"Sevdikleriniz sizi nasıl çıldırtabilir? O çıldırış geçmişi silmenize neden olur mu?"
.
Tolga, mimar babasının gölgesinde ünlü bir çapkındır. Oysaki kendi işi de mimarlıktır. Ne var ki babasının yaptığı işler bir marka adını alınca o da ikinci tutkusu olan şiir yazmaya yönelir. Bir şiir yerliğinde toy ozanların yazdığı şiirlerden esinlenmek için takılır, bazen de birileriyle karşılıklı iletişirler. Tıpkı Murat111'ile yaptığı gibi.
.
Bir süre sonra telefonundan aranır, karşısına bir kadın çıkar. Adın, yerini, işini bilir. Tolga ise sinirden deliye döner, bunun bir tür özel haklara saldırı olduğunu söyler. Kadınsa yalnızca bir kahve içmek istediğini, sonrasında neden böyle bir işe kalkıştığını anlatacağını söyler. AŞTİ'de buluştuktan sonra ise Tolga'nın çapkınlığı işin içine girer çünkü kadın çok güzel çıkar. Oysaki tüm tanışma yöntemlerini bilen bir kadını baştan çıkarmak güçtür. İyi de bu kadının söyledikleri de ne demek oluyordur?
.
Kiliselere saldırı düzenleyen B*mbacı, Tolga'nın 7 ay önce takıldığı ama unutmadığı bir kadını kaçırması üzerine polisle iş birliği yapmaya başlar. Bir gün evinde otururken baskına gelen polis, Tolga'yı yaka paça sorguya götürürken işler karışır. Ağzı burnu dağılmış olarak oradan çıksa da Ayça'yı bulmalıdır çünkü yüreğine işleyen tek kadındır o.
.
Polis, geçmişte olası bir kuşkulu biriyle iş birliğine yeltenmese de buna zorunlu kalır yoksa kız ölecektir. Oysaki b*mbacının da bir oyunu vardır. Hep polisten birkaç adım ötededir. Verilen yere gittiklerinde onları bekleyen şaşırtıysa hepten işleri çığırından çıkaracaktır.
.
Birkaç metrekarelik yerde tutulan kız gitgide güçten düşmektedir. Kapkaranlık bir odada tek bir dileği vardır. Kurtulmak değil de...
.
Tolga elinden geleni yaparken gizli kaldığı yerden gün yüzüne çıkan bir adam: