ص ümmeti muhammedim başka yok sermayem ey mihnetime çârem zât-ı fahri âlem kapatma gönül bâbını ben başka kapı bilmem cürmünden af dileyen kusurlu bir köleyim müşfik kanatlarından gayrı sığınağı neyleyim terk-i cihân edince sineler sahra kaldı firâkına teselli mukaddes ravza kaldı âşkın ten rengi kubbet'ül hadra kaldı aralanırken ahiretimin hicâbı ardında çehreni göreyim ben senin asrına kavuşamadım neyleyim ben senin asrına kavuşamadım neyleyim..
Anlamak yorar..
Mutsuzsun; çünkü her şeyi anlıyorsun. Anlamak bir yük, bir yükümlülüktür. Biraz daha saf olabilseydin daha mutlu olacaktın oysa. Âh olabilseydin.. Cihan Cihan Çetinkaya
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Şam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padisahın çadırına gelerek, otagın temizlik islerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik islerle mesgul olurmus… Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüs. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anîden akıvermis gönlünü kaptırmıs ona.- Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmıs genç kızın ve baslamıs kalbi için için göynümeye. Bir gün, gözü, hünkâr çadırının diregine ilismis. Diregin üst kısmına askın gücü ona, söyle bir satır yazma cesareti vermis: “Seven insan neylesin” Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı fark etmis,” Bu da ne ola ki” diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endise derken… Almıs eline kalemi söyle bir satır da o düsmüs aynı direkteki dizenin altına. “Hemen derdin söylesin” Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamıs, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmus, yer de onun olmus âdeta gök de… Fakat koskoca cihan sultanına ilân-ı askta bulunmanın, atesle oynamak, ates girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmıs. “Varsın olsun bu ask, buna deger diye düsünmüs.” Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamıs ama yine de içinde bir korku kurdu varmıs ki genç güzelin, yüregini her gün dis dis, burgu burgu kemiren… Askın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yasayan o gencecik yüregin imdadına yetismis derhâl. Bir satır daha yazmıs aynı direge “Ya korkarsa neylesin” Yavuz sultan selim, aksam, çadıra döndügünde, not düstügü direkteki satır gelmis aklına. Bakmıs ve okumus ki
Şiir
"Hanımefendi olacağız, nezâket sahibi olacağız. Âlem kırılacak zarâfetimizden fitne çıktığı vakit, kapımızı kapatıp perdemizi örteceğiz,gereksiz münakaşalara müracât etmeyip;Allah'tan iyi olmayı ve iyilerle beraber olmayı isteyip iki cihan âfiyeti dileyeceğiz..."🩵
"Dü İbrahim amed bedar-ı cihan/ Yeki büt-şiken şüd diğer büt-nişan" Cihana iki İbrahim geldi, birisi putları kırdı diğeri onları nişan kıldı. Şair Figâni Aynı İbrahimlerden biri, bu beyitlerin musannıfını da idam ettirdi
Sen iki cihan değerindesin. Ne var ki kendi kıymetini bilmezsin. -Mevlânâ Celâleddîn-i Rûm