zamanda bir çıldırış, anda bir kopuş akışta bir göç gördüm ki yıldızların eteğinde bir telaş milim milim terk edilmişim ben ve ihtiyar çınar ağacı avluda ve rüzgarın dudağında bir melodi...
Sen çıldırmış şairlerin Titreyen mısralarında Bahsettiği o perisin
Müzik
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
GÜNÜN ŞİİRİ
Botticelli Angel ÜMİT AYDIN ayet çıplak doğduğun anda dikine bir çizgi çekilir hayata çağdan çağa değişir bu yüzden insanlığın gölgesi sonra ölürsün ve bir kadının suskunluğu yorgunluğunun elinden tutup, seni uygun bir şehre götürür ve son salâvat, son şükür; ikinci boylamın adı mutlak bir değer ekseni, bir aralıktır ömür ancak ellerinle gezgin, ancak ellerinle özgür günlerin demir atamamak gibi kurtulamadığı bir alışkanlığı vardır daha yeni terk edilen bir kadını özler gibi komşu olmayı denedim yalnızlığa durma, bir şarkı daha söyle sözgelimi asya’dan bir kavim daha sürsün kendini aciz bir geleneğin kollarından gelelim göğsümüzde cumhuriyetin kaderi yazsın ve ben roza dedikçe sen bakunin asya’nın kalbi kırık ve biraz soğuk dünya düzeni altında ezilen sevgililerin alman arabalarına olan tutkusu
Şiir
Kazıntı: Mahlas Geleneğinin Arkeolojisi ve Çoklu Benliğin İzleri
Persona yaratma eylemini edebiyatçıların mahlaslarına benzetiyorum ve bunun bir "içsel keşif" alanı olduğunu düşünüyorum. Bu gerçekten çok kıymetli. Yazarların çoklu kimlikleri ve şairlerin hülyalı zengin dünyaları iyi ki düşlerin pusulası olarak her defasında istençle açıp okuyabileceğin kitaplara dönüşüyor. Yazma geleneğine tav olmamak elde değil. Nasıl ki, birden fazla isimle yazma geleneği, yaratıcılığın kapılarını aralayan güçlü bir araçtır. Son zamanlarda önceye nazaran odağımda yerini daha sağlam almış isimler var ve sayıları elbette çok. Ben şimdilik birkaçından başlayarak devamının da geleceğini varsayarak kendi okuma dünyama not düşmek istiyorum. Bu da benim kazıntım olsun. Mesela taradığım kılavuzların peşi sıra şu an klavyeye abanırken aklıma gelenlerde Daniel Defoe neredeyse 200 mahlas kullanırken Agatha Christie farklı mahlaslarla yazmanın yarattığı özgürlüğü deneyimlemiştir; Louisa May Alcott ise 30 civarında takma isimle yazarak bu pratiğin ne kadar yaygın olduğunu göstermiştir deniliyor var. Daha da açılır. Gibi gibi. Şu ki kurmaca alter egolar (gerçek olmayan, hayal ürünü öteki benlik) romancıların hayat buldurduğu ikinci benlikleri konu alan eserler, benim düşünce dünyama ışık tutuyor. Yazar ve eserleri arasındaki sınır söz konusu olduğunda, yazarın veya karakterlerin kısa yaşam öyküsü bağlamında bir yazarın yarattığı altı ya da birden fazla olup bundan daha az veya daha çok karakteri kontrol etmeye çalışmasını anlatan metinler on numaradır şüphesiz. Yine, genelde fiziksel bir dirilmeden çok, karakterin hayatında yaşadığı yeniden toparlanma, kendini bulma veya dönüşümü ve kendine hayat bulan karakterlerin yazarını nasıl ele geçirdiğini sorgulamak şahane bir uğraşıdır. Bu şahanelikte kaybolmayı gerçekten seviyorum. Bir ismin altında gömülü yüzlerce
Film listesi
Theodoros Angelopoulos'un filmlerinden 1- Eternity and a day 2- Ağlayan çayır 3- Ulisin bakışı K. Kieslowski'nin filmlerinden 4- veronique'in ikili yaşamı 5- 3 renk, mavi 6- 3 renk, beyaz 7- 3 renk, kırmızı 8- dekalog( 10 bölümlük dizi) Akira Kurosawa'dan 9- Dersu Uzala 10- Düşler Bergman'dan 11- Yaban Çilekleri 12- Persona 13- Utanç 14- Kış ışığı 15- Güz Sonatı 16- 7. Mühür Belá Tarr'dan
Film
Çıldırış
İyi niyetle yaptım. Sana yardım etmek için. Bu seni haklı mı gösterir?
Film