Şeyma Uğurlu

Şimdi İstanbul'da ne kadar güvercin varsa, belki Paris'te o kadar köpek vardır. Güvercin; bir sevincin, bir yükselişin, bir Umudun simgesi ise; köpek, bir yalnızlığın, korkunun, savunma gereğinin Paris'liye yapışık belirtisi olabilir. Ayrı bir köpek Endüstrisi kurmuşlar sanıyorsunuz!
Sayfa 55·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ya bir gün Ortadoğulular, inançlarının gösterdiği birlik çizgisinde elele verip, "Biz, bütün Ortadoğu ulusları, bir ülkeyiz bundan böyle" derlerse, Batılılar kimleri sömürebileceklerdir?
Sayfa 36·Kitabı okudu
Ortadoğu'yu otuz yıldan fazla bir süre, emperyalizme karşı koruyan ikinci Abdülhamid'di. O, Ortadoğu halklarının, inançlarının çizdiği birlik içinde kalmalarını sağlayan bütün önlemleri almıştı.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Senegalli: "Sizin bir tarihiniz var. Bir ulusun tarihinin olması, ne demektir bilir misiniz? Ona dayanarak ilerilere uzanmak kolay. Bir ulus için tarih o denli gerekli ki! Afrika'nın bağımsızlıklarını elde edeb ulusları içinse durum çok farklı. Bizim, başımızı çevirip bakacağımız bir tarihimiz yok. Varsa bile çok yeni. Bizim Afrika uluslarının tarihi, aşağı yukarı yirminci yüzyıldan öncelere pek uzanmıyor. Halkları ulus yapan kuvvet, tarihten gelir. "
Sayfa 33·Kitabı okudu
Puan vermedi·336 syf.··
2024 1. kitabı
Bu kitap çok derin düşüncelere dalmama sebep oldu. Başta Müslüman bile değilken İslam'a sığınan bir halk görüyoruz. Ortaçağ skolastiğinden kurtulma çabası.. O dönemin Avrupası ve Hristiyanları bir medeniyet kurmuşlar mıydı gerçekten? Yoksa güçlünün hüküm sürdüğü o çıkarcı feodal sistemin bir parçaları mıydı? Şunu söylemeliyimki Avrupa medeniyet nedir bilmez. O gün biz o toprakları fethetmeseydik belkide hala sokakları çöpten geçilmeyen bilimin "b" sinden bihaber olan bir Avrupa görecektik. Nasılda çalmışlar ama yaptıklarımızı. İslam'ı gerici olarak görenler de bunlar değil mi? Zaten bir kesim karşı tarafı bir şeyle suçluyorsa bu onun eksik yönleridir esasında. Bütün bilimlerin kaynağı İslam alim ve filozoflarıyken bunların Avrupaya mal ediliyor oluşu can yakıyor. O dönemde İspanya zoraki değil İslam'ın doğruluğuna inanarak seçti bu dini. Bu toprakların ahengiyle öyle bir kaynaştılarki, asimilasyon değil bir sentez oluştu. Bilimin sanatın ihtişamıyla geçen büyülü bir dönem, ve ortaya çıkan şaheserler.. o altın çağların taştan şahitleri şimdilerde bile hala dimdik ayakta: Elhamra sarayı. "Taşların kalp atışları Hay olan Allah'ı hatırlatır ve O'nun denizinde bir dalga olduğumuzun duygusunu ve bilinicini verir bize" diye bahsediyor yazar kitapta, işte tam olarak öyle. Endülüs'ün kaybı ise içler acısı. Bunun sebeplerine değinmek istemiyorum ama yazık etmişler. Yine de o toprakların İslam'a sarılmış olmasını, oralara nufüz etmesini sağlamış olmak efsane bişey olsa gerek. Bugün bile İslam'ın tesirinde kalmış beldeleri var. Her bir zerresine, uçan kuşuna selam olsun.
Endülüs'te İslamRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2018203 okunma