"...gece sakin bir koya demirlemiştik. ellerimizde ve kirpiklerimizde tuz, dilimizde dionysos ayininden kalan bir buruk şarap lezzeti, başımızın üstünde ise lacivert yıldızlar. Ben "gökyüzü senindir, gökyüzü herkesindir!" diye kırık dökük bir şiir mırıldanıyordum o günlerde; sormuştu: "başka bir hayat mümkün mü?" Kelimelerden daha önemlisi, bunları söylerken sesinde belli belirsiz hissedilen özlemdi. Bazı insanların, sürekli olarak başka bir hayatın düşünü kurduğunu biliyordum. Nereden mi? Kendimden. Çok bunalırsan, hani, denizin dibinde soluksuz, biliyordum, gökyüzüne bakmayı da unutursan, olmazdı ki!..."
Yaşadıklarım üzerine hiçbir dostumla konuşmadım. Çünkü iç dünyamın nasıl ölmüş olduğunu onlar hiç bilmemişti. Şimdi nasıl canlandığımı da bilmeyecekler.''