Cihan Yıldız

Cihan Yıldız
@cihanyildiz
İstanbul
Rize
65 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
9/10
·565 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2016 14:21
Henri Charriere’nin, nam-ı diğer Kelebek’in macera dolu hayatını yazdığı bu kitap, en beğendiğim romanlar arasına girdi diyebilirim. Yazar daha önce hiç kitap yazmamış, ama kullandığı sade dil, profesyonel yazarlara yaraşır nitelikte. Romanın teması, özgürlük mücadelesi… Müebbet hapis cezasına çarptırılan Kelebek’in, bitmek tükenmeyen kaçma girişimlerine tanık oluyorsunuz. Yalnız, bildiğimiz hapishaneler gibi değil burası. Karadan binlerce kilometre uzakta bir ada.. Yani yüksek duvarları aşmak yetmiyor, okyanusu da geçmek gerekiyor kaçmak için. Özgürlüğün bu kadar pahalı olduğu bir yerde bile ümidini kaybetmiyor Kelebek. Mahkum hayatını, hapishane raconunu öğreniyor, onların psikolojilerini hissediyorsunuz. Özellikle para saklama yöntemleri oldukça ilginçti. Kelebek’le beraber ben de girdiğimi hissediyordum koğuşa. Ya da aynı salda beraber kaçıyormuşuz gibi geliyordu bazen. Kaçışı sadece okumuyor, yaşıyorsunuz da… Kahramanımızın şansı çok yaver gitmiş ya da Simyacı’nın dediği gibi; “kişisel menkıbenin peşinde koştuğun sürece tüm evren seni amacına ulaştırmak için işbirliği yapar”. Yazarın soyluluk üzerine tespitlerine ve teknolojiyle insanlık arasında kurduğu ters orantıya hayranlığımı belirtmeden geçmeyeceğim. Oldukça sürükleyici ve macera dolu bu romanı herkese tavsiye ederim.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma
Reklam
7/10
·320 syf.··
2016 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2016 13:55
Okuyucusuna koleksiyonunu sunmuş Bukowski. Kadınlarım demiş koleksiyonunun adina da.. Her parçayı anlatmış en ince hatlarina kadar... Bukowski'nin samimi bir dili var, cümleleri basit ama özellikle diyaloglarda bir arkaplan var. Kadinlar hakkindaki tecrübelerini diyolaglarin ardına saklamış sanki, ya da bana öyle geldi, bilemiyorum. Bu kitabin çok beğenilip ya da nefret edilişinin kilit noktasinin tam olarak burası olduğunu düşünüyorum. Yazarin kadinlar konusundaki tecrübesi göz ardı edilirse kurgu porno filminden farksız gelebilir. 203. sayfadaki şu diyalog çok hoşuma gitti. Kitabin temelini bu düşünce oluşturuyor sanki; -"Kadinlar hakkında ne düşünüyorsun?" -"Düşünür değilim ben. Her kadın farklı. Temel olarak en iyi ile en kötünün karışımı gibi görünüyorlar bana. Hem büyüleyici hem de korkunç. İyi ki varlar ama." Okuduğum en samimi kitap oldu Kadinlar. Sürükleyici olmasa da okutuyor kendini. Sanirim bu, Bukowski kitaplarının ortak özelliği. Bu tarzı sevenlere tavsiye ederim, herkese değil..
KadınlarCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20214,244 okunma
8/10
·447 syf.··
Beğendi
·
2016 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2016 10:08
Görüşlerine değer verdiğim birkaç arkadaşımın olumlu yorumları ve tavsiyeleri üzerine kendimi, okumaya mecbur hissederek okuduğum bir roman oldu Para. Polisiye, macera türündeki romanları severim ve uzun zamandır bu türde bir kitap okumadığımı fark ettim. Para da bu türün olmazsa olmaz özellikleri olan akıcılık ve sürükleyicilik kavramlarını fazlasıyla içinde barındıran bir roman. Birçok yorumda bahsedildiği üzere “film gibi”. Okumayanların merakını baltalamayı sevmediğim için incelemelerimde senaryolardan ve karakterlerden mümkün olduğunca bahsetmemeye çalışırım ama bu romanda akıcılık ve sürükleyicilikten başka değinilecek pek bir şey olmadığından ve bende soru işareti uyandıran birkaç nokta sebebiyle kurguyu biraz deşeceğim… -----------------SPOİLER İÇERİR------------------- İnes ve kardeşlerine ne oldu? Bir anda nereye kayboldular? Mafya dünyasının içinde büyüyen İtalo, neden hiç yol yordam bilmiyor? Herkes gaddarken Yudelman neden bu kadar iyi? Son bölümde Mamma şifresini Yudelman’ın keşfettiği anlar, sadece bana mı basit geldi? Herşey gayet gerçekçi ilerlerken, bir anda neden “yok canım bu kadar da olmaz” dedirten şeyler oluyor? -----------------SPOİLER İÇERİR------------------- Bunlar gibi birkaç soru daha var aklımda, romanı okuyan arkadaşlarla değerlendirilmek üzere bekleyen… Karakterler biraz fazla olsa da hikayeye dahil oluş şekillerinin iyi ayarlanışı sebebiyle okuyucunun zihnine yerleşmeleri zor olmuyor… Benim favorilerim Folco Mori ve Homer Kloppe oldu. Sonuç olarak güzel bir roman okudum diyebilirim, son derece keyif vericiydi. Bu tarzı sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Puanım 8/10
Sinema
ParaPierre Rey · Erko Yayıncılık · 200556 okunma
8/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2015 88. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2015 00:00
"Kendini tanıman için kendinden dışarı çıkman gerek" düşüncesinin etrafına yazılmış hoş bir öykü. Saramago'nun bir başka kitabı olan Kabil de olduğu gibi, Tanrı'yı eleştiren mesajlar vardı cümlelerin altında... Kabil'de Tanrı'nın yerini efendi almıştı, burada ise kral. İnancımla pek örtüşmese de öykünün hakkını vermek gerek diye düşünüyorum. Güzeldi, tavsiye ediyorum.
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma
8/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2015 87. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2015 00:00
İki Öykülük Bir Zweig Klasiği… Bir Kalbin Ölümü; ömrünün sonbaharını yaşayan varlıklı bir tüccarın geçmişini sorgulayışı üzerine kurulmuş, pişmanlıkların, değersizliğin ve nefretin kol gezdiği klasikleşmeyi hak eden bir öykü.. Moliere’in Cimri’sini anımsattı bana. “Para! Para... Şu pis... Şu sefil para... Ben onun yüzünden çürüdüm! Para... Tanrının laneti onun üzerinde dinleniyor." Yazar, paranın insan psikolojisi üstündeki gücünü sorgulatıyor ve burjuva kültürünün ailevi değerleri alt üst edişini anlatıyor. Mürebbiye; iki kız kardeşin, acımasızlığı ve ahlaksılığı büyük bir hayal kırıklığıyla öğrenerek psikolojik olarak çocukluktan yetişkinliğe geçişini anlatan kısa bir öykü. İki kurgu da Zweig’in klasikleşen sonlarıyla noktalanıyor. Psikolojik roman ve öykü sevenlerin beğeneceği bir kitap. Tavsiye ederim.
Bir Kalbin Ölümü - MürebbiyeStefan Zweig · Yordam Kitap · 2013431 okunma
Reklam