9/10
·176 syf.·
2026 37. kitabı
Ve senenin otuz yedinci kitabının sonuna geldim.Bir Gün Ya da Bir Günden Daha Az kitabı varlık ve yokluk arasındaki ince çizgide hayata, iletişime, çocukluğa ve evliliğe dair yazarın notlarından oluşuyor.Her bölümde yazar bu konular hakkında gelen soruları da cevaplamış biz okurlara da okumak düşmüş, tavsiye ederim.Her daim kitapla kalın.
Hayata Dair
Bir Gün Ya Da Bir Günden Daha AzTuğba Akbey İnan · Nesil Yayınları · 2021286 okunma
Bazı Yasların Bahçesi Var
Puan vermedi·208 syf.··
2026 42. kitabı
Bazı kitaplar ölümü anlatır, bazıları ise geride kalanların sessizliğini. Bahçıvan ve Ölüm ikinci türden bir kitap. Bir babanın ardından tutulan yasın içinde hafızaya, çocukluğa ve sevginin kalıcılığına dair çok dokunaklı bir yolculuk. Yazar hüzünden çok sevgi anlatmış, çünkü acısının büyüklüğü babasına duyduğu sevginin büyüklüğünden kaynaklanıyor. Kaybın insanın içindeki boşluğu nasıl büyüttüğünü ama aynı zamanda alınlarını nasıl da canlı hale getirdiğini etkileyici şekilde gösteriyor kitap boyunca. Ölüm bir son olmaktan çok geride kalanların zihninde yeni bir varoluş biçimine dönüşüyor. Bu yüzden beni en çok, "Bir insan gerçekten ne zaman ölür?" sorusuna itti. Belki de bir insan, onu son hatırlayan kişi kişi sustuğunda ölüyordur... Sade, derin dile sahip, kişisel bir yas hikayesini evrensel bir deneyimine dönüştürdü. Bitirdiğinizde hüzünleniyorsunuz ama aynı zamanda sevdiklerimizi yaşatan şeyin anılar olduğuna bir kez daha inanıyorsunuz.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·64 syf.··
2026 57. kitabı
Annie Ernaux’nun Bir Kadın adlı eseri, bir annenin ölümünün ardından yazılmış sıradan bir yas anlatısından çok daha fazlasıdır. Yazar, annesinin yaşamını ve ölümünü anlatırken aynı zamanda kendi geçmişiyle, sınıfsal kökenleriyle ve kimliğiyle de hesaplaşır. Eserde yer alan “Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları, gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.” sözleri, romanın temel duygusunu yoğun bir şekilde yansıtır. Bu ifadelerde anne yalnızca sevilen bir insan değil, aynı zamanda geçmişin taşıyıcısı olarak karşımıza çıkar. Ernaux için annenin kaybı, çocukluğa açılan kapının kapanması anlamına gelir. Annenin sesi ve varlığı, yazarın bugünkü kimliği ile geçmişteki benliği arasında bir köprü işlevi görmektedir. Bu nedenle ölüm, sadece bir yakının yokluğu değil, aynı zamanda kişinin kendi tarihinin bir bölümünü kaybetmesidir. Ernaux’nun anlatımındaki en dikkat çekici özelliklerden biri duygusallığı abartmadan derin bir etki yaratabilmesidir. Yazar, yalın ve nesnel görünen diliyle okuru doğrudan gerçeğin içine çeker. Bu sadelik, kaybın ağırlığını daha da görünür kılar. Alıntıda geçen “Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu” cümlesi ise bireysel yasın ötesine geçerek aidiyet, sınıf ve köken meselelerini gündeme taşır. Çünkü anne, Ernaux’nun geride bıraktığı işçi sınıfı dünyasının son temsilcisidir. Sonuç olarak Bir Kadın, bir annenin yaşam öyküsünü anlatırken insanın geçmişiyle kurduğu bağı, belleğin önemini ve ölümün kimlik üzerindeki etkisini sorgulayan güçlü bir eserdir. Ernaux, kişisel bir deneyimi evrensel bir anlatıya dönüştürerek okura, kaybettiklerimizin yalnızca insanlar değil, aynı zamanda bizi biz yapan parçalar olduğunu hatırlatır.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,897 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:30
Tarık Tufan’ın Hayal Meyal romanı, kısa ama derin izler bırakan, ölüm, pişmanlık, aşk ve geçmişle yüzleşme temalarını işleyen etkileyici bir kitap. Romanın kahramanı ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hayatının son döneminde geçmişiyle hesaplaşır. Geçmişe yaptığı bu yolculuk yalnızca fiziksel bir dönüş değil, aynı zamanda çocukluğa, kayıplara ve yarım kalmış duygulara yapılan içsel bir seyahattir. Tüm bunları yazar anlatırken şiirsel ve duygusal anlatım kullanmıştır. Hayal Meyal, Tarık Tufan'ın okuduğum kitapları arasında en çok beğendiğim kitap oldu.
Hayal MeyalTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20207,3bin okunma
8/10
·56 syf.··
2026 48. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Hani burnumuza eski bir koku gelir ya o özlediğimiz bir tadın kokusudur eskiler naftalin kokusu der sanırım ben kitabı okurken o kokuyu hissettim yazar eskilere götürmek istemiş bizleri belkide bir çoğumuzun düşüncelere daldığı keşke o ana gitsem biraz daha özlem giderirdim dediği o eskiye çocukluğa sanırım sayfalarca şey yazabilirim ama kitabımız çok kısa birde yazarımız şiirsel bir dil kullanarak yazmış resimlerle de renklendirmiş. Kitapta geçen bir yazı çok hoşuma gitti sizlerle de paylaşmak istedim. ️EŞİK Eşik yerlisiyim ben.Hep geçmek üzereyim kapılardan,köprülerden,derelerden,tepelerden,dağlar,denizler,köyler,kentler ve kendimden. Duruyorum,geçiyor zaman. Yürüyorum,geçmiyor eşik.
KasnakNafia Akdeniz · Yitik Ülke Yayınları · 202510 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı olayların bir noktasını,odağını ve bir kesiti yalın bir dille anlatan öykülere sahip kitabın ikinci öyküsü ise Dilsiz Kırlent’tir.Öykünün diline adeta nesneler eşlik eder.Nesnelerin karakterlerle özdeşen varlıkları,kokuları vb ninimalist bir anlatıma sunulmuştur.İki kadının ağrısını,sızısını anlatan ve özlemek üzerine kurulu olan bu öykü,ilk öyküye de bir selam verir. Gençliğin Ertesi...Gençken beklediği beyaz atlı prens ile gerçekler çarpışırken İsmet,gerçeği gençliğinin ertesinde, olgunluk döneminin başlarında kavrar.”Beni okutun” dediğinde, “mutsuzum”diye haykırdığında kendisini dinleyen tek bir kişiyi bulamamış olan İsmet,boşanma kararı aldığında artık koca bir kadındır ama ataerkil düzen,kadın üzerinde o sessiz şiddetini çoktan kurmuştur.Yer yer bilinç akışı,yer yer de geriye dönüş teknikleriyleil anlatılan öykünün en etkileyici yanı,acının,karakterin kişilik özelliği olan “deli kız” üslubu ile aktarılmasıdır.Öykünün finali de bu bağlamda hayli absürttür.Bir gençlik illüzyonunun kaybı,sevgisiz hayatın peşin ödenen bedeli,ve gitgide artan hayal kırıklıkları,içe işleyen bir dille anlatılır. Genel olarak ölüm ve ölenin ardında kalanlar üzerine yazılan öykülerden biri olan Ada Rüyası, şiirsel bir anlatıma sahiptir.Doğrusal ilerlemeyen bu öykü tıpkı rüyalar gibi;atlamalı,sıçramalı, imgeseldir.Öykü boyunca sesler,renkler,kokular birbirine
Kelebek ÇalısıAslı Sökmen Gediz · Potkal Kitap Yayınları · 20262 okunma