beni tiksindiren şey, dün gece kendimi pek yüce hissetmiş olmak. yirmi yaşındayken kafayı çeker, sonra descartes gibi bir adam olduğumu ileri sürerdim. kendimi hamasetle şişirdiğimi çok iyi bilsem de engel olmazdım buna, hoşuma giderdi. ertesi gün, kusmuk dolu bir yatakta uyanmış gibi yüreğim daralırdı. sarhoşken kusmuşluğum yok ama keşke olsa. dün akşam sarhoş bile değildim. bir budala gibi yücelttim kendimi. su gibi saydam, soyut düşüncelerle temizlemeliyim benliğimi.
şu anda bile var olmaktaysam -ki korkunç- bunun nedeni var olmaktan korkmamdır. özlediğim hiçlikten kendimi çekip alan benim. nefret ya da var olma tiksintisi, kendimi var etme, varoluşun içine oturtma biçimlerinden başka şey değil.