1905'ten beri Japon - Çin ve Japon - Rus harpleri burjuvalaşmak isteyen Japon fonctionnairisme'ini zaruri olarak bir emperyalizme sevk etmişti. Bu vaziyet kısmen nüfuzun artmasına ve sanayi inkişafa sebep oldu. Fakat bu inkişaf Hakikatte iki sınıf arasındaki tezadı nispetsiz derecede artırdı: taassup ve muhafazakarlık, ananeye müfrit bağlılık; bizim tanzimattan sonra çekmiş olduğumuz Garp - Şark ikiliğinin bütün buhranları kendini gösterdi. Medeniyet ve kültürü birbirinden kati olarak ayırmak ve şekilde Avrupalı, özde ifrat derecede Şarklı kalmak isteyen Japonya'yı bizce katiyen çıkılmaz bir yol olan bu dualizme sırf hususi vaziyetini kurtarmak için başvurmuş dünya yüzünde tek misal olarak görüyoruz.
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Uzak Şark bu sırada bize iki muamma, mütenakız gibi görünen iki problem gösteriyor. Son harpler bu problemin Önemini büsbütün arttırmıştır: 1. Asla değişmez görünen bir içtimai tip: Çin. 2. Yanıbaşında, şaşılacak ani istihaleler geçiren bir içtimai tip: Japonya. Halbuki ikisi de aynı tarihin iki unsuru, az çok aynı ictimai tekâmülü geçirmiş iki cemiyettir. Fakat bu iki cemiyetin teşekküllerini daha vakından tetkik edersek aralarındaki fark meydana çıkar. a. Çin, aile cemaatleri halinde küçük köylülerden ibaret (küçük arazi sahibi). müstevli çobanların hâkimiyetine bağlı bir memlekettir. b. Japonya, kasaba cemaati halinde küçük zanaatkâr-köylüden mürekkep; fakat büyük arazi ve burg sahibi muhtelif reislere tâbi bir memlekettir. Bu iki sınıf teşekkülü ve iki terkipten birincisi imparatorluk bünyesini ve kati hareketsizliği doğuruyor, ikincisi bir nevi feodaliteyi, servet birikmesini ve seri istihaleleri meydana getiriyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şu halde bir hümanizma davası ortaya atarken bununla eski dünyamızı nasıl bakacağımızı iyi tayin etmeliyiz. 3 Asır evveline kadar tarih muhtelif dallardan inkişaf ettiği için aynı zamanda birkaç hümanizma vardı: Yunan, İslam (Arap - Fars), Hint, Çin. Fakat büyük milletlerin doğuşu ve Kapital birikmesi yeryüzünde vaziyeti büsbütün değiştirdi. Bırak kapitalist cemiyetler inhilale başladı. Mensup olduğumuz medeniyet dairesinin çöküşü bunun zaruri neticesidir. Artık dünya tek medeniyet ve tek hümanizma istiyor. Buna mukavemet edenler birer birer siliniyor.
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Sırrı men areften haber almayan
Gelip de mecliste babalanmasın
Gurba ayetine vakıf olmayan
Orada burada hocalanmasın
Yük üstüne yüksek binalar çatıp
Bal içine soğan sarımsak katıp
Talip köşesinde safsata satıp
Kendin bilmeyenler böbürlenmesin
Atsın içindeki çirkin huyları
Çekip kopartmasın çürük yuları
Zemzem diye her gördüğü suları
İçip sarhoşluk (i)çin badelenmesin
Asilzade asıl evlat kan(i) olan
Şema olan taban olan gün olan
Ölmeden evvel ölüp hakkı bulan
Yarın kül olsa da zedelenmesin
Güzide der er postuna oturan
İçip gaflet meyin kendin yitiren
Kahi benlik kahi gurur getiren
Hünkâr nimetinden nasip almasın
Yazı bağımsız olarak Bereketli Hilal'de, Meksika'da ve belki de Çin'de ortaya çıktı çünkü bu bölgelerin her biri bulundukları yarım kürede yiyecek üretiminin ilk başladığı yerlerdi. Yazı o birkaç toplum tarafından bir kez icat edildikten sonra, ticaret, fetih ve din yoluyla, aynı ekonomik ve toplumsal örgütlere sahip başka toplumlara yayılmaya başladı.