Roman antik Yunan mitolojisinin ünlü karakteri Kirke’nin (Circe) kendi bakış açısından yeniden anlatımıdır. Homeros’un Odysseia’sında yan karakter olarak geçen Cadı Kirke’nin hikâyesi bu kez onun ağzından derinlemesine işlenir. Kitap, tanrılarla, ölümlülerle, güç, aşk, yalnızlık ve kimlik arayışının bir kadının gözünden epik bir anlatısıdır.
1. Kirke’nin Doğuşu ve Ailesi
Kirke, güneş tanrısı Helios ve deniz su perisi Perseis’in kızıdır.
Doğduğunda ne babası kadar güçlü ne annesi kadar çekici olduğu için ailesi tarafından küçümsenir ve dışlanır.
Kardeşleri Pasiphae ve Perses tarafından sık sık alay edilir, neredeyse hiç sevgi görmez.
2. Güçlerini Keşfetmesi
Küçük yaşta Titan Prometheus ile karşılaşır; ona merhamet gösterir ve bu olay Kirke’ye insanlara ve farklı bir bakış açısına dair ilk ilgiyi verir.
Kardeşi Aeëtes, Kirke’ye topraktan büyülü “pharmaka” (büyüsel bitkiler) olduğunu öğretir. Bu, Kirke’nin kendi büyü yeteneklerinin temelini oluşturur.
İlk ciddi büyüsünü, tanrı olmasını istediği balıkçı Glaucos’a uygular; onu tanrı haline getirir. Ancak Glaucos, bir deniz nymfi olan Scylla ile ilişki kurunca Kirke’nin kıskançlığı onu daha sonra bir canavara dönüştürür.
3. Sürgün – Aiaia Adası
Kirke büyü yaptığını itiraf edince, tanrılar tarafından ölümsüz ve gözden uzak bir yer olan Aiaia Adası’na sürgün edilir.
Burada yalnız başına yaşarken büyücülük yeteneklerini geliştirir, doğal dünyayla konuşmayı öğrenir ve kendi iç gücünü keşfeder.
Bir aslanı evcilleştirir, bitkilerle daha derin bağlantı kurar; sadece güç kullanmayı değil, kendi varlığını anlamayı öğrenir.
4. Ziyaretçiler ve Karanlık Anlar
Adasına gelen gemilerden ilkinde, gemi adamlarının kötü niyetli davranışı yüzünden Kirke onları domuzlara dönüştürür, bu efsanevi olay romanın en bilinen bölümüdür.
Bir