II. Murad döneminde genellikle padişah-i 'âlem-penâh (cihan halkının himayesine sığındığı ulu hükümdar, imparator) unvanı yaygınlaştı. Pehlevîcede pâd, ulu, büyük anlamında terimlerin başında gelir (pâd-man, batman gibi). Pâd-şâh unvanıyla eşanlamda şahlar şahı demek olan şehinşâh unvanını Osmanlı hükümdarları nâdiren kullanmışlardır. I. Selim ve I. Süleyman Selîmşâh ve Süleymânşâh adlarını (tugralarında) tercih etmişlerdir. İstanbul fâtihi, Doğu-Roma imparatorlarının vârisi olma iddiasıyla unvanlarına kayser-i Rûm (Roma imparatoru) unvanını ekledi. Aynı zamanda sultânu'l-berreyn ve hakanu'l-bahreyn (iki karanın sultanı ve iki denizin hakanı) unvanıyla Anadolu ve Rumeli, Karadeniz ve Akdeniz'in hükümdarı unvanını benimsedi. Bu unvanı, sultânu'l-berr ve hakânu'l-bahr şeklinde Anadolu Selçuklularında da buluyoruz. Ataları gibi Fâtih'in yeğlediği bir başka unvan da, sultanu'l-guzât ve'l-mucâhidîn (gaziler ve mücahitler sultanı) unvanıdır.
Sayfa 65 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Cihan bağında ey âşık budur maksûd-i ins ü cin;
Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin!
Yani müslüman kendisine yapılan kabalıkları affetmesini bilmelidir. Affede affede Allah'ın affına layık hale gelebilmenin gayreti içinde olmalıdır.
Sayfa 256 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Akl-ı selim sahibi her mü'min, şu suallerin tefekküründe derinleşmelidir:
"Bu cihan nedir? Bu âleme niçin geldik? Fâni günlerin akışı nereye? Nasıl yaşamalı ve nasıl ölmeliyim?.."
Sayfa 229 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Emir Timur, Herat'ta "Bağ-ı Cihan'da Şahruh Mirza ile sohbet ederken, oğlunun kumandanlarından hangisinin daha güvenilir olduğu yolundaki sözlerine alaylı bir şekilde gülmüştü:
-Bu kumandanlara inanma oğlum!- demişti. -Onların sadık olmalarını istiyorsan, kılıcını elinde sıkı tut!