"Toz pembe hayaller vardı. Pembesi gitti, tozu kaldı. "
8/10
·144 syf.··
2026 20. kitabı
SPOILER İÇERİR. Irène Némirovsky’nin henüz 23 yaşında yazdığı ilk romanı Yanılgı, adının hakkını sonuna kadar veren, aşkı ve insan ilişkilerini romantik bir pırıltıdan arındırarak "iletişimsizliğin" ve "yanlış beklentilerin" trajedisine dönüştüren muazzam bir psikolojik tahlil eseri. Demet Akalın'ın şarkısında dediği gibi toz pembe hayallerin, pembesinin gidişini ve tozunun ortada savrulmasını okuyoruz. Yanılgı, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından güney Fransa'da bir sahil kasabasında yolları kesişen aristokrat Denise ile savaşın gölgesinde her şeyini kaybetmiş gururlu Yves'in trajik aşkını (Denise evlidir,aslında bu bir aldatma) konu alır. Birbirlerini çok farklı ideallerle kafalarında büyüten bu iki insan, Paris’in gri ve boğucu atmosferine döndüklerinde aralarındaki sınıfsal uçurumla ve aşılmaz karakter zıtlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Aslinda bambaşka hayatlar yaşayan iki insanın arasında yaşanan, belirli kısa zamanlarda buluşarak tamamen cinselliğe dönen ve gerçek hayatlarına ve kimliklerine dair hicbir sey paylaşamadıkları bir iletişim biçimi haline gelir. Hatta öyleki ilerledikçe Yves bu ilişkiyi bir zorunluluk olarak görmeye ve bunalmaya başlar. Denise, Yves’e karşı yıkıcı ve körü körüne bir tutku besleyerek ailesini bile ihmal ederken; Yves içine düştüğü depresyonun, kibrin ve maddi yetersizliklerin faturasını sessiz duvarlar örerek Denise'e keser. Némirovsky, her iki karakterin de aslında birbirini hiç anlamadığını ve tamamen kendi zihinlerindeki illüzyonlara aşık olduğunu göstererek, bu iletişimsizliği kaçınılmaz ve sarsıcı bir duygusal kopuşla noktalar. Karakterlerin birbirini asla gerçekten "görememez" . Bir yanda savaşın getirdiği yıkımla sadece maddi refahını değil, ruhsal dengesini de kaybetmiş, gururu ve kibri yaralı Yves var; diğer
YanılgıIrene Némirovsky · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024704 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Öncelikle bu kitabı okurken zihninizi ve gözünüzü 4 açmanız çok önemli çünkü verilen ipuçları ve infolar sizi aslında gerçekliğe bir o kadar yaklaştırıyor Agatha Christienın kalemini çok seven bir okuyucu olarak kitapta katili bulmak benim için hiç zor olmadı ama tabii bu durum herkes için farklı sonuçlar doğurabilir. Kitapta sizi içine çeken o atmosferden çıkmak istemeyecek ve sonunda neden bitti diye üzüleceksiniz naçizane fikrim bu benim. Burada yaşanan cinayetler sizi üzmesin çünkü okudukça her birinin sebebini anlayacaksınız. Son olarak okuyan kişiler ile uzun uzadıya üstünde tartışmak için konuşmak isterim “Biz ölümlüler yaşamla ölümü ayıran ince bir çizgi üzerinde yaşamaktayız.” “Günahlarından kaçamazsın, emin ol bulur seni.” “Gerçek korku, katilin kim olduğunu bilmemek değil; sıranın sana gelip gelmeyeceğini bilmektir.” “Ölümün gölgesi düştüğünde, insan ilk kez gerçekten yaşamayı düşündüğünü fark eder.”
Düşünce
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Günümüzde yayınlanan çok harika ve sürükleyici bir öykü kitabı
Puan vermedi
Çok güzel, dinlendirici ve rahatlatıcı anadolu-istanbul hikayeleri var. Mutlaka hikaye ve roman okuyun. Gezmek görmek gibi. Anlatımı, dili-türkçesi ve içeriği sağlam- kaliteli roman ve hikayeler seyahat etmek geziye çıkmak gibidir.
Mendilim Sende KalsınŞerif Aydemir · Ötüken Neşriyat · 201198 okunma
9/10
·325 syf.··
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:38
Kitapta bana en çok dokunan şey, 'akıllı olursam beni severler' düşüncesi. Acaba kaç çocuk böyle düşündü bu zamana kadar diye sorgulayıp üzüldüm gerçekten. Akıllı olsan da dert, olmasan da dert bu dünyada. Kitap bunu o kadar güzel anlatmış ki, bir de tabi kimsenin 'özüne' bakmadığını. Kitabın ana karakteri Charlie, düşük IQ ile doğan bir çocuk. Bilim adamları da bu zeka seviyesini arttıracak bir yöntem bulurlar. İlk önce Algernon adlı farede denenir ve başarıya ulaşır. Charlie de düşük seviyesine rağmen okuma yazmayı az çok bilen, kendi başına hareket edebilen biri olduğu için, mükemmel bir adaydır ve deneyi kabul eder. Deneyden sonra bütün her şeyi not alır. Kitabı okurken yazım yanlışları görünce şaşırmayın,okudukça anlayacaksınız nedenini. Düşük zekalı olduğu zaman yaşananları, zekası artmaya başladıkça daha iyi anlar. Geçmişte ailesiyle yaşadıklarını sorgulamaya başlar. Hayali zeki olup annesinin karşısına çıkmak çünkü sürekli annesiyle bu konuda sorun yaşamıştır. Zeki olunca daha çok arkadaşı olacağını zanneder, küçükken hep dışlanıp, dalga geçilmiştir çünkü. Ama hiçbir şey istediği gibi gitmez, hatta zekası arttıkça insanlar ondan uzaklaşır, onu kıskanır ve yine yalnız kalır. Her şey çok güzel giderken Algernon da yanlış bir şeyler olmaya başlar, Charlie de bunun kendisine de olacağını fark eder ve önlemek için çalışmalar yapmaya başlar. Ne yaparsanız yapın insanlar bir şekilde sizi hor görmeyi başaracak. Okurken hem üzüldüm hem çok sinirlendim. Özel eğitimde de çalışmış biri olarak, gerçekten hepsi çok özel bireyler ve herkesi insan olarak görüp, içlerine bakarsak çok şey başarırız diye düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye okuyun,okutun.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
8/10
·136 syf.·
2026 53. kitabı
Selamlar, Şu sıralar okuduğum tüm kitaplar ağır ilerlediği için çıtır çerezlik bir kitaba ihtiyacım olunca bu kitaba başladım. Kitap zaten çok kısa ve oldukça akıcı. Tek oturuşta bitirdim. Oldukça da hoşuma gitti. Okurken keyif aldım. İki mühendisin bir yanlış anlaşılma nedeniyle ilişkilerinin geldiği durumu okuyoruz. Bence ikisi de çok tatlıydı. Kafamı dağıtmama yardımcı oldu. Rs den çıkmak için bulunmaz nimet. Kafa dağıtmak istiyorsanız mutlaka şans verin derim.
Aşk ÇıkmazıAli Hazelwood · Nemesis Yayınevi · 20231,613 okunma