Ferda Çalışır, bir alıntı ekledi.
 4 saat önce · Kitabı okuyor

Batı Savaş Tarzı
Çin'de de stratejinin amacı, savaşmadan zafer elde etmektir:

"Savaşmadan düşmana baş eğdirmek becerinin doruğudur"

Cambridge Savaş Tarihi, Geoffrey Parker (Sayfa 1)Cambridge Savaş Tarihi, Geoffrey Parker (Sayfa 1)
hltsevim, Yaralı Bilinç'i inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 9 günde · 4/10 puan

Kitabın Yorumu

İran asıllı felsefeci Daryush Shayegan’ın “Yaralı Bilinç” adlı kitabı; geleneksel (doğu) toplumların, moderniteye (batıya) yaklaşımlarındaki çarpıklıkların, felsefi ve teorik düzlemde ele alındığı bir denemedir.

1935 doğumlu olan ve bu yılın (2018) Mart ayında İran’da vefat eden yazar, Tahran üniversitesinde Hint dili ve felsefe dersleri verirken, 1979 İran Devrimi üzerine ülkesinden ayrılarak Paris’e yerleşmiş, 1991’de yine İran’a dönmüş ve Doğu-Batı medeniyetleri üzerine çalışmalarına ülkesinde devam etmiştir. Yazarın; kitaplarından ikisi “Yaralı Bilinç” ve “Melez Bilinç” isimleriyle Türkçeye çevrilmiştir.

“Yaralı Bilinç”; ağır bir dile, soyut ve felsefi anlatım tarzına sahip, zor bir metindir. Uzun cümlelerle fakat etkileyici olarak anlatılan konular, okurdan batı düşünce tarihi ve felsefe alanlarında belirli bir alt yapı da istiyor.

Yazar, kitabında;
- En bariz özelliği eleştirel düşünme tarzı olan Batı medeniyetinin, modernliğin tek adresi olduğu,
- Modernliğe ayak uyduramayan (İslam medeniyeti, İran, Hint, Çin veya batı dışı herhangi bir medeniyet) medeniyetlerin, batının yaşadığı tarihi süreci (aydınlanma çağını) yaşamadığını, bu nedenle; geri kalan medeniyetlerin batıyla ilişkilerinde her düzlemde (yaşam tarzı, teknoloji, eğitim, fikir, sanat, bilim vb.) kaçınılmaz olarak binlerce çarpıklık görüldüğü,
- 200 yıllık batılılaşma gayretlerinin batının sadece teknolojisini veya gelişmiş imkânlarını hedeflemesi nedeniyle yüzeysel olduğu,
- Modern olabilmek için; batının eleştirel aklı önceleyen mantığının, felsefesinin, fikirlerinin kabulü gerektiği,
- Bütün bunlar için de; geleneksel inanç, fikir ve eylemlere yönelik radikal eleştirinin şart olduğu, tezlerini savunmaktadır.

Anlatımları, felsefi ve soyuttur. Verilen somut örnekler; öncelikle İran, bazen de Hint Medeniyeti ve İslam ülkelerindendir. Birkaç yerde de, Osmanlı’da ve Tanzimat Dönemi’ndeki batılılaşma gayretlerinden bahsedilmektedir.

Öncelikle, kitabın; 1980’lerdeki dünyaya bakışı yansıttığını, yani son 30 yılda artan modernleşme ve hızlanan küreselleşmeyi kapsamadığını belirtmemiz gerekiyor. Bu nedenle, kitaptaki bazı tespitlerin günceli yansıtmadığı (1940’lı, 1950’li yılları anımsattığı), geçen zamanın ise kitaptaki öngörüleri doğrulamadığı görülüyor. Yazarın 1979 Devrimi sonucu ülkeyi terk etmesi; örneklerin çoğunun İran’dan verilmesini ve eleştirilerinin sertliğini de açıklıyor gibi.

“Yaralı Bilinç”te pozitivist bir köktencilikle konulara yaklaşan SHAYEGAN’ın; son yıllarda, geleneği reddeden keskin fikirlerinde belirli bir yumuşama olduğu anlaşılıyor. Bu kapsamda; İran’ın büyük yazarlarını batıya ve batının yazarlarını da İran’a tanıtan çalışmalarda bulunduğu biliniyor. Nitekim 04 Aralık 2008’de verdiği bir röportajında da; İran başta olmak üzere Arap ülkelerinden ümitli olduğunu ifade ediyor ve geleneksel yaklaşımları dışlamıyor.
Kitap; Batı’yı değişmeyen sabit bir değer olarak kabulü, modernliğin gelişmesi için doğuda bir aydınlanma çağının gerekliliği fikri, eleştirel mantığı esas alan Marksizm’i kapsam dışı bırakan yaklaşımı, İran’daki Ali Şeriati, Mutahhari gibi muhalif entelektüelleri hafife alması ve birçok ülkedeki modernleşme gayretlerini yüzeyselliğe mahkûm etmesi gibi tartışmaya açık birçok konu barındırıyor.
Bir yanıyla da Yazar; Doğunun modernleşme yolundaki samimiyetsiz veya temelsiz hallerini de çok iyi betimliyor. Okurken, “Evet bu tespite aynen katılıyorum, diyorsunuz”. Etkileyen ve okuru sorgulamaya yönlendiren cümleler sıkça karşınıza çıkabiliyor. Etkileyici tespitlere rağmen, yine de; teşhis ve çözüm yollarının irdelenmemesi, kitabı felsefi bir boşlukta asılı bırakıyor. Coğrafyanın, tarihin, siyaset biliminin, sosyolojinin toplumlara olan etkisinin yok sayılması ise; kitabın bilimsel objektifliğe değil, tepkiselliğe dayandığını düşündürüyor.
Sonuç olarak; Prof. Daryush Shayegan’ın “Yaralı Bilinç” adlı kitabı; “Batı’ya ulaşmaya çalışırken Doğu’nun karşılaştığı açmazların ve derin çukurların" felsefi olarak anlatıldığı, geleneğin bütün unsurlarının pozitivist bir yaklaşımla tümden eleştirildiği bir denemedir. Doğu - Batı ilişkileri üzerine çalışanların inceleyebileceği bir kitaptır.

Pol Gara, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yeni yıkanmış akpak entârisi, pamuklu kara ceketi ve beyaz yazmasıyla yolda ağır ağır ilerliyor kadın. Ortalıkta in-cin yok. Yaz bitmiş. Tarlalarda sesler duyulmuyor artık, tozlu yollarda kağnılar toz kaldırmıyor, ufukta hasatçılar görünmüyor, sürüler otlamak için çayıra çıkarılmamış daha.

Sonbahar bozkırı, Bozdağ yolunun ötesinde solarak kayboluyor. Üstünde sıra sıra dumanlı bulutlar dolaşıyor sessizce. Rüzgar sessizce tarlaları süpürüyor, çimenleri, kurumuş yabânî otları titretiyor, sessizce ırmağa doğru kayıyor sonra. Yeryüzünü, sabahleyin kırağıyla ıslanmış nemli çimenlerin kokusu sarmış. Toprak hasattan sonra dinlenmekte...

Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 9 - Gün Yayınları /Türkçesi: Ülkü Tamer / Kitapta Cengiz Aytmatov'un iki hikâyesi birden yer alıyor. 1.si Toprak Ana, 2. hikâye Sâhip Olmak Ve Kaybetmek(Selvi Boylum Al Yazmalım) Kitap 1968 yılında İstanbul'da Garanti Matbaası'nda basılmış.)Toprak Ana, Cengiz Aytmatov (Sayfa 9 - Gün Yayınları /Türkçesi: Ülkü Tamer / Kitapta Cengiz Aytmatov'un iki hikâyesi birden yer alıyor. 1.si Toprak Ana, 2. hikâye Sâhip Olmak Ve Kaybetmek(Selvi Boylum Al Yazmalım) Kitap 1968 yılında İstanbul'da Garanti Matbaası'nda basılmış.)
İsa Temiz, bir alıntı ekledi.
 10 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Yorgun argın oturmuştum, korkunç berbat bir geceydi,
Okuyordum eskileri, çoğu zaten efsaneydi,
Yavaş yavaş uyuklarken, kapımı çaldılar birden,
Evet, orda biri vardı, tam uykuya dalıyorken,

Kulak dikip mırıldandım:"kimdir acep, ne oluyor?"
Başka hiçbir ses gelmedi, demek in cin top oynuyor.

Kasvetli bir aralıktı, mevsim artık kara kıştı,
Sönen korlar bir hayalet olmuş tek tek odamdaydı,
Ah bir sabah olsa derken, içim içime sığmadı,
Kitap belki deva ama benim aklım lenor'daydı,

Melekler koymuş adını, sevgilimin adı Lenor,
Ama şimdi meçhul oldu, ismi artık anılmıyor...

İpekli mor perdelerin, üzgün mahzun hışırtısı,
Dehşetlere düşürerek, baktım beni ürkütüyor,
Hızla çarparken yüreğim, tekrar ederek sürekli,
Dedim bu misafir artık, içeri girmek istiyor,

Bu davetsiz yeni konuk, içeri girmek istiyor,
Evet, hepsi bu kadardı başka izah istemiyor.

Ruhum güçlendi aniden, artık tereddüt etmeden,
Dedim: Geldim önünüze, dilim sizden af diliyor.
Tam uykuya dalıyorken, kapımı çaldınız birden,
Baktım dışardan gürültü, bir yerlerden yükseliyor,

İçime sinmese bile, işte kapım açık size!
Açtım baktım ki karanlık, kimsecikler görünmüyor.

Kuzgun, Edgar Allan Poe (Sayfa 25)Kuzgun, Edgar Allan Poe (Sayfa 25)
Sezen B., bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okuyor

Bir Çinliler kadar bile olamadık
Bu çalışmalar sürerken Çin' de devrim oldu; Rockefeller kovuldu. "Ölüm İmparatorluğu"nun ilk yurt dışı "çalışması" başarısızlıkla sonuçlandın

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 36 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 36 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Can Özsoy, Çin Seddi'nin İnşası'ı inceledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 8/10 puan

Franz Kafka'nın Çin Seddi'nin inşası hakkında öykü ile başlayan ve içinde güzel öyküler bulunduran kısa ama akıcı bir kitap. Öyküleri beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum. Kitabın son kısmında Kafka'nın iş hayatını anlatan kısa bölümü de Kafka'nın kişiliği hakkında küçük ipuçları barındırmakta iyi okumalar.

Acemi Okur, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor

İblis; Cin aslındandı.
Semada, Melekler yanında, Allah'a, öyle ibâdete koyulmuştu ki, kullarından, hiç bir kimse, Allah'a, onun gibi ibâdet edememişti.
Kendisinin, Âdem Aleyhisselâmın yaratılışına kadar böylece ibadet etmekten ayrılmamış olması, içinde taşıdığı kibir, gurur, azgınlık ve kıskançlık duygularını silemedi.

Peygamberler Tarihi, M. Asım KöksalPeygamberler Tarihi, M. Asım Köksal
Veysel Yılmaz, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor

GENÇ KAN TAKVİYESİ
Vampir miti gerçeğe dönüşüyor. En azından vampirleri konu alan tüm o kurgu roman ve filmlerde karşılaştığımız örneklerde resmedildiği gibi genç kan takviyesi yaparak gerçekten genç kalınabileceğini öğrenmiş olduk.
Tıpkı telomerlerin yıllar içinde kısalıyor oluşu gibi, kanımız da zamanla yaşlanıp bazı proteinlerini kaybediyor. Geçtiğimiz yıllarda genç farelerden yaşlılara kan takviyesi yaparak sonuçlarını görmek isteyen araştırmacıların keşfettiği üzere; damarlarında genç kanı akmaya başlayan denekler gençleşme belirtileri göstermeye başladı. Kan plazması takviyesi yaşlı farelerin kaslarım ve bilişsel fonksiyonlarım yıllar önceki sağlıklı seviyeye döndürdüğü için kalp kasları da sağlığını geri kazandı. Hatta beyazlamaya başlayan tüyler bile eski rengine kavuştu.
Kan plazması takviyesinden elde edilen başarılı sonuçlar Alzheimer hastaları için de umut verici. 30 yaş ve altı gençlerin kan plazması bağışında bulunmaları sayesinde araştırmacılar şimdi Alzheimer hastalarını da genç kan takviyesiyle iyileştirmeyi deniyor. Nörodejeneratif hastalıkların kan terapisiyle tedavi edilmesi üzerine çalışan Alkahest adlı şirketin laboratuvarlarında çalışan Sakura Minami’nin deneylerindeyse genç insanlardan alman plazma yaşlı farelere aktarıldı ve önceki araştırmalarda elde edilenlere benzer sonuçlar ortaya çıktı. Ayrıca farenin beyninde yeni nöron oluşumu konusunda artış olduğu da gözlendi.
Bu sonuçlar, genç kan takviyesinin ALS ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için kullanılabileceğini işaret ediyor. Yöntemi insanlar üzerinde de test etmeye başlayan Alkahest’ten gelen haberlere göre; genç kan takviyesi yapılan Alzheimer hastalarının bilişsel testleri henüz belirgin bir iyileşme göstermemiş olsa da örneğin yemek hazırlamak gibi, zorlandıktan bazı basit işlerde önceki durumlarına oranla gelişme kaydettiler.
Aslında işin sim kandaki protein seviyelerini düzenlemekte. 2014 yılında Harvard Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği ilk deneyler, bu yenilenme etkisini yaratan proteinin GDF11 olduğunu gösterdi. Keşfe imza atan Amy Wagers’ın araştırması, yaşlanma sürecinde GDF 11 proteininin seviyesinde dikkat çekici seviyede düşüş olduğunu gösteriyordu. Ancak Novartis laboratuvarlarında yapılan araştırmalar, Wagers’in vardığı sonucun yanlış olduğunu gösteren şaşırtıcı bir bulguyla sonuçlandı: GDF 11 seviyesi yaşlandıkça azalmıyor, aksine artıyor. Üstelik seviyesindeki artışın kaslar üzerinde zarar verici etkilere sebep olduğu da görüldü. Kendi bulgularıyla çelişen bu araştırma üzerine deneylerini tekrarlayan Wagers önceki araştırmasında elde ettiği sonuçlan doğrulayıp, GDF11’in beraberinde, seviyesi yaşlandıkça düşen GDF8 proteinin de benzer etkiler yarattığım gördü.
Tamamen zıt sonuçların alındığı bu araştırmalardan sonra ABD Minnesota Üniversitesi, Çin Sun Yat-Sen Üniversitesi ve Meksika CINVESTAV Araştırma Enstitüsü işbirliğinde gerçekleştirilen deneylerde Duc-henne kas distrofisine (DMD) sahip farelere GDF11 takviyesi yapıldı ama hastalık yüzünden kasları zayıflayan fareler üzerinde hiçbir olumlu etki yaratamadığı görüldü. Anlaşılan o ki GDF11 ve GDF8’in yaşlanma üzerinde oynadığı rollerin iyice araştırılması gerekiyor. Sonuçta Wagers’in deneyleri fareleri gençleştirmeyi başardığı için gözden kaçan bir şeyler olmalı.

Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 82)Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 82)
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

“Kargaşa gittikçe yaklaşıyor,” dedi Bernard, “Burada üniversitede, yaşamın gürültü patırtısının ve baskısının böylesine doruğa ulaştığı, yalın yaşama coşkularının günden güne daha gerekli olduğu yerde. Kocaman, kepekten yapılma pastanın içinden her saat yeni bir şey kazılıp çıkarılıyor. Ben neyim, diye soruyorum. Bu mu? Hayır, ben şuyum. Özellikle şimdi bir odadan, konuşan insanlardan ayrıldığım, yapayalnız adımlarımın altında kaldırım taşlarının çın çın öttüğü, ayın görkemle, ilgisizce eski kilisenin üzerinden yükselişine baktığım zaman iyice anlıyorum, bir tek ve yalınkat değilim, karmaşık ve çoğum.

Dalgalar, Virginia WoolfDalgalar, Virginia Woolf