskanması hâlâ serinin en iyi dinamiklerinden biri bence. :D Ama iş duygulara gelince… işte orada kocaman bir eksiklik hissettim. Christian’ın Stella’ya olan takıntısını, sahipleniciliğini, koruma içgüdüsünü görüyoruz ama aşkını tam hissedemiyoruz. Stella tarafı ise daha da zayıf kalmış. Açıkçası Stella benim için “merak edilen ama etkileyemeyen” karakterlerden biri oldu. Sürekli ezilmiş, özgüvensiz, ailesi tarafından küçümsenmiş bir kız ve kitap boyunca ayağa kalkmasını Christian sayesinde görüyoruz. Karakter gelişimi var ama bu gelişim tamamen adamın desteğiyle olduğu için Stella tek başına güçlü bir etki bırakamıyor. Christian ise serinin en iyi erkek karakterlerinden biri olabilir. Adamın o “buzdolabı gibi” tavrı, kontrol manyaklığı, ince ince kıskançlığı gerçekten dikkat çekiyor. Ama yazar bazen bunu o kadar abartıyor ki karakter karizmatik olmaktan çıkıp görgüsüzleşiyor. Sürekli takım elbise markaları, saat fiyatları, harcanan paralar… Bir noktadan sonra “tamam Christian, en zengin sensin” diyorsun zaten. :D Özellikle o “özel dikim Brioni” kısmında göz devirmemek elde değildi. Kitabın pacing’i ise şaşırtıcı şekilde iyiydi. 570 sayfa olmasına rağmen akıp gidiyor. Slow burn kısmını baya sevdim hatta “bu sefer smut yerine gerçekten ilişki yazacak galiba” dedim ama sonra yine klasik Ana
Çarpık YalanlarAna Huang · Martı Yayınları · 20232,243 okunma
“Hız çağında unutulan şey: tefekkür”
10/10
·104 syf.·
2026 24. kitabı
10/10 Tefekkür Yaşamı üzerine konuşalım—bu kitap kısa ama düşündürdüğü alan çok geniş. Byung-Chul Han burada aslında modern insanın en büyük kaybını işaret ediyor: düşünme ve durma yetisini. Ona göre biz artık “yaşayan” değil, sürekli üreten ve tüketen varlıklar haline geldik. Bu yüzden de “tefekkür” yani derin düşünme, içe dönme, anlam arama hali neredeyse yok oluyor. Kitabın temel fikrini şöyle özetleyebiliriz: İnsan sadece eylemle değil, eylemsizlikle de var olur. Ama burada “eylemsizlik” tembellik değil. Han’ın kastettiği şey: * Durabilmek * Sessizlikte kalabilmek * Kendinle baş başa kalabilmek * Bir şeyi hemen tüketmeden, üzerinde düşünebilmek Bugünün dünyasında ise tam tersi var: * Sürekli meşguliyet * Sürekli dikkat dağınıklığı * Sürekli bir şey yapma baskısı Han buna “performans toplumu” diyor. Yani kimse seni zorlamasa bile sen kendini zorluyorsun. ⸻ Kitabın felsefi damarı Han, Hannah Arendt’in “vita activa” (eylem yaşamı) kavramına karşı, “vita contemplativa”yı (tefekkür yaşamı) yeniden hatırlatıyor.
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024363 okunma
ÜÇ DEYİNCE: BİİİİR, İKİİİ, ÜÇ!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 23:37
Taş Kâğıt Makas on yıldır evli olan bir çiftin hikâyesidir. Çiftimiz her evlilik yıl dönümlerinde birbirlerine geleneksel hediyeler —kağıt, bakır, teneke— verirler. Ve her yıl kadın, kocasına ona asla okutmayacağı mektuplar yazar. Bu mektuplar evliliğin tüm yanlarıyla gizli birer kaydıdır. Derken onuncu yıllarında ilişkileri çıkmaza girer. Bazen her çiftin ilişkisinin yeniden rayına oturması için bir hafta sonu tatili yeterli olsa bile hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Tanıdık geldi mi? S. 276 Taş Kâğıt Makas’ta Alice Feeney aslında kitabın özetini en güzel kendisi veriyor. Bu yüzden o pasajı olduğu gibi almak daha doğru geldi. “Tanıdık geldi mi?” sorusuna cevabım net: Evet, fazlasıyla tanıdık. Üstelik bunun için evli olmaya da gerek yok. Aynı evi paylaşan, uzun süre yan yana kalan her ilişkide o tanıdık duygu var: Farklı hayatlar, farklı insanlar… ama dönüp dolaşıp aynı çıkmaza saplanan bir ilişki. Kitap tam da bu tanıdıklığın içinden akıyor. Dil sürükleyici; sayfalar gerçekten hızla ilerliyor. Bir kadının zihnine giriyoruz, sonra bir erkeğin, sonra,sonra.... Aynı olayları iki farklı bilinçten okumak, hikâyeyi sürekli kaydırıyor ve diri tutuyor. İki olmayabilir de... Tam “bunu biliyorum” dediğin yerde, o tanıdıklık hissine kapılıyorsun. Karakterlerin birbirine yaptığı küçük jestler, kurdukları ritüeller bile bir yerden tanıdık geliyor. Ve tam burada bir yanılgıya düşüyorsun: “Bu hikâyeyi zaten biliyorum.” Ama yazar tam bu noktada oyunu kuruyor. Hikâyeyi bir yapboz gibi parçalara ayırıp önüne koyuyor. Okurdan bu parçaları birleştirmesini istiyor—hatta bunu sana hissettiriyor. Ama mesele şu ki, o parçalar hiçbir zaman tam değil. Eksik, kırık ya da bilinçli olarak saklanmış. Tam “çözdüm” dediğin anda, “Demek ki mesele buydu” diye kendini ikna etmeye çalışırken, hikâye bir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,4bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:00
Yıl 1579 İstanbul Padişahın gözdesi Nazperver hatun aniden ortadan kaybolur... Yıl 2023 Van Gölünün yakınların da bir tarlaya bilinmeyen bir ışık ve ardından bir patlama sesi Tarla sahibi Şükrü yetkililere haber verir ama önce kimse inanmaz gidip gördüklerin de gözlerine inanamazlar. Dr. Leyla Arslan var. Cambridge’de eğitim almış olsa da, onu asıl yönlendiren şey bilimden çok içindeki boşluk ve kaybolan babasının gölgesi. Rüyalarında karşısına çıkan eski semboller, aslında onu sadece bilinmeyene değil kendi geçmişine de yaklaştırıyor. Bu yolculukta yanlız değil ona eşlik eden binbaşı Emir Kaya, Nesrin,Melis ve Sibel ve hepsinin de birer görevi vardır. O gizemli cisim de üç ölü bir de yaralı kurtulan kendi gezeninden gelen Alaz Leyla'nın iletişim kurabilmistir. Kendilerine Menry adlı çift güneşli bir gezegenden geldiklerini söyleyen bu varlıklar kendilerini “Kök Atalar” olarak tanıtıyor. Söyledikleri ise insanın içini ürpertiyor: Bir zamanlar yıldızlardan geldiklerini ve şimdi geri dönme zamanının geldiğini iddia ediyorlar. Ve her iki gezegen için 5 kişilik bir grupla takas edebileceklerini söyler bundan sonra neler yaşanacaktır ve hükümet bu işi kabul edecek mi? Açıkçası ben bilim kurgu kitaplarına biraz mesafeli yaklaşan biriyim. Ama bu kitapta yazarımız dili olsun yarattığı Evren olsun sinematik bir okuma sağlıyor. Okurken bazen bazı olayların çok fazla hızlı ilerlediği bazı şeylerin ise çok hızlı geçiyor gibi hissettirdi. Bilim, tarih ve mitoloji iç içe geçen sadece bir keşif değil insanın kim olduğuna dair derin bir sorgulamaya dönüşüyor. Okurken insanın aklıyla kalbi arasında ince bir çizgi de kaldığını. Çünkü anlatılan şey sadece bir “ya olursa” diye düşünürken bir yerden sonra “ya gerçekten öyleyse” diye düşünürken buldum kendimi ve böyle olunca da merakla
Menry - Kök AtalarKaan Şıvkın · Elpis Yayınları · 202519 okunma