Cengiz Oktay

3/10
·168 syf.·
2025 19. kitabı
Bir kutu kitap uygulamasına birkaç kutuluk bir şans verdim. İlk kutuda çıkan üç kitaptan biri Saklı Yürek. Diğer ikisini henüz okumadım. Saklı Yürek zannımca bomboş, okumaya değmeyecek bir kitap. Okudum çünkü çağdaş edebiyata çok uzun süredir kapalıydım. Murakami'nin dediği gibi "çağdaş edebiyata güvenim yok demiyorum fakat hayat kısa,sadece zaman tarafından vaftiz edilmiş eserler okuyorum." Okuyordum daha doğrusu ama tek bir hayatım olduğuna göre çağdaş edebiyattan zaman tarafından vaftiz edilecek bazı seçme eserleri kaçıracağım da muhakkak. Gerçi tüm kitapları okumak,en güzel kahveleri içmek, bütün patikaları ezberlemek ne mümkün. Zaman kısaysa en iyileri listeleyip onlara yönelmek en iyisi. Diğer iki kitabı okuduktan sonra bir kutu kitap macerası da başladığı gibi biter belki. Denememiş olmadım derim. Neticede okudum, vakit kaybıydı.
Saklı YürekFerzan Özpetek · Can Yayınları · 20241,342 okunma
Nez isimli okura yanıt verildi
Cengiz Oktay
Usturlap ve Ayna'yı okuyorum şimdi. Bir kutu kitap sayesinde muhteşem bir roman geçti elime. Dil, kelime seçimleri, dönemin atmosferine yazarın hakimiyeti - muhtemelen genç yaşına rağmen - çok çok iyi. Bir kurmaca eserde Antik Yunan bilimi ve felsefesinin hamisi Halife Memun'u, Kindi'yi, Harezmi'yi, Aristoteles'i bir arada bulmak heyecan verici. Romanı okumak sağlam bir kelime hazinesi istiyor. Eski lugatten çok kopuk sayılmam, sararmış kitapların sayfaları arasında unutulmaya yüz tutmuş eski kelimeleri tutkuyla severim. Yine de lugat açıp bakmak gerekiyor bazı kelimelere. Tavsiye, tavsiye, tavsiye. İlk kitabı çok kötüledim ama ikinci kitap tam bir hazine. Sanırım kutudan 2 iyi, 1 kötü çıkmasına razıyım. 😀
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·228 syf.·
Beğendi
·
2020 24. kitabı
"O dönemde ve şartlarda yaşasaydım ben de muhtemelen öyle davranırdım demeyen kimse tarihi de kendisini de tam olarak anlayamamıştır." Kim söylemişti bilmiyorum fakat kafasındaki mutlakları bütün çağlara uygulayıp kimini barbar, kimini ahlaksız kimini cahil ilan eden, kimini "o dönemde nasıl bunu düşünmüşler" diyerek hem kişiyi hem dönemi küçümseyen kişiler tarihten de yaşadığı çağdan da nasipsizlerdir. Bir Sahte Dervişin Orta Asya Asya Gezisi muhteşem bir seyahatname. Öncelikle Arminius Vambery, gerçekten sıradışı biri. Belki de Theodor Herlz'in de belirttiği gibi bu topal Macar Musevisi dünyanın en ilginç insanlarından biri. Kendisinin Türk mü İngiliz mi olduğuna bir türlü karar veremeyen bu insan, Almanca kitap yazmakta, on iki dili aynı akıcılıkta konuşmaktadır. Bu dünyanın en ilginç insanının kişiliğini oluşturan başka nitelikleri de var. Mason, sahte derviş, gezgin, kaşif, Türk - Macar soybirliği savunuculuğu ve Jön Türklerin akıl hocalığı. Kısa sürede kendisini dünyaya bir numaralı Orta Doğu ve Asya uzmanı olarak kabul ettiren Vambery, iki kez İstanbul'a gelerek Sultan II. Abdülhamid ile de görüşmüş ve Osmanlılar ile İngilizler arasında arabuluculuk da yapmıştır. Vambery'nin en büyük meziyeti bence olağanüstü tehlikeli Orta Asya gezisidir. Seyahatnamesi muhteşem bir dil ve uslupla yazılmış olup olağanüstü hadiselerle doludur.
Tarih
Bir Sahte Dervişin Orta Asya GezisiArminius Vambery · Kitabevi Yayınları · 2009229 okunma
Çöl Gemisi Kitabevi Sahaf isimli okura yanıt verildi
Cengiz Oktay
Kim ne tür bir bilgiyle yazarın yalan söylediğini iddia ediyor bilmiyorum. Yazarla ilgili olumlu bir intiba edindim. Sahtekar, yalancı, menfaatperest olduğunu satırlarından çıkarmak zor. Hatta çoğu yerde yazarın uygarlığın olumlu değerlerini ön plana çıkarıp övdüğü görülüyor. Eleştirilerin ideolojik ve taassup gereği olabileceğini düşünüyorum. Keyifli bir okumaydı benim için.
Puan vermedi·
Beğendi
Bazen okuduklarımız bizi yaşadığımız çağın dehşetinden korur, uzağa atar. Böyle kitaplar gereklidir insana. Bazen de okuduklarımız bizi o dehşetin odağına götürür, bütün vahşeti görmemize, yaşanan acılara tanıklık etmemize neden olur. Yoksa sağlar mı demeliydim? Neticede bütün dehşetin kıyısından dolanıp mutlu olmak da mümkün. Ama düşünen için bu gerçekten mümkün müdür? Ya da dünyaya vicdan penceresinden bakan için gözünü kapatıp çağın dehşetinden uzaklaşmak... "Cehennem, insanların acı çektiği yerdir" der bir bilge. Cehennemden, Almanya'dan, gaz odalarından, savaş meydanlarından, Çin'den, Japonya'dan yükselen seslere kayıtsız kalmak mümkün mü? Kayıtsız kalanın, insan kalma hakkı var mıdır? Gerçi çıkan seslerin hepsi acı çığlıkları değil. Neticede kan ve ölüm kusan iktidar aygıtına canla başla bağlı milyonlar var, çıkan biraz da onların sesleri. Ölüm Tanrısına inanıyor ve ölümü çağırıyorlar habire. Bunları da duymak gerekir. Düşünmeyi öğrenen herkes sorgulamadığı bir bilgiyi kabul etmez. Tolstoy öyle der. Bu tür insanlar için Nazi Almanyası da Sovyetler Birliği de tehlikelidir. Totaliter rejimler düşünceye karşıdır. Stalin de "sözcükler kurşunlardan güçlüdür" minvalinde sözler etmiştir fakat Brecht gibi teslim alınamayan adamların işini sözcükler değil, kurşunlar bitirmiştir. Pasifik Sürgünleri böyle bir kitap. Nasıl bir kitap? İnsanı ensesinden bastırıp 20.yüzyılın kanını, irinini, pisliğini görmeye zorlayan bir kitap. Hitler çılgınlığının ve bütün Almanları sürüklediği toplu akıl tutulmasının yarattığı tehditten kaçan aydınların sürgün yaşantılarının canlandırıldığı bir kitap. Alman tiyatrosunun en büyük ismi Bertolt Brecht, edebiyat ve düşün dünyasının dev ismi Thomas Mann ve daha başkaları... Genç bir gazeteci Mann'a "bütün Almanların, Sürgünlerin imparatoru" der.
Pasifik SürgünleriMichael Lentz · İletişim Yayıncılık · 201912 okunma
Cem isimli okura yanıt verildi
Cengiz Oktay
Merhaba. Aslında inceleme yazdığımı düşünmüyorum ya da yazdıklarım kitap incelemesine benzemiyor pek. Özellikle savaş, sürgün, göç, vahşet gibi temalar insan ırkına dair hayal kırıklığımı besliyor. Sadece bu hayal kırıklıklarını yazıyorum bazen. Bazen kısa oluyor, haliyle bazen uzun. Bu aralar fazla da okuyamıyorum zaten. Okumaya yönelik bir açlık var. Ondan dolayı da biraz uzun olmuştur belki.
Yaşamdaki Adımlar
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2020 00:17
Bir pediatri doktoru ve profesörü olan Dana Suskind, bu kitabın yazarı olmasının yanı sıra 30 Milyon Kelime İnisiyatifi'nin de kurucusudur. Değerlendirmeme Tolstoy'un bir sözüyle başlamak yerinde olur, sanırım. "Beş yaşındaki bir çocukla benim aramdaki fark, küçücek bir adımdır. Ancak yeni doğmuş bir bebekle beş yaşındaki çocuk arasındaki fark, inanılmazdır." İşte bu kitap, 0-3 yaş aralığında, kaçırıldığında sonsuza dek kaçırılmış olacak olan bir zaman treninden bahsediyor. 30 Milyon Kelime!.. Kavra, Karşılıklı Yap, Konuş. Okunmalı mı? Bence iyi olur. Kitap; erken dönem dil gelişiminin önemi, bu gelişim için çocuğun, kelimeler bakımından, nitelikli ve zengin bir dil ortamında yaşaması gerektiği ana fikri üzerine kurulu. Yazar, böyle bir ortamın sağlanamamasını, işitme kaybının boşa harcanması olarak değerlendirmiş. Ayrıca evdeki yaşantı ile sosyoekonomik farklılıkların, çocuğun potansiyelini en üst düzeyde ortaya çıkarabilmesinde pek de belirleyici etkenler olmadıklarını kanıtlamaya çalışmış, ki bunu oldukça başarılı ve ikna edici buldum. "Gelişim" kavramını bilinçli müdahaleler bütünü olarak ele almaya çalışmış. Bireyin sahip olduğu öğrenme yetisini, 0-3 yaş aralığında duyduğu kelimeler ve bunların nasıl söylendiğine dayandırmış. Her şey, beynimizin ne kadar iyi beslendiğine bağlı. Kitapta, sözcük miktarının öneminin yanı sıra, bu sözcüklerin sevgi dolu bir bakış ve sıcacık bir sesle dillendirilmesi gerektiği ayrıca dikkatimi çekti. Ana konuyla iyi ilişkilendirilmiş tali konular da cabası olmuş bence. İyi okumalar...
Eğitim
Otuz Milyon KelimeDana Suskind · Buzdağı Yayınevi · 20205,3bin okunma
Cengiz Oktay
Dikkate değer bir çalışmaya benziyor. Okuyacağım.