ÖLMEDEN ÖNCE ÇÜRÜMEK
Ve en korkunç olanı ise toplumun çürümeye artık alışmış olması!  Ne muhteşem yazmış Shakespeare Hamlet’te. Sahnenin en karanlık anı; Elsinore kalesinin soğuk surlarında, nöbetçi asker Marcellus gelir ve repliği patlatır: “Kokuşmuş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda.”  Totaliter rejimlerin ayakları altında ezilen toplum içten içe çürür ve nihayetinde ortalığa korkunç kokular yayılır. Acı olan şudur ki toplum bir süre sonra bu kokuya o kadar alışır ki çürümüşlük artık fark edilmez bile olur. Çürüme her zaman saraydan başlar. Saray çürüdüğünde önce kendi duvarlarına bulaşır, sonra koridorlarına, sonra protokol salonlarına ve nihayet bahçesinin ötesine, kentin sokaklarına, köylünün sofrasına kadar siner. Shakespeare bu sıralamayı dört yüz yıl önce kurmuş.  Hamlet’te krallık çürür çünkü Claudius öz kardeşini öldürmüş ve cezasız kalmıştır.  Polonius’un cesedi Hamlet’in odasında kalır ve sahnede kötü bir koku yayılır.  Otoriter rejimler yalnız baskıyla yaşamaz. Hakikati parçalayarak ayakta dururlar. Bir ülkede gerçekler söylenemez hale geldiğinde, orada yalnız ifade özgürlüğü değil gerçeklik duygusu da çöker. İnsanlar artık doğru ile yalanı ayırt edemediğinde, devletin söylediği şey neyse o doğru olur. Bu, totalitarizmin en derin tanımlarından biridir. Hannah Arendt totaliter rejimlerin gerçekliği ortadan kaldırmak için ne kadar büyük bir enerji harcadığını anlatırken bunu söylüyordu. Yalan, yalan üstüne kurulduğunda toplumsal hafıza silinir. Gerçeği söyleyen suçlu, yalanı söyleyen ise devlet katında iltifat görüyor. Orwell’in 1984 romanında Gerçek Bakanlığı bütün gerçekleri yalanlarla değiştiriyordu. Hamlet’te herkes birbirini izler. Saraylılar kralın huzurunda farklı, perdenin arkasında farklı konuşurlar. Polonius oğlu Laertes için casus tutar. Ophelia bir tuzak
Edebiyat
İnsan, kendi kendinin mimarıdır. APPÍUS CLAUDIUS CAECUS
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
14 Şubat
Efsaneye göre, MS 3. Yy ‘da Romada imparator II. Claudius,askerlerin evlenmesini yasaklamıştı çünkü evliliğin askerlerin savaşma azmini düşürdüğüne inanıyordu.Aziz Valentine,bu yasağa rağmen gizlice evlilik törenleri düzenlediği için tutuklandı ve 14 Şubat ‘ta idam edildi.Orta Çağ da bu tarih aşk ve romantizmle ilişkilendirilmiş ve zamanla Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır..
📌 14 Şubat "Sevgililer Günü".. Aziz Valentin Günü ✅ 1. Roma imparatoru 2.Claudius askerlerin evlenmesini yasaklar. ✅ Papaz Valentine sevgililer arasında gizlice nikah kıyarak bu yasağı ihlal eder. ✅ Olay ortaya çıkınca rahip Miladi 270 yılı 14 şubatında idam edilir. ✅ işin mitolojik hikaye kısmı... ✅ 2. Hırıstiyanlık Avrupa'da yayılınca Papa Gelesius 496 yılında Valentineyi ödüllendirmek için 14 şubat gununu Kilise liturjik takviminde "Aziz Valentine Günü" olarak ilan eder.. ✅ işin Roman Katolik skolastik kısmı... ✅ 3. Katolikler için önemli bir gündür 14 şubat. İşin garibi ortadokslar bu günü kutlamazlar çünkü valentine katoliktir.... ✅ işin mezhepsel kısmı... ✅ 4. Aydinlanma doneminde kiliseden uzaklaşıp pagan kültlere sarilan Avrupa bu günü suistimal edip ahlak dısı faaliyetler icin kullanildıgindan italyada kilise tarafindan yasaklandi... ✅ işin neo- pagan ahlaksizliga meşruluk verme kismı... ✅ 5. 1800 lü yıllarda 14 şubat sevgililer günü olarak tekrar ilan edilir. ✅ Batı toplumunun ayrılmaz bir parçası olan sevgililer günü o gün bugündür bir modern sekuler bir hurafe halini alır... ✅ işin sosyo ekonomik kısmı.. ◼️ SONUÇ ✅ 1. Papaz Valentine, kendi evlenmez milleti gizli gizli evlendirir. ✅ nikahın gizlisi olmaz bi kere! .. ✅ 2. Sekuler Batı'dan gelen her unsur, Hıristiyan pagan kültürel köklere sahiptir ve bizi muhteşem irfanımızdan uzaklastırır... ✅ Bizi BÜYÜK DOĞU'dan koparır!... ✅ Bizi dinimizde kalsak bile yozlaştırır.. ✅ Bu da zurnanın zırt dedigi yer!! ◼️ Prof. Dr. Mustafa Alıcı
Alıntı
"Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır." (Aliya İzzetbegoviç)
Hani dağları yolları aşarsın da gelir kıymık kadar bir engele takılırsın ya. Anlatamazsın bunu işte...
Alıntı