Cansu CANBOLAT

Cansu CANBOLAT
@cnsc
Bir kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı..
Girişimci Kafası 🕊️ 400 bin liraya almışız 2+1, 75 m* daire çoğumuz değil dünyayı, kendi ülkemizi bile gezmemişiz görmemişiz. En büyük hayalimiz mobilyalarımızı yenilemek, arabamızda cep telefonumuzda bir üst modele geçmek. 🔹 Sizin hiç her şeyini satıp dünyayı gezmeye çıkan bir yakınınız oldu mu? benim olmadı. (Çok nadir vardır belki) Yılbaşı çekilişleri öncesi "büyük ikramiye" ile ilgili sokak röportajlarını bir izleyin lütfen, insanlarımızın hayallerini dinleyin. 🔹 "Daha büyük bir ev, son model araba, onu alırım, bunu alırım v.s" Daha hayal kurmayı bile bilmiyoruz biz. Kendi yarattığımız konforlu hapishanelerde yaşamak, son model arabaya binmek, yeni mobilyalar almak bizim hayalimiz bu. 🔹 Çünkü hayatları boyunca ev araba taksiti ödeyen, hiç çılgınlık yapmamış, hayal kurmaya kalksak "başımıza icat çıkarma" diyen ebeveynlerle büyümüşüz. Sigortal bir iş, yeni kıyafetler, telefon, bir araba ve 10 yıl ona çalışacağınız bir ev için hayatınızı satmayı öğretmişler. 🔹 Ev, araba almayı hayatınızın tek amacı haline getirmişiz. Hayattaki tek motivasyon kaynağımız o gerizekalı yaptıysa ben de yaparımdı ama o yaptı biz başaramadık. Çünkü onun dayısı vardı. 12 ay kredi çekilerek gidilen 10 günlük tatiller. 🔹 1 telefon için 24 ay taahhütler, kazanmadığını harcamalar, hayattaki tek tatmin noktasının Tv dizileri haline dönüştürülmesi ve televizyondakilerin aşklaryla tatmin olup, gezgin
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sadece gündelik hayatlarımızın değil, dünyanın gidişatı da gösteriyor ki sorgulamadan kabul ettiğimiz doğrular, belki de sandığımız kadar doğru değildir.
Şükür cehalet bitti! Kimse okumuyor, herkes yazıyor. Kimse öğrenmiyor, herkes biliyor. Kimse susmuyor, herkes konuşuyor. Kimse çekilmiyor, herkes ortada. Kimse kederlenmiyor, herkes şenlik. Kimse yere bakmıyor, herkes gökyüzü. Kimse sevmiyor, herkes arzu ediyor. Kimse gözyaşı değil, herkes küfür. Kimse eşik değil, herkes ufukları ötesi. Kimse gölge değil, herkes ışık. Tevazu bitti. İncelik bitti. Hatıra bitti. Gönül bitti. Şarkı bitti. Bir aynalar pazarı ki, yaşıyoruz işte...
Sabahattin Ali annesinin intihar girişimiyle çocuk yaşta büyük bir tramvanın ortasında kalmıştı. İlkokul öğretmeninin destek ve gayretiyle zar zor atlatabilmişti. Öğretmenliğinin ilk görev yeri Yozgat olmuştu. Yozgatta bir tek kişiyle bile arkadaş olamamış, Yozgatı sevememiş. Kafa dengi bir tek kişiyi bile bulamamış Sabahattin Ali Yozgatta. Görev yaptığı 1928’de şunu yazmış Yozgat’la ilgili Sabahattin Ali: “Burası beni muhakkak çıldırtacak. Ne basit muhit Yarabbi. Düşün kardeşim, konuşulacak bir insan bile yok. Hepsi alelade, hepsi dümdüz. Memleketin civarı hep bozkır, gözünün alabildiği kadar çıplak dağlar uzanıyor… Yalnız Yozgat’ın tam karşısında bir çam ormanı var… Ama o da bu dümdüz araziye yakışmıyor… Adeta kirli bir bakkal önlüğüne yamanmış yeşil bir kadifeye benziyor. Ahali fesat, dedikoducu. Kendimi yalnız okumaya verdim. Kitap, gazete, mektup okumakla vakit geçiriyorum. Ah Nahid, yalnızlık asıl böyle kalabalık yerlerde belli oluyor.” (...)
Anlıyorum! Kitapların onca şey bildikleri halde neden sustuklarını! Anlamıyorum! İnsanların hiçbir şey bilmedikleri halde neden bu kadar çok konuştuklarını..