Bazen Brandy'nin bizi uyarmadan hayatlarımızı değiştirmesinden nefret ediyorum. Kimi zaman günde iki defa, yeni bir kimliğe ayak uydurmak zorunda kalıyoruz. Yeni bir isim. Yeni ilişkiler. Handikaplar. Bu yolculuğa başladığımız sıralar da kim olduğumu hatırlamak bile güçleşiyor.
Bu öyle bir stres yaratıyor ki, sürekli değişime uğrayan AIDS virüsünün de bu hissi tattığına şüphe yok.
"Şimdi," diyor Kurşuni dudaklar, "az önce yaptığın gibi bana bütün hikâyeni anlatacaksın. Hepsini yazacaksın. Bana hikayeni tekrar tekrar anlatacaksın. Bana bütün gece yürek paralayıcı boktan hikâyeni anlat." Bu kraliçe Brandy kemikli uzun parmağını bana doğru uzatıyor.
"Anlattığın şeyin" diyor Brandy, "sadece bir hikâye oldu ğunu anlayacaksın. Ve aynı şeyleri bir daha yaşamayacağını. Anlattığın hikâyenin sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkına vardığında, geçmişini bir kâğıt gibi buruşturup çöpe atabildiğinde," diyor Brandy, "işte o zaman senin kim olacağına karar vereceğiz."
Kazadan hemen sonra kendi kanımın, sümüğü mün ve dişlerimin arabanın ön camına yapıştığını gördüm ama izleyici olmadan histeri krizi geçirmek imkânsızdır. İnsanın kendi başına paniğe kapılması, boş bir odada kendi kendine gülme krizine tutulmasıyla aynıdır. İnsan kendini gerçekten aptal hisseder.
Üzgünüm anne, üzgünüm Tanrım, ama önünde sadece bir bez parçası bulunan, beli ve popo yarığı elastik bir ipten ibaret olan iç çamaşırlarımdan biri vardı üzerimde. Ten rengiydi.... Gözlerinizi acil serviste açacağınızı, elbisenizin kesileceğini, dedektiflerin resimlerinizi çekeceğini, bir kolunuzda morfin iğnesi, sedyeye uzanmış vaziyetteyken bir rahibenin kulağınızın dibinde haykıracağını tahmin edemezsiniz.