Amok! bu Amok! herkes çekilsin, sakın olduğunuz yerden çıkmayın! Sevgili Stefan Zweig'ın beşinci kitabını da okumuş olmaktan çok memnunum. Siz de benim gibi Amok'un anlamını merak ettiniz mi? Spoiler olmadan ufacık bir tanım yazmakta sakınca görmüyorum. Amok: Malezyalılarda görülen bir tür delilik, sarhoşluk, insan kudurması. Peki böyle bir delilik halinin kitaba yansıması nasıl, onu da okurken öğrenmeniz için mikrofonu şimdilik kısıyorum...
Açılış yine bir gemi yolculuğunda başlıyor. Kitap konu itibariyle, karakterlerin sağlamlığı ve psikolojik durumlarıyla muhteşem! Kocasının bir süredir Amerika'da olduğu zengin bir tüccarın karısı, insanlardan uzak, mesleğine sıkı sıkıya bağlı, yardım etme içgüdüsü çok güçlü bir doktordan yardım istiyor. Bulundukları yer Hollanda'nın sömürgelerinden biri. Doktor bu yardım talebinin içeriğini öğrendiğinde, kendisiyle savaşmaya başlıyor. Çünkü kadının buyurgan, sert tavırları ve hatta yüklü bir para önermesi, doktorun onurunu küçültüyor. Bu küstah kadını reddeden doktor kendi içinde bir iç hesaplaşmaya gidiyor. Her şeyden önce hipokratı hatırlıyor ve yardım etmenin gücünü görmezden geldiği için, kendini suçlamaya başlıyor.
Kitabı sonuna dek büyük bir merakla okudum ve sonunda çok üzüldüm. Böyle etkileyici bir sonu yazmak gerçekten ince bir zeka gerektirir. Zweig, yazdığı eserlerde, insan ruhunu kendi içinde sorgulamaya, düşünmeye hep teşvik ediyor. Benim aram psikolojiyle iyi olduğu için böyle ruh tahlilleri, insanın zihninin içindeki kazılar, duyguların ayrıştırılması, ruhsal simyacılık hoşuma gidiyor. Yazarla tanışmayan varsa, muhakkak bir şans versin. Her kitabında, okuyucuyu çıkardığı yolculuk ona çok şeyler katarak dönmesini sağlıyor. İyi okumalar dilerim.