günєş αltunkαş ~ чєdí̇ günlük sєssí̇zlí̇k
Selamm..bugün sizlere kalemiyle yeni tanıştığım @gunesaltunkas dan #yedigünlüksessizlik paylaşımı ile geldim.
Akıcı ve dingin anlatımı ile daha ilk anda kitabın akışına bağlayan yazarımız oluşturduğu karakterlerin backroundları ile de,merak duygusunu tempoyu arttırarak kitabın sonuna kadar devam ettiriyor.
Bu gerçekten severek okuttu.
Bu kitap size çok iyi bildiğimiz bir dünyayı,farklı bir açıya aynayı çevirip tekrar bakmanızı ve kesinlikle sorgulamanızı sağlıyor. Ve tam olarak bir farkındalık kitabı!!
Nişantası'nda aynı mahallede çocukluk arkadaşı beş genç.Cem,İpek,Emre,Tuna ve Kader. Cem başarılı, karakterli üniversite sınavına hazırlanan bir genç. Aynı zamanda o bir CODA, sağır ve dilsiz bir annenin oğlu. Sevgiyle büyüten annesini kaybeden Cem,şimdilerde babasının ilgisizliği ve çirkin özel hayatının etkilerini yaşıyor.
Maçka parkındaki alışılagelmiş buluşlamalarında arkadaşları Kader'in teklifi ve biraz da baskısı üzerine bir haftalık sürecek ve bütün elektronik eşyalarından, sosyal hesaplarından uzak duracakları bir meydan okumaya karar verirler.
Kader'in teklifi ile bütün elektronik aletler toplanır ve hiçbir zaman sosyal medya ile işi olmayan Cem'e 7 gün sonra almak üzere teslim edilir.
Bu arada rutin buluşmaları devam edecektir. Hayatlarının büyük bir kısmını işgal eden sanal ortamdan uzaklaştıkça birbirlerini ne kadar az tanıdıkları ve hayatlarındaki dramlar yavaş yavaş ortaya çıkar..
Kitabın bu noktadan sonrası bana, tüm karakterlerin kırıkları ve acılarını iliklerime kadar hissettirdi. Beş arkadaşın hayatına farklı bir aynadan bakarken kendi hayatımıza da bu aynayı çevirdiğimizde neleri kaçırdığımızı düşündürdü.
Dram ağırlıklı bir kitap olsa da akıcı kurgusu merak uyandıran karakterleri verdiği sosyal mesaj
Herkesin konuştuğu bir dünyada, sessiz kalmak bir direniş midir?
Yedi Günlük Sessizlik, Nişantaşı sokaklarında birlikte büyümüş ve artık üniversite çağına gelmiş beş arkadaşın ani bir meydan okuma ile bir hafta boyunca sosyal medya hesaplarını kapatması ile başlıyor. Ana karakterimiz Cem bir CODA. Sağır ve dilsiz annesi tarafından tabiri caizse çiçek gibi yetiştirmiş bir genç. Hızla gelişen bir hastalıkla, üstelik de tam üniversite sınavına gireceği sabah annesini kaybeden Cem, çapkın ve acımasız babası ile başbaşa yaşamaya mecbur kalıyor.
Okuduğumuz yedi günde Cem ve arkadaşları tüm sosyal medya hesaplarını dondurup, cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi tüm elektronik cihazlarını da kapatarak bir haftalık detoksa başlıyorlar. Her akşam Maçka Parkında buluşup günlerinin nasıl geçtiğini değerlendirmek üzere ayrıldıkları andan itibaren gruptaki herkesin hikâyesi, geleceği şekillenme başlıyor, kararlar alınıyor, harekete geçiliyor.
Temposu giderek hızlanan bu kitabı okurken hep bir gençlik dizisi olsa ne keyifle izleyeceğini düşündüm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Konya Kuzem ile başlangıç seviyesinde işaret dili eğitimi aldım 3 ay boyunca, biten kursumun ardından pratik yapmak için bu kitabı aldım, memnun kaldım. Bir CODA olarak bu kitabı tavsiye ediyorum :)
Fransa'da doğmuş, Alman edebiyatı için ürünler vermiş, meslektaşı Darwin gibi uzun geziler sonucu botanikbilimine dair keşiflerde bulunmuş yazarın bu öyküsü -ki kısa roman (uzun öykü) sayılabilecek novella'dır- Goethe'nin Faust'unun ilk bölümünün yayımlanmasından 6 sene sonra, 1814 yılında okuyucuyla buluşur (ikinci kısım için 1832'yi beklemek gerektir). Her iki eserin de öncesinde, Thomas Mann'in de meşhur romanına adını verdiği Doctor Faustus, Faust mitinin 16.yy sonlarında kaleme alınmaya başlamasından sonraki ilk büyük esere Shakespeare'in erken yaşta aramızdan "ayrılan" rakibi Christopher Marlowe'nin ellerinde kavuşur. Bu girizgahtan sonra, Sabahattin Ali'nin tercümesi için kollarını sıvadığı hikayeyi kısaca mercek altına alalım.
Eserin tanıtımında zaten konusuna vakıf olduğumuz alışveriş pek çabuk hayat bularak okuru öykünün içine çeker. Gölgesi karşılığında aldığı talih kesesi ile, Buzzati'nin Büyülü Ceket'i misali, önce gözlerinin kamaşmasını, sonra sonra Yasın Beş Safhası (Kübler-Ross modeli) misali içinde bulunduğu gizemli durumu inkar ve öfke ile karşılayıp, tüccarı aradığı süreç içerisinde depresyona girdikten sonra, bir araya geldiklerinde pazarlığa girişip, en sonunda da boyun eğme ve kabul ile karakter gelişimini tamamlamasını bekledim.
Lakin daha ilk sayfalarda gölgesizliğinin "cahil" halk tarafından kafir addedilecek denli ağır şekilde karşılandığını ve hemen pişman olduğunu görüyoruz -ki bu akıcılığı olmasa da, gizemi ve bizi beklediğini umduğumuz diğer sürprizleri bertaraf eden bir gelişme. Araya serpiştirilen romanslar değil ancak uşağıyla kurduğu dostluk yan tema olarak öyküyü güçlendiriyor. Tıpkı Binbir Gece Masalları'ndaki gibi, gizemli satıcı 1 yıl sonra geri gelip yeni bir teklif sunacağını söylüyor ve yine bu masallara uygun biçimde tarihin