Cengiz Oktay

Uzun zamandır Bir kurmaca eserden bu denli etkilenmemiştim.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sorun kitapta mı yoksa bizde mi?
Eric Hobsbawm'ın Devrim Çağı adlı eserini okumaya başladım. Okumadan önce incelemelere ve alıntılar kısaca göz attım. Bir kitapla ilgili farklı düşüncelere sahip olmak doğal elbette fakat bir kişi kitaba resmen savaş açmış gibiydi. Dili ağırmış, cümleler uzun ve fazla bağlaç varmış, çeviri berbatmış vs. Kişinin okuduklarına baktım, çoğunlukla roman. Okuduğu 20 tarih kitabı var. Yarısı tarihi roman. İskender Pala ve Elif Şafak romanları. Küçümsemek için söylemiyorum. Elif Şafak da İskender Pala da çok okudum. Ama el insaf. Eric Hobsbawm'dan İskender Pala cümleleri beklemek doğru mu? Yetmiş sayfa okudum. Rahatlıkla söyleyebilirim ki kitap birçok okuyucunun ilgisini çekecek bir kitap değil. Fakat ne cümle yapısında sorun var ne çeviride. Belki de bizde sorun vardır, olamaz mı? Bilinmelidir ki her kitap binlerce kitabın toplamıdır. Bir kitabı okumadan önce onlarca, yüzlerce kitabı okumamız gerekir. Benim kitaplığımda duran fakat henüz okumak için kendimi hazır hissetmediğim kitaplar var. Belki 10 yıl sonra okurum. Yani bir kitap bize ağır geliyorsa dönüp kendimize bakacağız. Daha önce okumamız gereken kitaplar, bilmemiz gereken tonla şey olduğunu düşüneceğiz. Elbette kitabın dili, uslubu önemlidir fakat sen o kitaba hazırsan kötü çeviri de seni yolundan alıkoyamaz.
Tarih
Hak ediyormuş! Belki hak ediyordur… Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor… Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor… Yaşamı onlara geri verebilir misin? O halde hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme… Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez… J.R.R. Tolkien / Yüzüklerin Efendisi i.hizliresim.com/4pr3pQ.jpg
Tolkien dünyasına giriş
i.hizliresim.com/5NmOXA.jpg i.hizliresim.com/nbmqo1.jpg "Çok da uzak olmayan bir kasabada, en sevdiğim kitapları yeniden okuyup açıklayıcı notlar düşebileceğim bir yaşlılıktan daha güzelini hayal edemiyorum." ANDRE MAUROIS Efsane seriye başlamak üzere olmanın heyecanı içindeyim. Tolkien'in yarattığı dünyanın özü olan Silmarillion'u okuyacaktım ama birçok Tolkien okuyucusu Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve en son Silmarillion okunması şeklinde görüş bildirmiş. Nedeni de başta çocuklar için yazılmış Hobbit'in Tolkien evrenine adım atmak için uygun kitap olacağı. (Tolkien evreni diyoruz çünkü Tolkien bir ortaçağ dilleri ve edebiyatı uzmanı ve yarattığı dünya için diller icat etmiş birisi) Hobbit'ten sonra daha karmaşık bir yapısı olan Yüzüklerin Efendisi (3 cilt) okunmalıymış. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi okunduktan ve hazmedildikten sonra da Sauron'un, Aragorn'un Gimli'nin, Fingolfin'in, Beren'in, Galadriel'in, Melkor'un ve daha sayamadığım nice olağanüstü karakterin; Elflerin, Hobbitlerin, Valarların, Cücelerin; üzerinde birçok ülke, şehir, orman, dağ, nehir vb. adının bulunduğu bir Orta Dünya haritasının kökenini, ortaya çıkış hikayesini anlatan Silmarillion okunmalıymış. Diğer kitapları da bunlardan sonra çünkü bunlar okunup anlaşılmadan diğer kitaplarını okumak anlamsızmış. Ben de öyle yapmayı düşünüyorum. Yelkenler fora. İskele alabanda! 😀
Edebiyat
ÇÖKÜŞ- DER UNTERGANG
ÇÖKÜŞ- DER UNTERGANG Nazi İmparatorluğunu doğuş, yükseliş ve çöküş olarak kategorize etmek mümkün. Tarihçi William L.Shirer de Nazi İmparatorluğu adlı dev eserini bu başlıklar altında ciltlere bölmüştür. Der Untergang’da senarist Joachim Fest ile yönetmen Oliver Hirschbiegel’in anlatmaya çalıştığı ve bence başarılı bir biçimde anlattığı bölüm, Hitler’in intiharıyla neticelenen Nazilerin çöküş dönemidir. Buna karşılık filmde Hitler’in insani yönlerinin de ele alınması, Hitler’in etrafındaki neredeyse herkesin Hitler’e içtenliği aşan kölece bağlılığı, dava dedikleri soyut ve sınırları belirsiz ideolojik eylem için ve onu da aşan bir biçimde subayların kendilerini Hitler için ölüme göndermelerine yer vermesiyle Hitler karşıtlarının tepkisini çekebilecek/belki de çekmiş bir film. Hitler’in yarattığı cehennemden ve Hitler’in önüne geçilmesi imkansız akıl dışılığından kaçmayı tasarlayan ayrıcalıklı subaylardan birinin yakalanıp infaz edilirken sağ kolunu hırsla ileriye uzatıp “Heil Hitler” diyerek Hitler’e ölürken bile bağlı kaldığını söylemesi, üstelik infaz emrinin Hitler tarafından verilmiş olduğunu anlamak için alim olmaya bile gerek yokken bu yaptığının akılla, mantıkla açıklanacak bir yanı yok. Filmi yapanların çok yönlü bir Hitler portresi sunmaya çalışmış olduklarına kuşku yok ancak biraz zorlama da olsa filmi bir Hitler güzellemesi olarak okumak da mümkün. Hitler tam olarak kimdi? Filme göre Eva Braun’un bile onu onbeş yıldan fazla bir süreden beri tanıyor olmasına rağmen aslında kim olduğunu bilmediğini söylediği sahne çarpıcıdır? Aslında “Hitler tam olarak kimdi?” sorusunu insanın doğasını anlama yönünde bir soruya çevirebiliriz. Çünkü Hitler kötüler arasındaki en kötülerin ne ilki ne sonuncusuydu. İster kalıcı barış adına, ister Tanrı’nın yegane dinini yaymak
Tarih