‘’ Sasani padişahlarının taklitçileri olan Heyrei’lerin Sarayları Sasani saraylarına benzemekte ve onların saraylarından daha görkemli ve süslü saraylar yapmaktaydılar. Efsanelere konu olacak saraylar. Ve bu aynen bizim gördüğümüzün bir benzeridir. Mukallidlerin devamlı olarak asıllarından, uyduklarından daha aşırı gittikleri ve ifrata düştüklerini gördüğümüz gibi. Amerika’da tahsil yapmış hanım iş arkadaşlarımdan biri şöyle diyordu: “Amerika’dan geldiğim zaman, Avrupa hanımlarını Amerika hanımlarından daha şık gördüm. Avrupa’dan Tahran’a geldiğimde, Tahran hanımlarını Avrupa hanımlarından daha şık gördüm; daha sonra kendi şehrime geldiğim zaman, burada bir grup garpzede taklitçi ve yenilikçi kadını Tahran kadınlarından daha şık gördüm…”
Ben, ona “Eğer bunu sürdürüp daha küçük şehir, kasaba ve köylere gitseydin, birkaç günlüğüne Tahran’a kapıcılık, aşçılık ve uşaklık için gelmiş olanları, Amerikalılardan daha fazla yenilikçi ve modacı görürdün..” dedim. Bu genel bir kanundur. Neden? Ruhi bir diyalektiktir. Herhangi bir başka yeri karşı kompleks içinde olup aşağılık duygusuna kapıldığı zaman, onda bu hareket duyguları, onun vücudunda aksülamel tepki meydana gelir, bu aşağılık duygusunu telafi etmek gayesiyle, kendisini ona ulaştırmak ister. Hedefine ulaşmak için, haddinden fazla ifrat gösterir. Kendi ruhunda ondan geri kaldığına dair herhangi bir duygu, vesvese kalmayıncaya kadar aşırılığını sürdürür. Onunla aynı seviyeye geldiğine inanması için,bu ifrat tek yoldur. Bu geri kalmışlık ukdesi (kompleksi) ister-istemez ifrata vesile olmaktadır. Düşüklük ve ilerlediğini ispatlama kompleksi. Eğer Afrika’ya giderseniz, Avrupa’da eşine rastlayamayacağınız modern binalara rastlarsınız. Cezayir, Tanzanya, Darul İslam ve Güney Afrika’da benzeri az olan bu tür mimari eserler
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma beni.Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna...
"Öyleyse, bende hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım," dedi. "Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturdum yerde beni bulur. (Syf 425)