Eksiz yaratılışımızda tamlığı aramak ve kendimizi kandırmak… Hep, bir ötekine muhtaç ama ötekini de ezici, köleleştirici ve ötekileştirici tutumlarımız… Toplumda herkes toplumun parçasıyken sen zencisin, sen kadınsın, sen delisin demek… Ve tecrit etmek… Doğanın kendisine ait olmayana saldırışı gibi, toplum da abanır kendisi gibi olmayanlara. Asıl çıldırış, toplumdan kovulmak ve toplumun, bizi toplum gibi yapmak için kanımıza kimyasalları boşaltması… Asıl budur ötekileştirmenin en hazin yüzü…
Akıl geri dönünce veya insan bir an için olsun o uğultunun dışına çıkıverince mutlak yalnızlık mukadderdi, çıldırış mukadderdi, yaşama gücü kendiliğinden iflâs ederdi.
Varsın hızını atlara taksın rüzgâr!
Varsın güz küssün!
Varsın kış konuşmasın artık benimle!
Umurumda değil.
Bir çeşit çıldırış varken beynimde;
Ne elektroensefalografi ne de elektrik şoku.
Eğer öğrenmek istiyorsanız sizler de bu boku,
Aha, kalbim parçalıyor giydirdiğiniz deli gömleğini
Ve ödüyor zerre zerre parçalandıkça bedelini!
Alın işte, geri getirdim babamın bir damla spermiyle anamın osuruktan tayyare yumurtasını!
Serbest bırakın artık ruhumu!
Serbest bırakın artık, serbest!
O tutsun, bırakın bulamadığı bedeninin yasını!
"Acının, mutluluğun, özgürlüğün ve nefes almanın tanımlarını tekrar yapabilmek... Ve insan olmanın ve kaderin ve ihanetin, dünyanın, kabirin ve ahiretin anlamlarını aramak... Ve Allah'ı, bunca hengâme, çıldırış ve cinnetin içinde ve kaosun hükümranlığı ve rastlantısallığın anlamsızlığı içinde de Allah'ı aramak... Ve yalnızca O'nun duyabileceği sessiz bir çığlık atmak!"