bir bütün içine sokulmak istemiyorum. kırmızı kanımın, bu lenfatik yaratığa yem olmasını da istemiyorum. "antihümanist" olduğumu söyleme budalalığına düşecek değilim. hümanist değilim ben, hepsi bu.
bana baktıklarını görmek için dönmeme gerek yok. şaşkınlık ve tiksintiyle sırtımı gözlüyorlardır şimdi. kendileri gibi biri, bir insan olduğumu düşünüyorlardı ama onları aldattım. bir insan görünüşünü ansızın kaybettim, bu insan salonundan bir yengecin kıçın kıçın dışarı çıktığını gördüler. maskesi düşmüş yabancı kaçtı artık. oyun devam ediyor. ardımda bir yığın göz ve korkuya kapılmış düşüncenin kaynayıp durduğunu hissetmek canımı sıkıyor. sokağın öte yanına geçiyorum.
ayrılırken bıçağı sol elimde tuttuğumu fark ediyorum. onu tabağımın üzerine atıyorum; tabak çınlıyor. kimse çıt çıkarmıyor, salonu geçiyorum. yemeklerini bırakmışlar, bana bakıyorlar, iştahları kaçtı. genç kadına yaklaşıp "bö!" yapsam haykırmaya başlayacağı besbelli. ama değmez.
yine de belleklerine iyice kazısınlar diye, çıkmadan önce geriye dönüp yüzümü gösteriyorum onlara.
hoşça kalın.