7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 06:31
​Modern Klasikler dizisinden çıkan D.H. Lawrence imzalı Bakire ile Çingene, potansiyeli yüksek bir konuya sahip olmasına rağmen, okurda bıraktığı his bakımından beklentilerimi tam olarak karşılamadı. 112 sayfalık kısa bir eser olmasına rağmen, anlatılan konunun çok daha derinlikli ve detaylı işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. ​Kurgusal Yapı ve Tempo Sorunu Kitabın en büyük zayıflığı, olay örgüsünün temposundaki dengesizliktir. Başlarda oldukça ağır ve tasvir odaklı ilerleyen hikâye, sona yaklaşıldığında aniden bir "oldu-bittiye" getiriliyor. Yazarın, olaylar arasındaki geçişlerde gerekli frekansı yakalayamadığını ve kurguyu olması gerekenden daha hızlı bir şekilde sonuca bağladığını söyleyebilirim. Bu durum, okurda bazı noktaların havada kaldığı hissiyatını uyandırıyor. Belki de çevirinin üslubu bu keskin geçişlerde etkili olmuş olabilir. ​Karakterler ve Çatışma Kitabın en etkileyici yanı, okuru hemen içine çeken merak duygusu ve teması. Gençliğinin baharında, etrafındaki erkeklere karşı hiçbir çekim hissetmeyen Yvette karakteri, oldukça ilgi çekici bir portre çiziyor. Çevresindeki erkeklerde aradığı o "farklılığı" karavanda yaşayan evli ve çocuklu bir çingenede bulması, Yvette’in duygusal arayışını başarıyla yansıtıyor. ​Özellikle Yvette karakteri başından itibaren cesur, gözü pek ve sıkıcı papaz evinden çıkıp gitmeye hazır biri olarak sunuluyor. Bu yüzden, hikâyenin sonunda Yvette’in çingene ile birlikte yeni bir hayat kurma potansiyelini veya buna dair daha derin bir duygusal süreci görmeyi bekliyordum. Ancak kitap, bu dönüşüm yerine hızlı bir kurtulma hikâyesine evriliyor. ​Çingenenin karakterine dair algım ise kitabın sonunda mektupla birlikte değişti. Başlarda duygusal bir bağ kurduklarını düşünsem de, sonunda bu ilginin Yvette’in sadece güzelliğine değil, onun
Bakire ile ÇingeneD. H. Lawrence · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,381 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 19. kitabı
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Simyacı. Coelho'nun da okuduğum ilk kitabı oldu ayrıca. Mistik, masalsı bir anlatımı var kitabın. Baş karakterimiz Santiago adında genç bir İspanyol çoban. Birkaç kez gördüğü düşü onu Mısır Piramitlerine kadar götürecek. Amacıysa bir hazine bulmak. Tabii bu sırada en başta yaşlı bir Çingene falcıyla daha sonra Salem Kralı olan yaşlı bir adamla tanışacak. Mısır'a gitmek ve hazinesine kavuşmak için bütün koyunlarını satacak ancak dolandırılacak. Dolandırılması üzerine bir billuriye dükkanına gidecek orada yaklaşık bir sene boyunca çalışacak. Mısır'a gidecek kadar parayı böylece biriktirmiş olacak. Bütün bunları yapma amacıysa "Kişisel Menkıbe"sini gerçekleştirmek. "Evrenin Ruhunu"da unutmuyor bu sırada. Hazinesini bulmak için gittiği Arap topraklarında karakterimiz aşık da oluyor. Ve sorguluyor bunu, hazinesinin bu olduğunu düşünüyor. Sonra karşısına Simyacı çıkıyor bu sefer. Arap topraklarında Piramitlere gitmesi için ona rehberlik ediyor Simyacı. Kitabın sonuysa beklenmedik bir şekilde bağlanıyor. Kitapta dini birçok içerik var. Tevrat ve İncil'e göndermeler bulunuyor. "Tanrı" kavramına değiniyor. Dini yönüyle pek tarzım olmayan bir konusu var kitabın. Bu nedenle çok beğenerek okumadım açıkcası. Ancak kitaba haksızlık da etmemek gerek. Birçok mesaj içeriyor bu kitap. Bu nedenle olsa gerek "Küçük Prens" ve "Martı Jonathan Livingston" ile karşılaştırılıyor Simyacı.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·504 syf.··
2026 20. kitabı
Türler arasi oynamak cok hoşuma gidiyor .Darkromance serisini bitirip historical gecis yapmak inanilmaz keyifli:) Sevdigim bir yazarin farkli bir hikayesiyle adeta yasadım, sadece hikaye icinde farkli bir tat sevmiyorum bu kitapda 2 farkli icerik vardi bu benim adapte olusumu yavaslatiyor hikayeden kopariyor. Kayla karmakarisk bir aile farkli iki kultüre sahip anne ve babanin tüm yonlerini yasayan ve en cok annesinin hayatindan gelen akışı benimseyen cingene kultürüne aşık bir baronun kizi;)Bir gün yasadigi kirsal kasabada alisveris yaparken ayagı takildı ve kotüye denk geldi hayatı yalana dolandı asli olmayan bir adam ,gercek olamayan bir nikah,ailenin tüm gelecegini etkileyecek bir anlaşma ve sonunda sahte kocasinin gercegiyle yani asil kisiyle( dükle) kiyasiya mücadele falcona nikahlarini,istemeyerek evet dedigi bir dugunü,evlendigi gün terk edilisini ve en onemlisi ,esı oldugunu kanitlamaya calisirken büyük bir kapisma ve kendini ispatlma çabasiyla basbaşa kalir. Bir gün kapiya bir cingene gelicek ve biz seninle evliyiz diyerek karşısina dikilecek yok daha neler dolandiricilik degilde ne inanirmi bizim burnu büyük kendini kaf daginda goren FALCON.Bu ise el atmali ve bu girdaptan alninin akiyla cikmali yoksa itibarı ,gelecegi ve tüm hayatı ellerinden bir dolandirici olarak anilarak kayip gidecekti. Üstüne birde cingenenin biriyle evli kalacaktı. En basindan beri neyi yapmam ne olamaz dediyse hepsini yapti olmaz denilen oldu yuvarlandi ve kaylaya çarptı sonrasi aşırı eglenceli bol didişmeli bir seruven . Cok sevdim zevkle okudum kalemine saglik .
İntikamla GelenJennifer Royce · Mortena Yayınları · 2016188 okunma
9/10
·559 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 21:50
Notre Dame'ın Kamburu ,Fransız yazar Victor Hugo tarafından 1831'de yazılmış bir dünya klasiğidir. Romanın merkezinde Paristeki Notre Dame Katedrali vardır. Victor Hugo'nun bu kitabı yazma amacı bağımsızlıktan dolayı yıkılması planlanan katedrale engel olmaktı ki başarılı da oldu. " Bu kitabın yazarı Notre Dame Kilisesi'nin karanlık kulelerinde gezinirken duvarların birinde elle yazılmış bir yazıyı fark eder.KADER... Bu yazıdan yola çıkarak da bu eseri kaleme alır. Eseri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede tamamlar. Romanın merkezinde , Paristeki Notre Dame Katedrali'nde yaşayan Quasimodo, Claude Frollo ve Esmeralda etrafında diğer karakterler yer alır. Claude Frollo kitabın asıl aynasıdır. Dindar , saygın bir adamken tutkularının esiri olarak kötü bir karakterle karşımıza çıkar. İnanç , tutku , kıskançlık ve bastırılmış arzular arasında parçalanan bir insandır. Claude Frollo adlı bu papaz katedralin önünde bir bebek bulur. Bu bebeği evlatlık edinir ve bu yaratığa eksik ve kusurlu olduğunu belirtmek için Latince bir kelime olan Quasimodo ismini verir. Quasimodo kilisede zangoçluk görevindedir.Kambur ve çirkin olan Quasimodo çalan zil nedeniyle bir süre sonra bir de sağır olur. Diğer kahramana gelirsek ki o güzeller güzeli, dansçı bir çingene kız olan Esmeralda. Esmeralda burda güzelliğin bir sembolüdür. Ancak güzellik bu romanda bir lütuf olmaktan çok taşınması ve kaldırılması ağır olan bir yüktür. Güzelliği ona arzulanmak,sahip olunmak gibi bayağı duygular getirir. Quasimodo ve Frollo , Esmeraldayı görürler ve ona aşık olurlar. Esmeralda ise Phoebus adında onu sadece bedeni için isteyen bir subaya aşık olur. İşte roman bu çerçevede şekillenir ki burda hemen belirtmek isterim roman bi aşk romanı değil. Kitabın edebi yönüne gelecek olursak yaklaşık 150-200 sayfa
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
9/10
·559 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 08:32
Ne okudum ben yaa size kitabın güzelliğinden bahsetmeye kalkissam inanın günler ve aylar geçer etkisinin hemen solmayacağı bir baş yapittan bahsetmek istiyorum Victor Hugo 'nun meşhur romanı Notre Dame'ın Kamburu yazar olayları ve kişileri o kadar muaazzam bir şekilde kurgulanmış ki ağzım kulaklarımda okudum kitabı şaşırdığım ne çok şey oldu. Kitabı Quasimodo ve Esmeralda için okumaya başlasak da, Hugo bu romanı aslında Notre-Dame Katedrali’ni yıkılmaktan kurtarmak ve Gotik mimariye dikkat çekmek için yazmıştır. Bunu öğrenince çok şaşırdım Roman boyunca katedral karakterlerin sığındığı canlı nefes alan ve toplumu çevreleyen bir merkez adeta bir karakter gibi sunuluyor Hugo sürekli o katedralden bahsetmesi onun daha ilgi duyulması ve yıkılmaması için yazmış bu romanı ki başarmışta. Güzellik ve Çirkinlik Quasimodo Dışarıdan bakıldığında bir canavar kadar çirkin ve ürkütücü, ancak içi bir o kadar saf, sadık ve sevgi dolu ve ben onu çok sevdim herşeyin güzellik olmadığını ben bir kez daha Quasimoda öğrendim onun öyle güzel yüreği vardı ki ama kimse görmüyordu yada görmek istemiyorlardı. Sen o insanlarin arasinda dışlanmış olsanda biz okurların gönlünde taht kurdun. Esmeralda Fiziksel olarak kusursuz bir güzelliğe ve merhamete sahiptir, ancak toplumun gözünde lanetli bir çingeneydi. Ve bence bencil phebus diye diye ömrümü çürüttü karakter olarak sevdim ama işte ne bilim onu seveni seçmek varken nedir bu inat anlamadım yani esmeralda ve keçisi sokaklarda birlikte dans ederek eğlenirrdi ve güzelliğiyle herkesi kıskandıracak türden bir çingene kızıydı. Claude Frollo Saygın bir din adamı ancak içindeki bastırılmış tutku ve saplantı onu bir canavara dönüştürdü Onun istekleri ve arzuları bütün parisi ateşe vermek oldu insanları kışkırtıcı bir şekilde ayaklanmalarına neden oldu iyimi yaptı
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
5/10
·248 syf.··
2026 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:49
Sonsuz Gece - Agatha Christie Bence bu kitap Agatha Christie’den beklentiyle başlayınca biraz hayal kırıklığı yaratabiliyor. Çünkü onun çoğu kitabında sürekli şüphe değişir, herkes potansiyel suçlu gibi görünür ve son sayfalara kadar “asıl kim?” merakı olur. Sonsuz Gece ise bunu vermiyor o yüzden klasik Poirot ya da Miss Marple hissini yaşatmadı. Kitsbin başında Michael ve Ellie’nin o araziyi ilk gördükleri sahne kitabın en etkileyici anlarından biriydi bence. İkisi de orayı gördükleri anda sanki yeni bir hayatın kapısı açılmış gibi hissediyor; sessiz, huzurlu ve kendilerine ait bir dünya kurabilecekleri büyülü bir yer gibi geliyor onlara. Ama tam bu hayalin ortasında ortaya çıkan çingene kadın, atmosferi bir anda karartıyor. Kadının sürekli onları uzaklaştırmaya çalışması, toprağın uğursuz olduğuna dair söyledikleri ve özellikle Ellie’ye yönelttiği o kehanet dolu sözler hikâyeye büyük bir tekinsizlik katıyor. Aslında o sahneden itibaren insan içten içe kötü bir şey olacağını hissediyor. Olayların daha en baştan tahmin edilebilir olması, merak duygusunun az olması kitabı durağan bırakıyor. Hikâye boyunca daha çok karakterlerin ruh hâlleri, ilişkileri ve karanlık atmosfer öne çıkıyor ama tempo çok düşük olduğu için bazen “bir şey olsun artık” hissi veriyor. Özellikle Michael’ın düşünce yapısı ve gittikçe çöken atmosfer iyi verilmişti. Ama polisiye açısından bakınca güçlü bir gizem ya da ters köşe etkisi yoktu. Final bile “şok oldum”dan çok “zaten hissediliyordu” etkisi bırakıyor. Kısacası bu kitap daha çok psikolojik gerilim gibi; klasik Agatha Christie polisiyesi bekleyince eksik hissettirmesi normal oldu bende.
Sonsuz GeceAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2025968 okunma