Bir insan nasıl mı değişir. Wiston bunun bir örneğidir. Bazen tek başınıza bir olguya karşı gelebileceğinizi zannedersiniz. Hatta yardım almaya başlar ve daha iyi bir sonuçla karşılacagınızı düşünebilirsiniz. 2+2=5 demek zorunda kalmaz, doğru olduğunu düşünürsünüz. Nefret ederken bile birden “yaşasın büyük birader” demeye başlarsınız. İhanet etmeyeceğiniz kadına ihanet edip satabilirsiniz. Bunlar bir hikaye veya ütopyadan öte bir olaydır. Bu insanın yüzü değil kimliği bile olabilir. Sevgi bakanlığının gücü olabilir. Her şey mutlu bitmez. Hayvan çiftliği nasıl bitmişti onu da başlıkta yazdım. Oturup düşündüm peki ya ben olsaydım ben büyük biraderi sevebilir miydim ? Wiston benimle tartışır mıydı ?
Japonyayı gidip görme imkanım olmuştu. Sevgiden bahsediyor kitapta ama ayrı olarak saygının da çok önemli olduğu bir yer. Bunu es geçmesi beni üzdü. Kitabı sosyal medyada fazlası ile okudunuz yani aslında bildiğiniz şeyleri tekrar okuyabilirsiniz ama bruce lee bir sözden bahseder. Su gibi ol. İşte bunu daha iyi anladım galiba ben. Zaman kaybı değil çünkü 2 günde bitirebilirsiniz. Lütfen Japonyayı da görmeden ölmeyin. Buda benım sizden isteğim olsun