Bulunduğun yer ile olmak istediğin yerin arasındaki sürecin tadını çıkar. Çünkü hayat biraz da yolculuğun kendisidir.
Alıntı
İlk Görüşte Aşk ​İlk görüşte aşka inanırım ben; çünkü gönül, gözle görmeden önce tanır ezelde sevdiği güzeli. ​Bir bakış, bin yıllık bir tanışıklığı fısıldar kalbe; zaman susar, mantık çekilir, sadece iman konuşur o an. ​Zira imanımla bilirim ki Allah’tan başka ilah, O Ebedî Sevgili’den başka gönülde yer bulacak gerçek bir güzel yoktur. Bütün suretler O’ndan bir ayet taşır; seven de sevilen de, aşık da maşuk da en nihayetinde O Ebedî Sevgili’ye çıkar. ___ /Güven Taşdemir
Reklam
“Sence insan değişir mi, yoksa sadece gizledikleri mi ortaya çıkar?”
Ben galiba kendi isteğimle ilk defa mesaj atan taraf oldum.Dünya için küçük benim gibi biri için büyük.Galiba birisi umurumda... :d Aklımdan çıkar mısınız beyefendi?..Ay,ar oldu çık artık.Senin onu sevmeye hakkın yok Eylül! Sen gidip bulaşık yıkamaya devam et.Marş marş!
Sana bir masal anlatayım mı baba ?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken , pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... uzak mı uzak diyarlarda bir yaramaz kız çocuğu yaşarmış. Annesinden nazik olmayı, abisinden savaşçı olmayı, babasından da olduğu haliyle ne kadar sevilmeye değer olduğunu öğrenirmiş. Başka babalar kız çocuklarına otur , sus , konuşma, sen kızsın yapamazsın derken onun babası onu hep yüreklendirirmiş. - şu en yüksekteki dala çıkabilir miyim baba? +çıkarsın kızım. Elini şuraya koy, ayağını şuraya. Tamam çık şimdi. Aferin benim kızım yapar. - baba sence burdan atlayabilir miyim? + atlarsın kızım, benim kızım her şeyi yapar. Kız durmadan konuşurmuş . Babası normalde konuşmayı hiç sevmeyen , asık suratlı bir adammış ama kızının her sorusuna cevap verir , onun söylediklerine gülermiş. -karıncalar nasıl su içiyor baba? +topraktaki nemden alıyorlar bir de yedikleri yaprakların içindeki su onlara yetiyor kızım. -baba kurbanın gözünü bana verir misin? +Ne yapacaksın gözünü kızım? - kesip içine bakıcam + tamam kızım. Bu tamamlar hiç de geçiştirme değilmiş. Baba tamam dediği her şeyi gerçekten yaparmış. Kız daha okula bile başlamadan hayvanların gözünü, kalbini , böbreğini, ciğerlerini incelemiş. Gezdikleri her yerde gördüğü her ağacın adını sormuş öğrenmiş. Babası göreve gittiği dağlardan envai çeşit kır çiçekleri toplarmış . Büyük bir buket annesi için, küçük bir buket kızı için... babası belgesel izlermiş, kitap okurmuş. Kızına da kitaplar alırmış. Tuhaf bir kız çocuğuna sahip olmak onu hiç rahatsız etmiyormuş. Süslenmeyi , elbiseler, etekler giymeyi, saçlarını upuzun uzatıp şekilden şekile sokmayı çok seven, narin tatlı bu kız çocuğu arka cebinde hep sapan taşırmış . Camları kırar, abisiyle mahalle maçına katılır, bisikletini bayır
NEFESİMİZ (NİÇİN) DARALIYOR...
(...) Hayatımıza anlam katacak, daha doğru deyişle hayatımızı anlamına kavuşturacak fikirlere ihtiyacımız var aslında en çok, bunu pek idrak edemiyoruz artık ama bu yine de böyle... O fikirler olmadıkça hiçbir şeye anlamını veremiyor, hayatın kabuğunda yaşamak zorunda kalıyoruz. Her gün değişen, genel geçer şeylere böyle ihtirasla tutkun oluşumuzun sebebi de biraz bu nefes darlığı... Nefesimiz daralıyor çünkü hayatımızın ciğerlerine çekecek oksijenimiz yok. Oksijenden kasıt elbette anlamdır. Anlamlı şeyler yaşatır insanı, genişletir nefesini. Çünkü insan böyledir, bir anlam dünyasında yaşar, yaşamak ister. O anlam hayattan çekilip yerine ezber tarifler konursa, belki hayat sürer ama zamanla bugün yaşadığımız türden bir nefes daralması durumu ortaya çıkar. -Gökhan Özcan, "Nefes Darlığı", yenisafak.com, 7 Ağustos 2023-
gökhanözcanyazıları
Reklam
Reklam